(6831 S. K. m. 1, 17) (3402 S. K. m. 45)
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında Sakarlı Kasabası Cumhuriyet Mahallesi 131 Ada 1 parsel sayılı 8862 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, fındık bahçesi niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazın 550 m2lik kısmının 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tesbitteki gibi davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapıldığı fakat çekişmeli taşınmazın bir işleme tabi tutulmadığı yönetimce bildirilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun yapıldığını ve kesinleştiğini ancak çekişmeli yerin orman tahdit haritası kapsamı dışında olduğunu, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda ise yönetimin yazısını tekrarla çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritası kapsamı dışında olduğunu en eski tarihli memleket haritası uygulanmasına göre, çekişmeli taşınmazın tamamen orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Dosya içindeki belgeler ve bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman tahdidi yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihte, hangi yasa hükümlerine göre yapıldığı, ne zaman ilan edildiği, çekişmeli taşınmazın ne gibi işlem gördüğü, uygulandığı bildirilen memleket haritasının hangi tarihli olduğu konuları açıklığa kavuşturulmamıştır. Orman tahdidinin yapılıp yapılmadığı olgusu ile orman tahdidi yapılmasına karşın taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmış olması birbirinden farklı konulardır. Dosya içinde bulunmayan Dairenin iade kararı üzerine orman tahdit harita ve tutanakları işe başlama ve sonlandırma tutanakları gönderilmediği halde, bilirkişilerin yörede orman tahdidinin yapılıp kesinleştiği belirtilip, daha sonra da çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası kapsamı dışında olduğu biçiminde görüş bildirmesi açık bir çelişkidir.
Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği tahdit haritasının uygulanması suretiyle belirlenebilir. Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
O halde, mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, Sakarlı kasabasında yapıldığı ifade edilen orman tahdidi ya da kadastrosuna ilişkin işe başlama ve sonlandırma tutanakları ile tahdit harita ve tutanakları gibi tüm belgeler çekişmeli taşınmazın dosya içinde bulunmayan kuzey ve güney komşularının kadastro tesbit tutanakları ve dayanakları olan vergi ve tapu kayıtları getirtilip dosya arasına konulmalı, böylece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu olup olmadığı, arazi kadastro tesbiti tarihine kadar kesinleşip kesinleşmediği belirlenerek, dosya keşfe hazır hale getirilmeli; bundan sonra önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi bir ziraat uzmanı ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, tesbit tarihinden önce kesinleşmiş orman tahdidi söz konusu ise, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, kesinleşmiş orman tahdidi söz konusu değil ise; getirtilen memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları çekişmeli taşınmaz ile birlikte en azından ada bazında çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; memleket haritasında bu taşınmazlarının tümünün bulunduğu yer saptanarak işaretlettirilmeli ve memleket haritasının ölçeği büyütülerek aynen bu bölgede bulunan orman yönetimi tarafından dava konusu edilmiş parsellerin birleştirilmiş kadastro paftaları üzerine yansıtılıp, bu haritalarla irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Diğer taraftan 6831 Sayılı yasanın 17/1-2. maddesi gereğince devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir surette yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir surette eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenlerle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. Maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerler dışında hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir. Yasanın amacı orman bütünlüğünü korumaktır.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Açıklanan konular gözetilerek çekişmeli taşınmazların çepeçevre komşularının niteliğine göre, etrafları orman alanları ile çevrili ise mülkiyet belgesi, tapu kaydı olmadığı takdirde bu tür yerlerin 6831 sayılı yasanın 17/1-2 maddesine aykırılık teşkil ettiği düşünülmeli, bütün bu konuları kapsayacak, duraksamaya yer vermeyen ortak imzalı rapor ve kroki alınıp bundan sonra bu rapor ve haritaların onaylı bir örneği aynı yörede bulunan bağlantılı tüm dava dosyalarına konmalı, böylece taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin biçimde saptanmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 17.05.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy