(6831 S. K. m. 1, 17)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Cumhuriyet Mah. 387 ada 11 parsel sayılı 320 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesiz olarak ağaçlık niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına müştereken tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1.maddesine göre orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; Orman mühendisi bilirkişi, resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma ve inceleme sonucu düzenlediği raporunda, çekişmeli taşınmazın 40 yaşını geçmeyen kısmen doğal yollarla, kısmen emekle yetiştirilen kızılağaçlarla kaplı olduğunu, üzerinde yer yer kestane ağaçlarının da bulunması nedeniyle orman görünümünde bulunmasına karşın sonuç olarak çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmiş, ancak kestane ağaçlarının sayısı, yaşı, kapalılık derecesi, aşılı olup olmadıkları açıklanmamış, kızılağaçların emekle ya da doğal yolla yetişen kızılağaçların oranı belirlenmemiştir. Diğer taraftan, özel ormanların devletleştirilmesine ilişkin 4785 sayılı yasanın 2/B maddesi; sahipli, yani tapulu taşınmazlar üzerindeki aşısız kestane ormanlarını, yine aynı yasanın 2/C maddesi de emekle yetiştirilmiş kızılağaçlıkları devletleştirme dışı bırakmıştır. Somut olayda; davalıların tutunduğu tapu kaydı olmadığına göre, taşınmazın belirlenen eğimi ve bitki örtüsü gözönünde bulundurulduğunda 4785 Sayılı Yasa karşısında hangi nedenle, ne şekilde orman sayılmayan yerlerden olmayacağı raporda ve mahkeme kararında tartışılmamıştır. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.7.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
6831 Sayılı yasanın 17/1-2. Maddesi gereğince "Devlet Ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir surette yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir surette eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur".
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenlerle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat, ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay Uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerler dışında hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumaktır.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Mahkemece, öncelikle dosyaya getirtilmeyen çekişmeli taşınmazın komşu parsellerinin kadastro tespit tutanakları ve var ise esas alınan tapu ve vergi kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm değişikliklerini gösterir şekilde, kadastro tespitleri kesinleşmiş ise bu yolla oluşan tapu kayıtları ve dava konusu olmaları halinde ilgili dava dosyaları getirtilip dosyaya eklenmeli, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte,en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, komşu taşınmaz dayanaklarının bu yönü ne olarak nitelendirdiği, belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 1.6.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.6.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların cinsi, yaşı, kapladığı alan ve kapalılık derecesi, hakim ağaç türü, kızılağaçların emekle yetiştirilenlerin ayırıcı özellikleri ve bu niteliğinin hangi esaslara göre tayin edildiği, emekle yetiştirilenler ile doğal yolla yetişenlerin birbirine oranı ve kapladığı taşınmaz bölümleri ayrıntılı biçimde belirlenmeli; çekişmeli taşınmazın orman bütünlüğü içindeki, orman içi açıklığı olup olmayacağı bilirkişi raporunda tartışılmalı; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/11/2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy