(1086 S. K. m. 45) (3402 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Arifağa Köyü 108 ada 17 ve 20 parsel s. sırasıyla 12589 m2 ve 16186 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar, Ali oğlu Süleyman Erol kullanımında olduğu belirtilerek 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Süleyman Erol, taşınmazların kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği sebebiyle adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmış, davayı, Orman Yönetimi, Orman Bakanlığı, Ali Erol ve İbrahim Erol'a yaygınlaştırmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parsellerin mahkemenin 2000/91 esasına kayıtlı davaya konu olduğundan, tescil hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından vekalet ücretine ait olarak temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit gününden önce 1979 yılında yapılıp 19.01.1982 gününde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1991 yılında yapılıp 24.06.1992 gününde ilan edilerek dava gününde kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmayan yerlerde orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece, davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli parsellerin Kadastro Mahkemesinin 2000/91 esasında dava konusu edildiği, tutanak asıllarının dahi kadastro mahkemesinin 2000/91 esaslı dosyası içerisinde bulunduğu, bu sebeple sicil oluşturulamayacağına karar verilmiş, davalı Hazine vekili duruşmalara katılmadığından vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HYUY.'nın 45/1 maddesi gereğince, Aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istem üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir. 45/3 maddesi gereğince de davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır.
Aynı taşınmazlara ait ayrı ayrı açılan kadastro tesbitine itiraz davaları arasında, hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gözetilerek, davaların birleştirilmesi gerekirken, yargılamaya devamla karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Diğer taraftan, davalı Hazine avukatla temsil edildiği halde, vekilin duruşmalara ve keşfe katılmadığı gerekçesiyle Hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Kadastro mahkemesinde görülen davalarda, taraflar için vekalet ücreti 3402 S. Kanunun 31/3 maddesinde düzenlenen esaslara uygun olarak maktuan tayin edilir ancak, tayin edilen miktar keşif yapılmışsa, taşınmaz malın değerine göre avukatlık ücret tarifesinde belirlenen nispi vekalet ücreti sınırlarının üzerinde olamaz. Davanın reddine karar verildiğine göre, Hazine avukatının mahkemeye yönelik savunma dilekçesinin bir emek ürünü olduğu düşünülmeden, davalı Hazine yararına vekalet ücreti tayin edilmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 20.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy