(4785 S. K. m. 1, 2) (3402 S. K. m. 14, 15)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: "Orman araştırması ve tutunulan tapu kaydı uygulaması yetersiz olduğundan, öncelikle tutunulan tapu kaydı revizyon komşularının ve dayanağı olan kayıtların getirtilmesi, yeniden yapılacak keşifte, uzman bilirkişi kurulu vasıtası ile çekişmeli taşınmazın 6831 SayılıYasanın 1. maddesine göre orman ya da orman toprağı olup olmadığının belirlenmesi, orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde tutunulan tapu kaydının yaşlı yerel bilirkişi ve tanık gösterilecek olursa tanık sözlerinden yararlanılarak uygulanması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu kayıtlarla denetlenmesi, bilirkişilere uygulamayı gösteren kroki ve rapor tanzim ettirilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı gerçek kişilerin davasının kabulüne ve dava konusu parselin davacı Sabri Ocak Mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Kadastroca, çekişmeli Alivara birliği, 41 parsel sayılı taşınmaz 11790 m2 yüzölçümünde, fındık bahçesi niteliğiyle, 156 tahrir numaralı vergi kaydı, Şubat 1335 tarih 27 sıra numaralı ve Mart 1939 tarih 59 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak, 75 parsel sayılı taşınmazda fındık bahçesi niteliğiyle 138 tahrir vergi kaydı, Şubat 1335 tarih 28, Mart 1939 tarih 60 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak, 1/4 hisse Sabri Ocak, 3/4 hisse Hazine adına 23.05.1957 tespit edilmiş, Salim oğlu Sabri O. gerekçe göstermeden, tutanağın mahsus sütununa kayıt ettirerek, 11.02.1958 tarihinde tespite itiraz etmiş, itiraz üzerine tutanak ve ekleri gezici arazi kadastro mahkemesine devredilmiş, Sabri O., 20.07.1960 tarihli oturumda: davaya konu taşınmazların, Rumların malı iken, mübadil Hüsnüye verildiğini, kendisinin de taşınmazların tamamını bu şahıstan haricen satın aldığını ve kendisinin zilyetliğinde olduğunu iddia etmiştir. Yargılamanın tüm aşamalarında davacı taraf aynı savı tekrar etmiş ve tespitte esas alınan tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunmuşlardır.
Çekişmeli 41 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan, Şubat 1335 tarih 27 ( 27 sıra numarası yanlıştır 28 sıra numaralı olması gerekir )sıra numaralı tapu 3/4'lük hisse ve Mart 1939 tarih 59 sıra numarasında 1/4 hisse tapularının tesis kaydı, Nisan 1289 tarih ve 306 sıra numaralı Alivara Köyü Yukarı Toymuş mevkiinde kain 13 dönümlük hakkı karar ile oluşan hudutlarında Süleyman ve Cadde ve Kaya ve Hacı Mehmet Ağa okuyan Ahmet Bini Mustafa adına kayıtlı tapu olup, Ağustos 1309 tarih ve 8 sıra numarasında, aynı nitelik, miktar ve sınırları içererek Mustafa'nın satışı ile Çakıroğlu Yorgi ve veledi Lazariye geçmiş, Şubat 1335 tarih 22 sıra numarasında, Doğusu Numan oğlu Hacı Mehmet Ağa, Kuzeyi kaya, Batısı cadde ve Güneyi Süleyman tarlası olarak, Yorginin ölümü ile evladı Panayotun satışı ile 1/4 hisse Yorgi oğlu Lazariye geçmiş, Şubat 1335 tarih 28 sıra numarasında, 3/4 hisse Yorginin diğer mirasçılarına aitken Rumlara ait defterin 1327. sırasına kaydedilerek mübadele anlaşmaları ve özel yasaları gereğince mülkiyeti devlete intikal etmiş, Kasım 1930 tarih 96 sıra numarasında aynı miktar, sınır ve yüzölçümü ile Yorgi oğlu Lazariden devlete intikal eden 1/4 hisse, 15.08.1930 tarihinde mübadil Türklerden selanik muhaciri Hüseyin Hüsnü Beye tevzi edilmiş ve adına tapu kaydı oluşmuş, Mart 1939 tarih 59 sıra numarasında bu 1/4 hisseyi, Hüseyin Hüsnü isimli şahıs, Salim oğulları Sabri O., Faik O. ve Hulisi O'ya satmış olmakla tapunun 1/4 hissesi Salim çocukları Sabri, Hulisi ve Faik O. adına, 3/4 hisse ise Şubat 1335 tarih 28 sıra numarasında mübadil Rumlardan terk yer olarak ilgili defterinin 1327. sırasına kayıt edilmekle Hazineye aittir. Yine 41 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 156 tahrir numaralı vergi kaydı, 2000 m2 yüzölçümündeki Doğusu ve Güneyi yol, Batısı Sabri Ocak, Kuzeyi sahibi tarla okuyan Sabri O. adına olan kayıttır.
Çekişmeli 75 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan, Şubat 1335 tarih 28 sıra ( 28 sıra numarası yanlıştır 27 sıra numarası olması gerekir )numaralı tapu 3/4'lük hisse ve Mart 1939 tarih 60 sıra numarasında 1/4 hisse tapularının tesis kaydı, Nisan 1289 tarih ve 308 sıra numaralı Alivara Köyü Aşağı Keşkül mevkiinde kain 13 dönümlük hakkı karar ile oluşan, hudutlarında cadde ve Yukarı Toymuş ve pınar ve düz, okuyan Ahmet Bini Mustafa adına kayıtlı tapu olup, Ağustos 1309 tarih ve 7 sıra numarasında, düz sınırı hark olarak değişip diğer sınırları aynı olmak üzere aynı nitelik ve miktar ile Mustafa'nın satışından, Çakıroğlu Yorgi ve veledi Lazari'ye geçmiş, Şubat 1335 tarih 21 sıra numarasında, Doğusu Yukarı Toymuş, Batısı Hark, Kuzeyi dere ve Güneyi pınar olarak, Yorgi'nin ölümü üzerine evladı Panayot'un hissesini satışı ile 1/4 hisse Yorgi oğlu Lazari'ye geçmiş, Şubat 1335 tarih 27 sıra numarasında, 3/4 hisse Yorginin diğer mirasçılarına aitken Rumlara ait defterin 1327. sırasına kaydedilerek mübadele anlaşmaları ve özel yasaları gereğince mülkiyeti devlete intikal etmiş, Kasım 1930 tarih 95 sıra numarasında aynı miktar, sınırlar yüzölçümü ile Yorgi Oğlu Lazari'den devlete intikal eden 1/4 hisse, 15.08.1930 tarihinde mübadil Türklerden selanik muhaciri, Hüseyin Hüsnü Beye tevzi edilmiş ve adına tapu kaydı oluşmuş, Mart 1939 tarih 60 sıra numarasında bu 1/4 hisseyi, Hüseyin Hüsnü isimli şahıs, Salim oğulları Sabri O., Faik O. ve Hulisi O'ya satmış olmakla tapunun 1/4 hissesi Salim çocukları Sabri, Hulisi ve Faik O. adına, 3/4 hisse ise Şubat 1335 tarih 27 sıra numarasında mübadil Rumlardan terk yer olarak ilgili defterinin 1327. sırasına kayıt edilmekle Hazineye aittir. Yine 75 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 138 tahrir numaralı vergi kaydı, 4000 m2 yüzölçümündeki, Doğusu fundalık ve Güneyi kah, Kuzeyi ve Batısı Mazhar Fidan, sahibi tarla okuyan Sabri O. adına olan kayıttır.
Mahkemece tespitte esas alınan tapu kayıtlarının çekişmeli 41 ve 75 parsellere uymadığı, çekişmeli taşınmazların kuzeyindeki, 35 ve 40 parsellere uygulanan Haziran 1288 tarih 894 sıra numaralı tapudan gelen Nisan 1950 tarih 35 sıra numaralı tapu ve tedavüllerinin kapsamında kaldığı gerekçesiyle 3402 sayılı yasanın 13/A-b maddesi gereğince, aynı zamanda 41 ve 75 parsellere uygulanan tapularda 1/4 hissenin maliklerinden olan Sabri O. mirasçıları davacılar adına taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki; bozma sonrası keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanları, komşu parsellere uygulanan tapu kayıtlarının malik ve sınırları ile karşılaştırıldığında, uygulama; bir kısım komşu parsel kayıtları getirtilmediğinden ve Süleyman yerinin 65, 66 ve 67 parsellerin bulunduğu yer olduğuna ilişkin 11.07.1969 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişinin komşu kayıtlarla denetlenemeyen izafi sözleri ile yetinilmesi nedeni ile yetersiz olmasına karşın; son keşifte görev yapan yerel bilirkişi sözleri ile dosya içindeki tapu kayıtları birlikte incelendiğinde, 41 parsel sayılı taşınmaza uygulanan Nisan 1289 tarih 30 sıra numaralı tapudan gelen tapu kayıtlarının, doğu sınırında okunan Numan oğlu Mehmet 41 parselin doğusundaki 42 parsele uygulanan Nisan 1950 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydının geldisi olan, Haziran 1288 tarih 893 sıra numaralı tapu kaydı maliki olup, bu tapu kaydının bir tarafını Gökçeoğlu Ahmet Okuduğu ve Gökçeoğlu Ahmet'in ise, 41 parsele uygulanan tapu kayıtlarının ilk maliki Mustafa'nın babası Ahmet olduğu, 41 parsele uygulanan tapu kayıtlarının güney sınırındaki Süleyman'ın 65, 66 ve 67 parsellerin bulunduğu yerin maliki evveli olduğu, kuzeydeki kaya sınırının 75 parselin batısı ve kuzeyinden başlayan orman içindeki kayalık bölüm olduğu, cadde sınırının da 75 parselin batı sınırını takip eden köy yolu olduğu, ( Oysa, 54 ve 71 parseller ile arada da yol mevcuttur. )75 parsele uygulanan Nisan 1289 tarih 308 sıra numaralı tapudan gelen tapu kayıtlarındaki, Aşağı Keşkülde mevkiinin aslında Keşekli mevkii olduğu ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu mevkiine verilen isim olduğu, cadde sınırının 75 parselin batısından geçen köy yolu olduğu, Yukarı Toymuşun çekişmeli 75 parselin batı tarafında 300-400 metre ilerdeki mevkii ismi olduğu, pınarın 67 ila 72 parsel arasındaki eskiden mevcut olan şimdi kurumuş su kaynağı olduğu, harkın ise bu pınardan çıkıp 75 parselin güneyinden geçen kurumuş dere yatağı olduğu anlaşılmaktadır. Yine, 40 ve 35 parsellere uygulanan tapu kayıtlarının bir hududunun Gökçeoğlu Ahmet okuduğu, Gökçe oğlu Ahmet'in 41 ve 75 parsellere uygulanan tapu kayıtlarının maliki Mustafa'nın babası Ahmet olduğu, güney taraftaki yol ötesinde bulunan 65 ila 72 parsellere uygulanan 1289 tarih 985/558 numaralı ( Ay belli değildir )tapuda malikin Gökçeoğlu Ahmet bini Mustafa olduğu, Kuzeyi yukarı toymuş, Doğuyu saz, Batıyı Mehmet, Güneyi kaş okuduğu, kuzeydeki Yukarı Toymuşun 300-400 metre kuzey batıda mevkii ismi olduğu, doğudaki sazın 51 parsel sayılı taşınmazın doğusundaki bataklık alan olduğu, kaşın 69 ve 70 parsellerin bulunduğu ormanlık yer olduğu anlaşılmaktadır. Fen elemanı bilirkişi 75 parselin tespitinde esas alınan tapuların doğuyu yukarı toymuş okuması ve 41 parsele uygulanan tapunun mevkiinin Yukarı Toymuş olması nedeni ile çekişmeli taşınmazların bulunduğu yeri kapsamadığını 35 ve 40 parsellere uygulanan tapuların sınırında okunan pınarın 67 ve 72 parsellerin sınırında yer alan kurumuş pınar olduğundan, 34 ila 40 parsellere uygulanan Haziran 1288 tarih ve 894 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığı bildirilmiştir.
Davacı taraf, davanın başından bu yana, çekişmeli taşınmazın tespitte esas alınan tapuların kapsamında kaldığını, ancak tamamını Selanik muhacirlerinden Hüseyin Hüsnü Efendiden satın alarak zilyet olduklarını iddia etmektedir. Tapuların miktarına yönelik bir iddiaları olmadığı gibi, başka bir tapu kaydına da tutunmamışlardır.
Yunanistan ve Türkiye Cumhuriyeti arasında Türk ile Rum ahalisinin değişimiyle bunların elindeki taşınır ve taşınmaz malların intikali sorunlarını çözebilmek için 30.01.1923 tarihinde bir sözleşme imzalanmış, bu sözleşme 23.08.1923 tarih ve 340 sayılı yasa ile onaylanmıştır. Daha sonra bu sözleşmenin uygulanmasından doğan sorunların giderilmesi için 10.06.1930 tarihli Ankara sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşme de 17.06.1930 tarih 1725 sayılı yasa ile onaylanmıştır. Bu anlaşmalar ile değişime tabi tutulan Rumların Türkiye'de bıraktıkları taşınır ve taşınmaz mallar, değişimden müstesna olanların İstanbul dışındaki taşınmaz malları, değişimden müstesna olmakla birlikte, dönüş hakkından mahrum edilenlerin İstanbul içindeki ve dışındaki taşınmazları, dönüş hakkından yararlananların, İstanbul dışında bulunan taşınır ve taşınmaz malları, Türk Hükümetinin mülkiyetine geçmiştir. Söz konusu anlaşmalar uyarınca devlete kalan malları bu anlaşmalar kanunla onaylanmış olduğu için kanun hükümleri ile devlete kalan taşınmazlar olarak zamanaşımı ile kazanılamazlar.
Keşif ve tapu uygulaması yeterli olmamakla birlikte, çekişmeli taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyduğuna ilişkin yerel bilirkişi sözleri olduğu ve tespitte esas alınan tapu kayıtları sınırlarının bir kısmının yeri komşu taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıtları ile karşılaştırıldığında doğru olduğu halde, fen elemanı bilirkişinin masa başında soyut değerlendirmelerine dayanılarak 34 ila 40 parsellere uygulanan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyduğu kabul edilemez. Kaldı ki; davacı tarafın böyle bir iddiası da yoktur. O halde, davanın mübadil rumlardan kanun gereği Hazineye intikal eden ve Hazine adına tapuda kayıtlı 3/4 hisseye yönelik olduğu, tapunun miktarına ilişkin veya kapsadığı alana ilişkin bir davanın bulunmadığı, Orman Yönetiminin davası ve aktif katılımı bulunmadığı, kanun gereği mübadil Rumlardan devlete intikal eden taşınmazların, zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı, gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yolunda hüküm kurulması isabetli değildir. Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazların 34 ila 40 parsellere uygulanan tapunun kapsamında kaldığı ve tapu malikleri arasındaki taksim ve 20 yıldan fazla süren zilyetlik sonunda davacı tarafın lehine 3402 sayılı yasanın 13/A-b şartlarının gerçekleştiğini kabul etmek de doğru değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın kuzeyindeki, 34 ila 40 parsellere uygulanan Haziran 1288 tarih 894 sıra numaralı tapudan gelen Nisan 1950 tarih 35 sıra numaralı tapunun miktarı 1838 m2 olup miktarından çok fazlaya 34 ila 40 parsellere uygulanmış ve kadastro tespitleri itirazsız kesinleşmiştir. Bu tapu kaydı, nokta sınır olan pınar sınırı itibariyle değişebilir nitelikteki sınır içerip, 3402 sayılı yasanın 20/C madde hükümlerine göre ancak miktarı ile geçerlidir. Pınarın, taşınmazların güney batısında bulunması, 40 ve 75 parselin batıdan eylemli ormana sınır olması nedeni ile miktar fazlasının ormandan açıldığının ve çekişmeli taşınmazların bu tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli kapsamı dışında olduğunun kabulü gerekecektir. Orman alanlarının zamanaşımı zilyetliği ile kazanılması olanağı yoktur. Orman Yönetiminin davası ve aktif katılımı olmadığına göre, bu nedenle dahi davanın reddi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 24.05.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy