(1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacılar M.T., Z.T. ve H.N.T. 13.05.1998 tarihli dilekçe ile tapu kaydına ve zilyetliğe dayanarak yörede 1997 yılında ilk kez yapılan ve 25.02.1998 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda, 1956 yılındaki tapulamada S. Köyü, A. ve K. düzü mevkiindeki 14 ve 15 parsel numarası verilen taşınmazların kendilerine ait olduğu halde, orman olarak sınırlanmasının yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemişlerdir. Mahkemece, çekişmeli 14 parselin bilirkişi... raporunda A, B, C olarak belirlenen, 15 parselin ise A ile gösterilen bölümlerine ilişkin davanın kabulüne, bu kısımlar için yapılan orman kadastro tespitinin iptaline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman sınırlamasına itiraz niteliğindedir.
1956 tarihli tapulamada, çekişmeli S. Köyü 14 parsel sayılı taşınmaz 129000 m2, 15 parsel sayılı taşınmaz 123250 m2 yüzölçümünde palamutlu tarla niteliğiyle, Haziran 1940 tarih 20 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak, HT. ve arkadaşları adına tespit edilmiş, taşınmazların kadastro tespitlerine Orman Yönetimi itiraz etmiş, bu parsellerin orman sayılan yerlerden olduğuna ilişkin Ziraat Vekaletinin cevabına göre, 14 parselin 21.09.1962 gün ve 1960/423-79, 15 parselin 21.09.1962 gün ve 1960/424-78 sayılı gezici arazi kadastro mahkemesi kararları ile orman niteliği ile tapulama harici bırakılmasına karar verilmiş; davalı temyizi üzerine, gezici arazi kadastro mahkemesinin kararları, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince, Tarım Bakanlığının cevabına göre tapulama harici bırakılan bu taşınmazların orman niteliğinin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre orman tahdit komisyonlarınca belirleneceği, mahkemece niteliğin belirlenemeyeceği, orman tahdit komisyonlarınca nitelik belirlenene kadar tapulama harici bırakılması gerektiğine değinilerek, 14 parsel için 30.11.1962 gün ve 1962/11060-11420, 15 parsel için 10.11.1962 gün ve 1962/11062-11422 sayı ile onanmıştır. Davacı gerçek kişiler tespit maliklerinin mirasçıları olup, tespit maliklerini bağlayan ve hak tanıyan yargı kararları, küllü halefiyet ilkesine göre davacı gerçek kişileri de aynı şekilde bağlar ve hak tanır.
Mahkemece, çekişmeli 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlar için verilen gezici arazi kadastro mahkemesi kararlarının görevsizlik niteliğinde olduğu ve tarafları yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesi ile çekişmeli taşınmazların tespitte esas alınan tapu kapsamında bulunduğu kabul edilerek, resmi belgelerin uygulanmasına dayalı keşif, araştırma ve inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına göre karar verilmiştir.
Oysa, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1990 gün ve 1990/8-384-617 sayılı kararında da açıkça kabul edildiği gibi, her yasanın, yürürlükte bulunduğu dönem içerisinde ilgili olaylara uygulanması temel hukuk ilkelerindendir. Somut olayda, kadastro davalarına bakmakla görevli gezici arazi kadastro mahkemesi, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığını, ziraat vekaletine sormuş, orman sayılan yerlerden olduğuna ilişkin cevap üzerine orman sayılan yerlerden olduğu için tapulama harici bırakılmasına karar vermiş ve bu kararlar Yargıtayca onanarak kesinleşmiştir. O halde, çekişmeli 14 ve 15 parsellerin orman olduğu yönünde davanın taraflarını bağlayan HUMY.'nın 237 maddesi anlamında kesin hüküm mevcuttur.
Bu itibarla, S. Köyü 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin açılan orman tahdidine itiraz davasının, olumsuz dava şartı olan, kesin hükmün varlığı nedeniyle, reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 07.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy