(6831 S.K. m. 2, 11) (3402 S. K. m. 1, 16, 25, 26, 45) (4785 S. K. m. 1, 2) (766 S. K. m. 29)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.02.1984 gün ve 1983/13438-1953 sayılı bozma kararında özetle: "Çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında bulunduğu belirlendiğine göre Orman Yönetiminin diğer temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak komşu parsellere uygulanan vergi kayıtlarının sınırlarına göre tutunulan kayıtların bu yere ait olması ihtimalinin bulunduğu, çekişmeli taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı ve davalılar yönünden, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması, tespitte esas alınan kayıtlar uygulanarak kapsamının belirlenmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu parsellerin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, tespit tarihinden sonra 1975 yılında yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Kadastroca Bahadırlı köyü 294 ve 390 parsel sayılı sırasıyla 18100 m2 ve 13200 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Mustafa B. ve Ali mirasçıları Şakir B. ve arkadaşları adına 31.07.1973 tarihinde tespit edilmiş, Orman Yönetimi 19.10.1973 tarihinde taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu savıyla itiraz etmiş, Tapulama komisyonu tutanak ve eklerini 766 sayılı yasanın 29. Maddesi gereğince yetkisizlik kararı vererek Tapulama Mahkemesine göndermiştir. tespit ve dava tarihinden sonra çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1975 yılında orman kadastrosu yapılmışsa da mevcut dava nedeniyle kesinleştiğinden söz edilemez. Kadastro tespitine itiraz davası aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşmüştür.
Kadastro Mahkemesinin görevi 3402 sayılı yasanın 26. Maddesinde düzenlenmiştir. 6831 sayılı yasanın 11. Maddesine göre, Kadastro mahkemesi bu davalar dışında, altı aylık askı süresi içinde açılan orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarında da görevlidir.
Her ne kadar hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında tespit tarihinde çekişmeli ve işaret edilmişse de, bunun maddi yanılgıya dayalı olması nedeniyle taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit ve dava tarihinden sonra DSİ Genel Müdürlüğünce Aslantaş Barajı için kamulaştırma yapıldığı, çekişmeli taşınmazların kısmen kamulaştırma alanında ve keşif tarihinde kısmen baraj gölü altında kaldığı anlaşılmaktadır. 3402 Sayılı Kadastro Yasası 1. Maddesi " Bu Yasanın amacı, memleketin kadastral topoğrafik haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuki durumlarını tespit etmek ve bu suretle Türk Medeni Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmaktır. " 25. Maddesi " ( Genel olarak görev ) Kadastro mahkemesi;taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar. ..." 16. Maddesi " ... C- Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar, ( bunlardan çıkan kaynaklar ) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır." Hükümlerini taşımaktadır. Süreklilik gösteren Baraj gölü altında kalan taşınmazlar hakkında kadastronun konusu kalmadığından, bu taşınmazlara ilişkin davalarda kadastro mahkemesi görevli değildir.
Mahkemece anılan yönler gözetilerek, dayanak vergi kayıtlarının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, baraj kamulaştırmasına ilişkin karar ve haritalar, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında; serbest orman mühendisleri arasında seçilecek üç uzman, orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazlara ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, öncelikle memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planında, taşınmazın öncesinin ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; bilirkişilere, orman tahdit hattı ile irtibatlı çekişmeli taşınmazın baraj kamulaştırmasına ilişkin haritaya göre konumunu gösteren kroki tanzim ettirilmeli, kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dayanak vergi kaydı genişletilebilir sınırları da içerdiğinden, komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanmak ve sabit sınırdan başlamak üzere miktarı ile geçerli kapsam tayin olunmalı, asıl taşınmazların kapsamı orman veya ormandan açma değil ise; miktar fazlasının, sınırda bulunan ormandan açma yapılmak suretiyle oluştuğu kabul edilmeli; taşınmazların süreklilik gösteren baraj göl suları altında kalan bölümlerinin bulunması halinde kadastronun konusu kalmayıp o bölümlerle ilgili dava mülkiyetin tespitine dönüşeceğinden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizliğe karar verilmesi düşünülmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 14/03/2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy