(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 445, 447)
Dava: Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasının yapılan duruşması sonunda, talebin ve davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar Şenay A. ve arkadaşları 5.1.2000 havale tarihli dilekçeyle; Sami A.'dan satın aldıkları Karacasumandıra Köyü Bolulu Gübeği mevkiindeki D:Salim S., B:yol, G:yol, K:Salahattin E. ile çevrili 15 dönüm yüzölçümündeki, Salim S.'dan satın aldıkları, aynı köy aynı mevkiideki D:Salim S, B:Sami A, G:Alan Nevzat, K:İrfan A ile çevrili yaklaşık 25 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın Medeni Yasa 639. ( Yeni 713. ) madde hükmüne göre adlarına tapuya tescili iddiasıyla açtıkları davanın kabulüne ilişkin, Mudurnu Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.6.1996 gün ve 1995/324-70 sayılı kararının, Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2.12.1996 gün ve 1996/9796-14833 sayılı kararıyla "bilirkişi raporlarıyla belirlenen özelliklerine göre çekişmeli taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 1/F maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu tür yerlerin her tür tasarruf vesikası ile kazanılabileceği, oysa davacı tarafın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tescil isteyip, tasarruf vesikasına tutunmadıkları, bu halde çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceğine" değinilerek bozulduğu, mahkemece bozma kararına uyularak davalarının reddine, müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulüne, 30.10.1995 tarihli fen elemanı bilirkişi krokisinde ( A ) ile gösterilen 13379 m2, ( B ) ile gösterilen 3748 m2 ve ( C ) ile gösterilen 1236 m2 bölümlerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, 24.9.1997 gün ve 1997/19-243 sayılı mahkeme kararının, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından 2.3.1998 gün ve 1998/1252-2073 sayıyla onanarak kesinleştiği, bundan sonra bu yerleri kendilerine satan kişilere karşı dava açma hazırlığındayken, bu kişilerin davadan kurtulmak için bu yerlere ait 1937 tarihli vergi kayıtlarının olduğunu söyledikleri, bu taşınmazların 335 ve 247 tahrir numaralı vergi kayıtları kapsamında kalması nedeniyle kesinleşen mahkeme kararının H.U.M.Y.nın 445/1. maddesi gereği yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılarak, taşınmazların adlarına tapuya tescilini istemişlerdir. Davalı Orman Yönetimi, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmaması nedeniyle talebin reddini istemiştir. Mahkemece yargılamanın iadesi talebi kabul edilerek, mahkemenin 24.9.1997 gün ve 1997/19-243 sayılı kesinleşmiş kararının kaldırılmasına, davacı gerçek kişilerin davasının kabulüyle, 30.10.1995 tarihli fen elemanı bilirkişi krokisinde ( A, B ve C ) ile gösterilen toplam 18363 m2 bölümün davacı gerçek kişiler adına payları oranında tesciline karar verilmiş, karar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, yargılamanın yenilenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihine kadar orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
Yargılamanın yenilenmesi sebepleri H.Y.U.Y.'nın 445. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bu sebeplerin dışında yorum yoluyla yeni sebepler yaratılamaz.
Sözü edilen yasanın yargılamanın iadesini düzenleyen 445. maddesinin 1. bendinde "Muhakeme esnasında esbabı mücbireye veya lehine hükmolunan tarafın fiiline binaen elde edilemeyen bir senet veya vesikanın hükmün itasından sonra ele geçirilmiş olması" durumunda, yargılamanın iadesinin talep edilebileceği, 447. maddenin 1. fıkrasında, "İadei muhakeme müddeti, yeni vesaikin elde edildiği ... tarihten itibaren üç ay ... dır" hükümleri mevcuttur.
Davacılar yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılmasını istedikleri, hüküm tarihinde varlığından haberdar olmadıkları, tasarruf vesikası niteliğindeki eski tarihli vergi kayıtlarını ele geçirdiklerini iddia etmekle birlikte, ne zaman ele geçirdiklerini bildirmemişler, aleyhine yargılamanın iadesi talep edilen yönetimler de bu kayıtların talep edenlerce ne zaman ele geçirildiği ya da ele geçirildiği tarihten sonra üç aylık sürenin geçirildiği yönünde somut delil ibraz etmemişlerdir. Mahkeme, eski tarihli vergi kayıtlarının hangi "esbabı mücbire" ile hüküm tarihinden önce ele geçirilemediği veya bu kayıtların lehine hüküm verilen Orman Yönetimi ve Hazinenin hangi fiilleri sonucu ele geçirilemeyeceğini incelememiş ve bu konuda delillerle desteklenen yeterli gerekçe göstermemiştir. Hukukumuzda mücbir sebep; insan iradesi ve insanlık olanakları ile önüne geçilemeyen doğal afetler ya da tren veya trafik kazası, yangın gibi olaylar olarak örneklendirilmiştir. Eski tarihli vergi kayıtları Özel İdare Müdürlüğünden her zaman temin edilebilecek kayıtlardandır. Mahkemece, Karacasu Mandıra Köyü, Bolulu Gübeği mevkiindeki vergi kayıtları istenmiş, Özel İdare Müdürlüğü sözü edilen köy ve mevkide vergi kaydı olmadığını bildirmiştir. Çekişmeli taşınmazlar Karaçomak Köyü ile Karacasu Mandıra Köyü sınırlarının kesiştiği yerde olup, tutunulan vergi kayıtları Karaçomak Köyü vergi defterinde yazılı ise de satıcıların bu köylü olduğu göz önüne alındığında basit bir araştırma sonucu kayıtların bulunması mümkündür. Bozma ilamında açıkça değinilmesine rağmen gerçek kişiler tarafından böyle bir araştırmaya girilmemiştir. Vergi kayıtlarının ele geçirilememesinde Orman Yönetimi veya Hazineye isnat edilecek bir fiil bulunmamaktadır. O halde, somut olayda yargılamanın yenilenmesi koşullarının gerçekleştiği kabul edilemez.
Diğer taraftan, bir an için yargılamanın yenilenmesi koşullarının gerçekleştiği kabul edilse bile, Yargıtay kararında açıklandığı gibi, çekişmeli taşınmaz üzerinde sıra ve küme halinde meşe ve çam ağaçlarının bulunması ve gerçek kişilerin de tasarruf vesikası bulunmaması nedeniyle taşınmazların belirlenen niteliğine göre reddine işaret edilerek davadaki diğer eksik araştırma ve incelemelere değinilmemiştir. Bozma nedenine göre, diğer yönlerin bozma kararında yer almamış olması gerçek kişiler lehine usulü kazanılmış hak oluşturmaz.
Açıklanan hususlar gözetilip, koşulları gerçekleşmeyen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşünceler ile kabul edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 11/04/2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy