(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 4, 6, 7, 14, 17, 20) (766 S. K. m. 2) (HG. 18.02.1998 T. 1998/8-15 E. 1998/129 K.) (HG. 11.10.2000 T. 2000/8-1264 E. 2000/1250 K.) (HG. 19.02.1997 T. 1996/8-768 E. 1997/100 K.)
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 18.01.2000 tarihli dilekçeyle kadastro sırasında adına tespit edilen Molla Ahmet Köyü 157 ada 7 parselin kuzeyindeki, tespit tutanağı düzenlenmeyen, kadastro dışı bırakılan 16100 m2 taşınmazın 7 parselle birlikte 490 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında tarım alanı olduğunu, adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmış, mahkemece davanın kabulüne, fen elemanı bilirkişi Erdinç Semirci'nin 22.06.2000 tarihli krokisinde (A) ile gösterilen 15000 m2 taşınmazın davacı adına adanın en son parsel numarasıyla tesciline karar verilmiş, hükmü Orman Yönetimi ve Hazine temyiz etmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. madde hükümlerine göre yapılmıştır. Genel arazi kadastrosu 1992 yılında yapılmış, sonuçları 31.12.1992 ila 29.01.1993 tarihleri arasında ilan edilmiştir.
Kadastro Müdürlüğünün 27.12.2001 tarih ve BO2I TKG 4200020-1149 sayılı yazısına göre, çekişmeli taşınmaz Molla Ahmet köyünde 1992 yılında yapılıp, 31.12.1992 tarihinde ilan edilen genel arazi kadastrosunda sehven kadastro dışı bırakılmış, arazi kadastro haritasında sınırları belirlenmemiş, ve kadastro tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Haritasına göre çalışma alanı içindedir. Mahkemece yapılan keşifler sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli taşınmazın, güneyinde yer alan dava dışı 157 ada 7 parsel sayılı taşınmaz, DOĞUSU: Yar, BATISI: Yol, GÜNEYİ: Gülsüm, KUZEYİ: Yar olan 6000 m2 yüzölçümündeki 490 tahrir numaralı vergi kaydı esas alınarak, 3050 m2 yüzölçümünde tarla niteliğiyle davacı Ahmet Ç. adına tespit edilmiş, batısında kısmen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğinde Ahmet A. adına tespit edilen aynı ada 6 parsel sayılı taşınmaz kısmen de orman olarak sınırlanan anacak kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen taşınmaz, kuzeyinde ve doğusunda ise yine kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen, haritasına ve bilirkişi raporlarına göre orman sınırları dışında bırakılan, paftasında ve memleket haritasında uçurum ve yar olarak gösterilen yerler bulunmaktadır. 3402 sayılı yasanın 6. Maddesi gereğince kadastro ekipleri kadastrosuna başlayacakları mevkii ve adaları işe başlamadan en az yedi gün önce alışılmış vasıtalar ile ilan edileceği, 7/4 madde hükmüne göre de çalışma alanı sınırları içinde veya bitişiğindeki taşınmaz mallar ile toplu olarak bulunan taşınmaz mallardan kadastro tutanağı düzenlenmeyen yerlerin kadastroya tabi olması yolunda iddia vaki olursa, bu kanun gereğince tahdit ve tespitinin yapılarak tutanağının düzenleneceği ve iddia ve sebepleri açıklanarak kadastro komisyonuna devredileceği buyrulmuştur. Çekişmeli taşınmazın dava dışı 157 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte davacının tutunduğu vergi kaydı kapsamında tarım alanı olduğu yönünde bir iddiası olsaydı tutanak düzenleneceği ve paftasında sınırlarının gösterileceği açıktır. Bu halde çekişmeli taşınmazın uçurum ve yar niteliğinde olduğundan kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği ve kadastro dışı bırakıldığı ve bu işlemin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 sayılı yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4 maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 713/1. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 1992 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 18.01.2000 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. - 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. -129 K., 1.10.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama dairemizde ve Hukuk Genel Kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Açıklanan hususular göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, davacının davasının kısmen kabulü yolunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Diğer taraftan, kabule göre, çekişmeli taşınmazı kapsadığı iddia edilen ve dava dışı 157 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespitinde esas alınan 490 tahrir numaralı vergi kaydı, doğu ve kuzeyindeki yar sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği, 3402 sayılı yasanın 20/C madde hükmüne göre bu gibi kayıtların kapsamının yüzölçümüne değer verilerek belirleneceği, kayıt miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığının kabulünün gerektiğinin gözetilmemesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 14/02/2002 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy