(3402 S. K. m. 12, 14) (YHGK. 19.02.1997 T. 1996/8-768 E. 1997/100 K.) (YHGK. 18.02.1998 T. 1998/8-15 E. 1998/129 K.) (YHGK. 11.10.2000 T. 2000/8-1264 E. 2000/1250 K.)
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Zeki tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya inceler gereği düşünüldü:
Davacı Zeki, adına tespit edilen 941 parselin yüzölçümünün 9500 m2 eksik olduğunu, bu miktarın parseline ilavesi ile taşınmazın 20.000 m2 yüzölçümü ile adına tescil edilmesi istemi ile kadastro mahkemesine dava açmıştır.
Kadastro mahkemesince 17.7.2001 tarihli kararla davanın kabulüne krokide A=9500 m2 kısmın 941 parsele ilavesi ile 20.000 m2 olarak dav; adına tesciline karar verilmiş ise de, Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay Yirminci Hukuk Dairesinin 4.12.2001 tarih, 2001/8573-93 sayılı kararı ile dava konusu yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olmayıp, genel mahkemeye ait olduğu gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma kararına uyulduktan sonra 941 parselin tespitteki yüzölçümüyle Zeki adına tesciline, tutana düzenlenmeyip tespit harici kalan bölüm yönünden mahkemenin görevsizlik ne karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince kadastro tespitinin 1985 tarihinde kesinleştiği, tespitin kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıllık sürenin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Zeki tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, K. Köyü 941 numaralı parsel 4750 m2 yüzölçümü ile ve tarla niteliğiyle 1982 yılında Zeki adına tespit edildi. Zekinin itirazı sonucu kadastro komisyonunun 27.6.2000 tarihli karar ile 94 parselin çapında değişiklik yapılmadan gerçek yüzölçümünün 10.500 m2 olduğu belirtilerek, Zeki adına tescile karar verildiği, davacı Zekinin ise, taşır mazın toplam yüzölçümünün 20.000 m2 olması gerektiği nedeniyle zilyetliğe dayalı olarak kadastro mahkemesine dava açtığı, komisyon kararının davacıya 28.11.2000 tarihinde tebliğ edildiği, temyize konu davanın ise, 4.12.200 tarihinde ve süresinde açıldığı, fen memuru raporuna göre, dava konuş 9500 m2lik bölümün 941 parselin bitişiğinde ve tapulama dışı bırakılan yerdi kaldığı anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 766 sayılı Yasa hükümlerine göre 1985 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında davacı, adına tespit edilen 941 numaralı parselin yüzölçümünün eksik olduğu iddiasıyla ve tespit tarihin den önceki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak paftaların kesinleşmesinden önce askı ilan süresi içinde komisyon nezdinde yaptığı itiraz reddedilince, yine yasal süre içinde kadastro mahkemesinde dava açmıştır. Bu nedenle, dava konusu taşınmaz yönünden tapulama dışı kalma işleminin kesinleştiği kabul edilemez. Davacının 941 numaralı parsel ile tespit tutanağı düzenlenmeyen dava konusu taşınmaz bölümünü birlikte bir bütün halinde kullandığı anlaşılmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle, somut olayda HGK.nın 19.2.1997 gün, 1996/8-768/100 ve 18.2.1998 gün, 1998/8-15/129 ve 11.10.2000 gün ve 2000/8-1264/1250 sayılı kararlarında benimsenen ilkelerin uygulama yeri bulunmadığı göz önünde bulundurularak işin esasının incelenmesi yasa gereği gerekli ilanların yapılması, zilyetlik koşul ve sürelerinin araştırılması, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Zekinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 10.12.2002 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy