(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve Belediye Başkanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Çakırlar Köyü Eğrek ağzı mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 639. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, Çakırlar Köyü 267 ve 270 sayılı kadastro parsellerinin batısında ve bu parsellere bitişik olan fen elemanı bilirkişinin 18.05.1998 tarihli krokisinde A ile gösterilen 6673 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine, Orman Yönetimi ve Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılan ve 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan, dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. Her iki sınırlamada da taşınmazlar tahdit dışında kalmıştır. Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956 - 04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Taşınmaz şehir nazım imar planı dışında kaldığı belirlenmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman niteliğini belirleme yönünden yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; kural olarak, 4785 Sayılı Yasa gözetilmek suretiyle orman tahdidi yapılıp, kesinleşmişse; bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının yerine uygulanması yoluyla çözümlenir. Ancak, uygulama orman Yüksek mühendisi veya orman mühendisi bilirkişiye yaptırılmalı ve tahdit haritasında konumu gösterilmelidir. Uzman bilirkişi taşınmazın tahdit haritasına göre irtibatlı konumunu göstermemiştir.
Öte yandan, yörede 1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli yerler düzenlenen paftasında aktif çay yatağı olarak gösterilmiştir. Dosya içinde bulunan, Devlet Su İşleri Şube Müdürlüğünün, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı, Antalya Batı Antalya Emlak Müdürlüğüne 09.01.1998 tarih B 15 1 DSİ 1 13 03 00/124.1/16/295 sayılı yazısında, ... Çakırlar Mahallesi sınırı içerisinde bulunan Çandır Çayı seddeleri 1967 ila 1970 yılları arasında inşa edilmiş olup, aradan geçen zaman içerisinde ihtiyaca göre dere yatağı ıslahı kapsamı içerisinde bakım ve onarım çalışmaları yapıldığı... bildirilmiştir. Aktif olmayan çay yataklarının ancak imar-ihya yoluyla kazanılabileceği istikrarlı Yargıtay uygulamaları ile kabul edilmiştir. Davacı, çekişmeli taşınmazın imar ihya işlemini, taşınmazın imar planı içine alındığı 1983 tarihinden 30-35 yıl önce tamamladıklarını iddia etmektedir. 19.12.1997 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar davacının bu iddiasını doğrulamışlar ve ziraat elemanı bilirkişi de imar ihya işleminin keşif tarihinden 30 ila 35 yıl önce tamamlandığını raporunda açıklamışsa da, jeolog bilirkişi A. Öktem 24.12.1997 tarihli raporunda dava konusu yerde ihya çalışmalarının yapıldığını ancak bu yerin eski bir dere yatağı olduğunu, taşkın tehlikesi altında bulunduğunu, Boğaçay, Çandır ve Karaman dereleri çevresindeki arazileri taşkından korumak için DSİ tarafından geçici taşkından koruma seddelerinin yapıldığını, ancak yeni hazırlanan bir taşkın koruma projesinin bulunduğunu, bu proje tamamlanmadıkça, taşkın tehdidinin sürdüğünü, taşkın sularının çekilmesini engelleyecek ölçüde imar ve ihya çalışmalarına izin verilmemesi gerektiğini bildirmiştir. Fen elemanı bilirkişi de çekişmeli taşınmazın, İmar İskân Bakanlığınca 17.03.1983 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı içinde kaldığını belirlemiştir. O halde, DSİ Genel Müdürlüğünün Milli Emlak'e yazdığı resmi cevap ve Jeolog Bilirkişi A. Öktem'in ve fen elemanı bilirkişinin ilmi bulguları ve görüşü karşısında; çekişmeli taşınmazın halen taşkın tehdidi altında olan aktif dere yatağı olduğu, taşkından korumak için yapılan seddenin geçici tarzda olduğu ve dere ıslah projesinin başlamadığı ve asıl seddelerin henüz yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, halen dere yatağı özelliğini sürdüren taşınmazda imar ihya işleminin tamamlandığı kabul edilemez. Bir an için, geçici sedde ile taşkın tehdidinin kalktığı ve çekişmeli taşınmazın aktif dere yatağı olmadığı kabul edilse dahi, resmi yazı ile seddenin yapıldığı tarih olarak bildirilen 1967 ila 1970 yılları ile çekişmeli taşınmazın nazım imar planı içine alındığı 1983 yılına kadar, imar ihya tamamlansa bile, bu tarihten sonra en az 20 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, davacı yararına, ihya ve zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. 3402 sayılı yasanın 17/2 maddesi hükmüne göre imar planı kapsamındaki taşınmazlar imar ihya yoluyla kazanılamaz. Teknik bilirkişilerin ilmi bulgu ve görüşleri ile resmi belgeler karşısında izafi yerel bilirkişi ve tanık sözlerine itibar edilemez. Çekişmeli taşınmazın, kesin orman tahdidine irtibatlı krokisi çizilmediğinden orman mühendisi bilirkişi raporu yetersiz ise de, açıklanan diğer hususlar gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delilerin yanlış değerlendirilmesi ile kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi, Hazine ve Belediye Başkanlığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre Orman Yönetiminin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 21.06.2001 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy