(1086 S. K. m. 445) (765 S. K. m. 102)
Dava: Taraflar arasındaki iade-i muhakeme davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Orman Yönetimi, Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.1978 tarih 1975/284 E.-1978/125 K. sayılı dosyada, Osman K'ın 13.04.1956 tarih 16 numara ile kayıtlı tapu kaydına dayanarak, kadastro sonrası 186 ada 2 parsel olan taşınmaza yönelik Orman Yönetimi aleyhine açtığı men-i müdahale davasında dinlenen bilirkişi Orman Yüksek Mühendisi Ali Yalınay'ın raporunda taşınmazın 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilen, 5658 Sayılı Yasaya göre iadeye tabi yerlerden olduğu belirtildiğinden mahkemece Orman Yönetiminin muaraza ve müdahalesinin men'ine karar verildiğini, taşınmazın üç tarafının devlet ormanı ile çevrili bulunup devlet ormanı içinde ayırıcı unsurun bulunmadığı ve bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı rapor vermesi sebebiyle HUMK.'nın 445. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş, mahkemece davanın HUMK.'nın 445/son maddesi gereğince mesmu olmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/284-1978/125 sayılı kararında davacının Osman K., davalının Orman Yönetimi, davanın müdahalenin men'i olduğu, mahkemece fen bilirkişinin krokisinde A, B, C, D harfleri ile gösterilen 91.900 m2 taşınmaza davalı Orman Yönetiminin muaraza ve müdahalesinin men'ine karar verildiği, keşifte dinlenen bilirkişi Orman Yüksek Mühendisi Ali Y., 10.02.1978 havale tarihli raporunda dava konusu krokide A, B, C, D harfleri ile gösterilen taşınmaza 13.04.1956 tarih 16 sayılı tapu kaydının uyduğunu, taşınmazın ortalama 40 yaşlarında orman ağaçlarıyla kaplı olduğunu, toplu ziraat arazileri içinde bulunup, yakınında orman vasfında bir yer olmaması nedeniyle devlet ormanı ile hiçbir ilişiğinin bulunmadığını 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilen, 5658 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre geri verilmesi gereken yerlerden olduğu, devlet ormanı sayılamayacağı özel orman olarak vasıflandırılabileceğini belirtmiştir. Orman Yönetiminin kararı temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince onandığı, karar düzeltme talebi de reddedilerek kararı kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Orman Yönetimi tarafından, orman bilirkişi Ali Y. hakkında Sarayköy Cumhuriyet Savcılığına 28.06.1996 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazın üç tarafının devlet ormanı olduğu halde bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı rapor düzenleyerek, mahkemeyi yanılttığı belirtilerek suç duyurunda bulunulmuştur.
Sarayköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından 29.12.1999 tarih ve 1999/488 haz. 1999/511 K. sayılı Takipsizlik Kararı ile suçun işlenmesinden bu yana 20 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına göre TCK.'nun 102. maddesi gereğince Sanık Ali Y. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Orman Yönetiminin itirazı üzerine Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2000 tarih ve 2000/24 D.İş. 2000/25 K. sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
HUMK.'nun yargılamanın yenilenmesini düzenleyen 445. maddesinin 5. bendinde Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat ihbaratta bulunduğunun hükmen tahakkuk etmesi durumunda yargılamanın yenilenmesini talep edilebileceği belirtilmiş, aynı maddenin 10. bendinin 2. fıkrasında ise Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. denilmektedir.
Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/284 E.-1978/125 K.sayılı dosyasında bilgisine başvurulan bilirkişi Orman Yüksek Mühendisi Ali Y. hakkında Sarayköy Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlık soruşturmasına başlanıldığı, ancak TCK.'nun 102. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle takibata yer olmadığı kararının verildiği tartışmasızdır. Zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verilmesi, ilgili sanık hakkında kamu davasının açılmayacağının göstergesi olmayacağı gibi beraat anlamına da gelmez. HUMK.'nun 445. maddesinin 10. bendinin son fıkrası gereğince zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verildiği için ceza mahkemesi kararı aranmayarak, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. Bu nedenle; mahkemece yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin varlığının araştırılarak dava konusu taşınmazın 5658 Sayılı Yasaya göre iadeye tabi yerlerden olup olmadığının saptanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 05.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy