(3402 S. K. m. 4, 20/C, 45)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddine yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Karabulduk Köyü Çağlayan Mahallesi 133 ada 79 parsel sayılı 1341.77 m2 yüzölçümündeki dava konusu bu parsel de içinde olmak üzere 133 ada 72, 73, 74, 77, 78, 79, 87 ila 91, 96, 97 parsellerle öncesinin bir bütün olduğu ve Haziran 1289 tarih ve 197 numaralı tapu kaydı ile bunun gittisi olan pay tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, tapu malikleri ve mirasçıları arasında yapılan harici paylaşım sonucu davalıya düştüğünden söz edilerek 30.03.1998 tarihinde düzenlenen tutanakla davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Genel Müdürlüğü taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; aynı kök tapu kaydından gelen tapu kayıtlarına dayanılarak tespit tutanağı düzenlenen taşınmazların, mahkemenin ayrı ayrı dava dosyalarında Orman Yönetimi tarafından aynı nedenle dava konusu edildiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun ilk orman kadastro işlemi olduğu ve dava konusu taşınmazlar yönünden kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Haziran 1289 tarih ve 197 numaralı tapu kaydı doğusu kıran, batısı Salih, kuzeyi ve güneyi Kör Hüseyin okuyan, doğu sınırı itibariyle gayri sabit nitelikte sınır içeren, üç dönümlük tarla kaydı olup miktarından çok fazlaya revizyon görmüştür. Kayıt 3402 sayılı yasanın 20/C maddesi gereğince bir plan veya krokiye dayanmadığından ancak miktarı ile geçerlidir. Keşifte ifadesine başvurulan yerel bilirkişi dayanılan tapu kaydının sınırların izafi olarak tarif etmiş ve çekişmeli taşınmazın bu tapu kaydı kapsamında kaldığını bildirmişse de, tüm revizyon parselleri kayıtları ve bu parselleri dıştan çevreleyen taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları getirtilmediğinden yerel bilirkişi sözlerini denetleme imkanı yoktur. Mahkemece çekişmeli taşınmazın dayanak tapunun sınırları ve miktarı ile hüküm ifade eden kapsamı içinde kalıp kalmadığı ve miktar fazlası bölümlerin nereden geldiği usulünce belirlenmemiştir.
O halde, davanın sağlıklı ve hukuki bir sonuca ulaştırılması için aynı adalarda aynı tapu kaydının revizyon görmesi sonucu tespitleri yapılan tüm parsellerden biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği gözönünde bulundurularak, bu parsellerden halen mahkemede dava konusu olanlar varsa H.Y.U.Y.'nın 45. maddesi gereğince dava dosyaları birleştirilmeli, yine öncesi bütün olan parselleri bir arada gösterir pafta fotokopi örneği kadastro müdürlüğünden getirtildikten sonra bu parselleri dıştan çevreleyen taşınmazların parsel numaralarının tespiti ile onlara ait tutanak örnekleri ile dayanağı belgeler değişiklikleri ile bulunduğu yerden istenilmeli ve bir düzen dahilinde dosyaya eklenmeli, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre, yapılan orman tahdidine ait harita ve tutanak örnekleri getirtilerek dosyaya keşfe hazır hale getirilmelidir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş, iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukuki değerlerini yitirirler. 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesi, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olabilir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp, bu harita ile irtibatı duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren haritanın yapım tarihi, haritadaki renkleri, memleket haritasının kenarında yer alan işaretleri aynen gösteren ve işaretlere göre çekişmeli taşınmazların bulunduğu kesimin veya tekabül ettiğini belirleyen yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı bilirkişilerin onayını taşıyan birleşik kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, parselin tespitine esas alınan tapu kaydı yerine uygulanarak her sınır hakkında bilirkişilerden yeterli ve inandırıcı bilgi alınmalı, bilirkişi sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtlarıyla denetlenmeli, tespit tapusunun değişir sınırlı olduğu gözönünde bulundurularak sınırda eylemli orman ya da orman sayılan taşınmazların bulunması halinde, tapu kaydının kapsamının 3402 sayılı yasanın 20/C maddesine göre yüzölçümüne değer verileceği nazara alınmalı, orman ve fen bilirkişilerinden, parsellerin tümü üzerinde orman incelemesi yapılmış ve tapu kaydı uygulanmış haliyle öncesi bütün olan parseller ile komşu parselleri bir arada gösterir kroki üzerinde tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı ve kayıt miktar fazlası kesimlerinin ayrı ayrı renklerle işaretlenerek keşfi izlemeye olanak verir biçimde birleşik haritalı rapor alınmalı, bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24/05/2001 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy