(743 S. K. m. 713, 639) (3402 S. K. m. 7, 14, 17) (HG. 19.02.1997 T. 1996/8-768 E. 1997/100 K.) (HG. 18.02.1998 T. 1998/8-15 E. 1998/129 K.) (HG. 11.10.2000 T. 2000/8-1264 E. 2000/1250 K.)
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Şeydim Beldesi, Alıçlı mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 09.05.2001 tarihli fen elemanı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 7900 m2 ve (C) ile gösterilen 10000 m2 bölümün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1993 yılında yapılıp 25.06.1995 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1987 yılında yapılmış ve sonuçları 03.02.1988 - 04.03.1988 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Bilirkişi raporlarının çelişkili ve yetersiz olduğu bir yana, çekişmeli taşınmazın 1987 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, tapulama dışı bırakıldığı ve bu işlemin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 Sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 sayılı yasanın 7/4 maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 639/1 maddesi ve 3402 sayılı yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 1973 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 31.08.1992 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. - 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. -129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama dairemizde ve Hukuk Genel Kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır. Açıklanan hususular göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın kabulü yolunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 24/01/2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy