(6831 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil ile elatmanın önlenmesi davalarının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Orman Yönetimi, İsmetpaşa mahallesi 192 ada ve 2 numaralı parselin yörede 1947 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığından, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini, davalının elatmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve 24.4.2001 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde gösterildiği gibi 192 ada 2 numaralı parselin A ile gösterilen 4643.75 m2 bölümün tapusunun iptaline, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalının bu bölüme yönelik elatmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tescili ile elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; yörede ilk orman tahdidinin 1947 yılanda yapılıp kesinleştiği, 1993 yılında da ilk orman tahdidinin aplikasyonu ve 3302 sayılı yasa ile değişik 2/B madde uygulamasının yapıldığı, dava tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yörede 1947 yılında yapılan çalışma sonucu düzenlenen tahdit haritası ile 1993 tarihli çalışma sonucu düzenlenen aplikasyon ve 2/B uygulama haritasında aynı orman sınır hatlarında farklılıkların olduğu görülmektedir. Aplikasyon işlemi ile orman sınırları daraltılamaz. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında, çekişmeli taşınmazın A ile gösterilen 4643 m2 bölümünün orman sınırları içinde B ile gösterilen 11597 m2 bölümünün de orman sınırları dışında bırakıldığı bildirilmişse de, çekişmeli taşınmazın 1947 tarihli tahdit haritası ve 1993 tarihli aplikasyon haritasındaki orman sınır hatlarına göre konumunu gösteren, orman sınır hatları ile irtibatlandırılmış, tüm uygulamayı gösterir denetime açık kroki çizilmemiş, sadece çekişmeli taşınmazın 1993 tarihli aplikasyon haritasındaki orman sınır hatları ile irtibatlı krokisi çizilmiştir. Bir örneği dosyada bulunan 1947 tahdit haritasında 464 ila 467 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı ile bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide aynı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı çekişmeli taşınmazı da ilgilendirecek şekilde açı ve mesafe olarak birbirinden farklıdır. Tahdit haritası ile bilirkişilerin krokisi çelişkili olup, mahkemece bu yön üzerinde durularak çelişki giderilmemiştir. Tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, yörede 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidine ilişkin orman sınır noktaları okunacak şekilde orman tahdit haritası ilgili idareden getirtilmeli, bir uzman orman yüksek mühendisi, bulunamaz ise orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte 1947 yılında yapılan orman tahdidi ve 1993 tarihli aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanaklar ve haritalar ile kadastro paftaları, yerel bilirkişi ifadelerinden 6831 sayılı yasaya göre orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B maddesi uygulama yönetmeliği ve yönetmeliğin 54. maddesi gereği çıkarılan teknik izahatname hükümleri dikkate alınarak zemine uygulanmalı, aplikasyonda orman sınır hatlarının değiştirilip değiştirilmediği belirlenmeli, değiştirildiyse bunun nedenleri üzerinde durulmalı, bilirkişilere uygulamayı yansıtan, taşınmazın 1948 ve 1993 tarihli çalışmalarda oluşturulan orman tahdit haritalarındaki orman sınır hatları ile irtibatlı müşterek imzalı kroki düzenlettirilmeli, aplikasyon işlemi ile orman sınırlarının değiştirilemeyeceği ve daraltılamayacağı, 1947 yılında orman sınırları içinde olan yerlerin 1993 yılındaki aplikasyon ile orman sınırları dışında bırakılamayacağı, bırakılsa dahi bu işlemin geçersiz olacağı düşünülmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Yönetimin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Yönetime iadesine 14.03.2002 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy