(6831 S. K. m. 1, 2) (3402 S. K. m. 20/C)
Dava: Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 26.06.1996 tarihli dilekçesiyle Cuma Köyü 866, 868 ve 869 parsel sayılı taşınmazların 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdidi dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu halde, yörede 1994 yılında yapılıp, 06.11.1995 ila 06.05.1996 tarihlerinde ilan edilen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı yasanın 2/B madde uygulamasında orman sınırları içinde bırakıldığı, bu işlemin yanlış olduğu iddiasıyla orman kadastro işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece "davanın kabulüne, Gebze Cumaköy 1330, 1349, 1385, 1386, 1352, 1353, 1348, 1351 ve 1384 parsellerdeki orman sınırlamasının kaldırılmasına" karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
1- Kadastroca Cumaköyü 866 parsel sayılı taşınmaz 32800 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle, Ağustos 1931 tarih 7 ve 23 sıra numaralı tapu kayıtları esas alınarak, Ayşe C., 868 parsel sayılı taşınmaz 12940 m2 yüzölçümünde tarla niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile Kadir Mehmet K. ve arkadaşları, 869 parsel sayılı taşınmaz da 10160 m2 yüzölçümünde tarla niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile Salih Ö. adına tespit ve tapuya tescil edilmiş, tevhit ve ifrazlarla 866, 868 ve 869 parsellerin kapsadığı alanda, 1348, 1349, 1350, 1351, 1352, 1353, 1354, 1379, 1380, 1381, 1383, 1384, 1385, 1386, 1387, 1388, 1389, parsel sayılı yeni tapu kayıtları oluşmuş, dava tarihinde 868 parselin yerine tevhit ve ifraz yoluyla oluşan, 1348 parselin Nato boru hattı cinsiyle Hazine, 1349, 1350 ve 1351 parsellerin İbrahim K., 869 parselin yerine tevhit ve ifraz yoluyla oluşan, 1352 parselin Nato boru hattı cinsiyle Hazine , 1353 ve 1354 parsellerin İbrahim K., dava konusu eski 866 ve dava dışı 865 ve 867 parsellerin tevhit ve ifrazları yoluyla oluşan 1379 ila 1384 parsellerin İbrahim K. adına tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Tapulu gayrimenkullere ilişkin davalarda davacı ve davalı sıfatına sahip olan tapu malikidir. Dava tarihinde, 1348 ve 1352 parseller Hazine adına tapulu olduğuna, İbrahim K'nın bu parsellerin orman sınırları içine alınmasına ilişkin işleme karşı dava açmakta hukukça korunacak menfaati olmadığına, yine tahdit haritasının uygulanmasına dayalı keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile çekişmeli 1349 ve 1384 parsel sayılı taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığı belirlendiğine ve bu parsellere ilişkin dava açmakta da davacı gerçek kişinin hukuki yararı bulunmadığına göre, 1348, 1349, 1352 ve 1384 parselleri ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Cumaköyü 1350,1351, 1353 1354, 1380 ila 1383 ve 1385 il 1389 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, resmi belgelerin uygulanmasına dayalı, 16.02.1998 tarihli keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 1994 yılında yapılan orman kadastro işleminde, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde ilk orman kadastrosunun 1945 yılında 3 numaralı orman kadastro komisyonunca yapıldığından söz edildiği halde mahkemece bu işleme dair tutanaklar ve harita getirtilmemiştir. Ancak, tutanağın 101. Sayfasında görüldüğü üzere, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerdeki 81,82,83 ve 84 numaralı orman sınır noktalarının, 1994 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında tesis edildiği, 1945 yılındaki orman tahdidinin 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda, 3116 Sayılı Yasa döneminde yapılan orman tahdidinde çekişmeli taşınmazların hangi işleme tabi tutulduğu araştırılmadığı gibi, çekişmeli taşınmazların, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce tapu kayıtlarının bulunduğu ve resmi belgelerde düşük eğimli, kısmen maki kısmen açık ormansız alan olarak görüldüğü, devlet ormanlarından eski İzmit-İstanbul şosesi ile ayrıldığı, devletleştirilen yerlerden olmadığı, olsa dahi iadeye tabi özel orman olduğu açıklanmıştır. Ne var ki, 1965 yılında yapılan tapulama sırasında çekişmeli taşınmazlardan 866 parselin tapuya, 868 ve 869 parsellerin de kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle gerçek kişiler adına tespit ve tescil edildiği, 866 parselin tespitine esas alınan, Ağustos 1931 tarih 7 ve 23 numaralı Mart 1307 tarih 124 numaralı sicilden gelen, 4 dönüm yüzölçümlü ve batı sınırı açık olup, 3402 sayılı yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamı yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gereken tarla nitelikli tapu kaydı olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde çekişmeli 868 ve 869 numaralı kalan parseller ile 866 parselin 4 dönümlük tapunun miktarı ile geçerli kapsamı dışında kalan bölümlerinin 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği dönemde tapulu olmadığı açıktır. Öte yandan, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların resmi belgelerde kısmen maki olarak görüldüğü bildirilmiş ise de taşınmazların hangi bölümlerinin, hangi cins maki bitki örtüsü ile kaplı olduğu açıklanmamış olduğu gibi maki ile örtülü bu yerlerin 3116 Sayılı Yasanın 1. madde hükmüne göre makilik yerler orman sayıldığı halde 4 dönümlük tapu kaydı esas alınarak taşınmazlar özel orman olarak nitelendirilmiştir.
Dosya içeriğinden, 1945 tarihinde yapıldığı anlaşılan orman tahdidinin hangi tarihte kesinleştiği anlaşılamamaktadır. Kural olarak, tahdidin kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının tahdidinin yapılacağını öngörmüştür. 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. 4785 sayılı yasanın yürürlüğünden önce yapılan yerlerde orman niteliği ve hukuki durumu 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece Devlet Ormanları, Yasanın 1/2 maddesinde orman sayılmayan alanlar belirlenmiştir. Maki kavramı, 5653 sayılı yasa ile getirilmiş, muhafaza karakteri taşımayan maki alanları orman sayılmamıştır. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında, 3116 sayılı yasa gereği orman sayılan yerlerin dışındaki gerçek veya tüzel kişilere ait bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukuki değerlerini yitirirler. 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesi, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olabilir. O halde, mahkemece, yörede 1945 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin çekişmeli taşınmazlarla ilgili tüm tutanak ve haritalar getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1945 yılında yapılarak kesinleşen ( kesinleşme tarihi dosya içeriğinden anlaşılamaz )orman tahdidine ilişkin tahdit tutanakları ve haritası, 1994 yılında yapılan orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritalar ile geniş çevreyi gösteren genel arazi kadastro paftası, ölçekleri eşitlenerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde 1945 ve 1994 tarihli işlemler yönünden ayrı ayrı saptanmalı; uygulamada orman tahdidinde kullanılan hava fotoğraflarından yararlanılmalı, orman tahdit tutanaklarında bahsi geçen sabit nokta ve mevkiler konusunda yerel bilirkişi ve taraflar tanık gösterecek olurlar ise taşınmaz başında ifadelerine başvurulmalı, orman sınır noktalarının yer değiştirip değiştirmediği belirlenmeli, orman sınır noktalarının tahdit tutanakları, tahdit haritası ve zemindeki yerleri çelişir ise bu çelişkilerin nedeni üzerinde durulmalı ve giderilmeli, 866 parselin tespitinde esas alınan Mart 1307 tarih 124 sıra numaralı tapudan gelen Ağustos 1931 tarih 7 ve 23 sıra numaralı tapu kayıtları yerel bilirkişi vasıtası ile sabit şahıs sınırlarından başlanarak zemine uygulanmalı, miktarı ve sınırları ile kapsadığı alan belirlenmeli, bilirkişilere geniş çevreyi gösterecek şekilde arazi kadastro paftası ve orman kadastro haritası ölçekleri eşitlenerek çakıştırılması suretiyle orman tahdit hatlarını arman sınır noktalarının tesis edildiği yerlerle ve çekişmeli taşınmazları geniş çevresi ile bir arada gösterir, uygulamaya dayalı bilimsel verileri içeren irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, 1945 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidinin 13.07.1945 tarihinden önce kesinleştiği belirlendiği taktirde; en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, maki ise ağaçların cinsi belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmaz ve geniş çevresinin memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, 866 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının 4 dönüm yüzölçümünde olması nedeniyle tapu kaydının bu yere uyması halinde kayıt kapsamı orman değil ise, kapsamının 3402 sayılı yasanın 20/C maddesi hükmüne göre yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerektiği, tapu kaydı kapsamı dışında kalan parsel ve parsel bölümleri hakkındaki taşınmazlar hakkında orman kadastrosunun kesinleştiği ve devletleştirmenin istisnası veya iadeye tabi özel orman sayılamayacağı, 3116 sayılı yasanın 1. maddesi gereğince, 5653 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce makilik alanların orman rejimi içinde olduğu, 5653 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise muhafaza karakteri taşıyan makilik alanların orman rejimi içinde bulunduğu, gözetilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. ve 2. bendde açıklanan nedenlerle davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran orman yönetimine iadesine ( Genel mahkemelerde görülen orman sınırlamasına itiraz davaları harca tabidir ), 04.10.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy