(6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 1, 31) (2924 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 417) (YHGK. 10.11.1999 T. 1999/7-903 E. 1999/944 K.)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı İbrahim Öksüz ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: Çekişmeli taşınmazların 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra ve dava konusu Bulgurca 2548 ve 2541 parsellerin İbrahim Öksüz adına tescili talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı İbrahim Öksüz ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1975 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Çekişmeli taşınmazların kadastro tespiti davalı olması nedeniyle kesinleşmemiştir. 3402 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince kadastro mahkemesi önüne gelen dava ve işlerde doğru ve güvenilir tapu sicili oluşturmakla görevlidir. Mahkemece sadece gerçek kişilerin davasının reddine karar verilip, çekişmeli taşınmazların tapu sicilinin oluşturulmaması usul ve yasaya aykırıdır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazlar 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı, 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamalarında, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği belirlendiğine göre davacı gerçek kişinin taşınmazların adına tapuya tescil isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ne var ki; 4127 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 2924 Sayılı Yasanın 11. madde 3. fıkrası gereğince ... Kadastro çalışmaları sırasında, fiili kullanım durumuna göre sınırlandırması Hazine adına tesbiti yapılacak bu yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. ... Keşifteki yerel bilirkişi beyanlarından ve ziraat elemanı bilirkişi raporuyla, çekişmeli taşınmazların 20 yıldan fazla süredir davacı tarafından zilyet edildiği ve üzerine 30 yaşlarında zeytin ağaçlarının dikildiği belirlendiğine göre, tasarrauf edenleri ve taşınmaz üzerindeki muhdesatların kime ait olduğu da tapunun beyanlar hanesine kaydedilmelidir. Ancak, tasarruf edenlerin beyanlar hanesinde gösterilmesi, bu tür taşınmazların 2924 Sayılı Yasanın11/I-III maddesi hükümlerine göre kullanan kişilere satılmasını gündeme getireceğinden, taşınmazda tasarruf ettiklerini iddia eden davacı gerçek kişilerin,
a) Orman köyü nüfusuna kayıtlı olup olmadıklarının,
b) Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten geriye doğru en az beş yıldır o yerde ikamet edip etmediklerinin,
c) 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki taşınmaz edinmedeki sınırlamaların araştırılması,
bu araştırmanın yargıcın doğru sicil oluşturma görevi cümlesinden olduğu, 2924 Sayılı Yasanın 1, 11/I-III, 6831 Sayılı Yasanın 2/B, maddeleri, HGK. 09.06.1999 gün ve 1999/8-187-492 sayılı ve 10.11.1999 gün ve 1999/7-903-944 sayılı kararları gözetildiğinde, Orman Bakanlığına verilmiş bir görev olarak değerlendirilmeyeceği ortadır.
Diğer taraftan, kadastro mahkemesinde görülen davalarda, taraflar için 3402 Sayılı Yasanın 31/3 maddesinde hükmolunan esaslara uygun olarak maktu vekalet ücreti tayin edilir, ancak tayin edilen miktar keşif yapılmışsa taşınmaz malın değerine göre avukatlık ücret tarifesinde belirlenen nispi vekalet ücreti sınırlarının üzerinde olamaz. H.U.M.Y.'nın 417/1 maddesi gereğince davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme her birini masrafla ilzam veya bu masrafı aralarında taktir ettiği surette taksim eder. Davanın reddine karar verildiğine göre, kendisini vekille temsil ettiren Orman Yönetimi lehine vekalet ücretine karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi ve davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 20.03.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy