(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava dilekçesindeki sınırlarını bildirdikleri K... Köyü Tutluk mevkiinde bulunan yaklaşık 17440 m2 taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 1988 yılında satın alındığını, toplam zilyetliğin 60 yıla yaklaştığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir.
Müdahil Orman Yönetimi orman sayılan yer iddiasıyla tescil talep etmiştir. Mahkemece Orman Yönetimi yönünden mülkiyetin tespitine dair hakem kararı olmadığından davanın reddine, kişiler yönünden taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış; Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1958 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; iki kez keşif yapılmış, 1. keşif sonunda fen bilirkişi Mesut çekişmeli taşınmazın 18.600 m2 yüzölçümünde olduğunu, orman bilirkişi Osman ise, kültür arazisi niteliğinde olduğunu belirlemiş; 2. keşif sonunda ise, fen bilirkişi Sebahattin taşınmazın 18.098 m2 olarak, orman bilirkişi Abdullah da orman sayılan yer olarak belirlemiştir. İki keşif sonunda hazırlanan fen bilirkişi raporlarında taşınmaz miktarları farklı olduğu gibi orman bilirkişi raporları da birbiriyle çelişkili olup, mahkemece bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur. Ayrıca, her iki orman bilirkişi raporunda keşif günündeki bulgulara ve amenajman planına göre kanaat açıklanmış olup, bu veriler bir yerin öncesinin orman olup olmadığının belirlenmesi için yeterli değildir. Kaldı ki; çekişmeli taşınmaz sulh ceza mahkemesinin 1995/230 E. numaralı dosyasına konu olmuş ve dosyadaki krokiye göre taşınmazın 7250 m2'sinin orman olarak nitelendirilmiş olduğu ve davacı Mehmet o dosyada sanık durumunda bulunduğu halde, mahkemece bu konu üzerinde de durulmamıştır.
Mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için; eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; sulh ceza mahkemesinin 1995/230 E. numaralı dosyası kesinleşmişse bu dosya da keşifte uygulanmalı ve krokisinin nereyi kapsadığı belirlenmeli, bundan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 15.05.2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy