(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 7, 14, 17) (766 S. K. m. 2) (HG. 11.10.2000 T. 2000/8-1264 E. 2000/1250 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Sağrılı Köyü 439 sayılı kadastro parseline bitişik 1 parça taşınmazın tapuda Temmuz 946 tarih 14 ve 15 no ile kayıtlı olduğu halde ve tescil harici bırakıldığını, tescil koşulları oluşan taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne, E "6777.69 m2" B"1545.85 m2" ve C "453.08 m2" harfleri ile gösterilen bölümlerin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalı Yönetimler tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidi yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu ise 1983 yılında yapılarak paftası düzenlenmiştir. Kadastro paftasının düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Mahkemece 1983 yılında bölgede yapılan genel kadastro sırasında orman olarak tescil harici bırakılan B, C ve E alanlarının, sınırları D:Ömer tarlası ve meşesi, B: Fati meşesi, K: Ömer tarlası, G: Yol okuyan 14 nolu ve yine sınırlarını D: Dere, B ve G: Fati Meşesi,K: Yol okuyan 15 nolu tapu kayıtları kapsamında kaldığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de dava konusu taşınmaz bölümleri biribiri ile bitişik ve dört yönü ile orman olarak tescil harici alanda bırakılan bir bütündür. Taşınmaz kuzeyde yeralan 439 sayılı kadastro parseline arada bulunan "D" alanının dava konusu edilmediği bildirilmekle komşu değildir. Bu durumda sınırlarını gerçek kişiler okuyan gayrı sabit sınırlı 14 ve 15 nolu tapu kayıtlarının hukuken 4 yönü orman olan bir taşınmaza ait olduğunun kabulü olanaksızdır. Kaldı ki, tescile karar verilen taşınmaz miktarı da tapu kayıtlarının toplam miktarından fazladır. Öyle ise dava, Medeni Yasanın 713.madesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemi niteliğindedir.
( B, C ve E ) ile gösterilen taşınmazların 1983 yılında tapulama çalışmaları sırasında orman olarak tespit dışı bırakıldıkları, iddia konusu tapu kayıtlarının bu alanlara ait olamayacağı, tespit dışı bırakılma işleminin bir kadastro işlemi olup paftanın da aynı yıl düzenlendiği belirgindir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 Sayılı Yasanın 2.maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4 maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 713.maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17.maddesi hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakma işleminin yapılarak paftanın düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan kayıt ve belgelere göre, tespit dışı bırakılma işleminin yapılarak, paftanın düzenlendiği 1983 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 31.1.2000 tarihi arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden sözedilemez.
Yargıtay H.G.K.nun 11.10.2000 gün 2000/8-1264 E.-1250 K.sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel Kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır. Açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, davacıların davasının kabulü yolunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 29.04.2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy