(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki sınırlamaya itiraz ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı gerçek kişi, 28.11.1988 tarihli dilekçesi ile adına tapuda kayıtlı bulunan Eyüp K... Köyünde yeralan 4 pafta 138 parsel sayılı taşınmazın 15.06.1988 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda orman sınırları içerisine alındığını, orman tahdidinin iptali ile adına tapuya tescilini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 4 pafta 138 parselin 3885 m2 lik kısmına ait orman tahdit komisyon kararının iptali ile davacı Mehmet ve Havva mirasçıları adına tapuya tesciline, 975 m2 lik kısmının orman olarak sınırlandırılmasına ve bu kısma yapılan itirazın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava orman tahdidine itiraz ve tescil davasıdır.
Dava konusu 4 pafta 138 parsel sayılı taşınmaz, 1956 yılında yapılan kadastro sırasında tarla niteliğinde ve 4860 m2 yüzölçümünde C/3:44 nolu tapu kaydı ve 369 yazım numaralı vergi kaydına göre, Süleyman adına tespit görmüş, 1986 tarihinde yapılan intikal ve satışla 2/8 hissesi Havva, 6/8 hissesi Mehmet adlarına tapu kaydı oluşmuştur.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu K... Köyünde 3116 Sayılı Yasaya göre orman tahdidi 1939 yılında yapılarak, 1941 yılında kesinleşmiştir. Daha sonra herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu 1939 tahdidinin aplikasyon ve tüm ormanlarda 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1988 tarihinde ilan edilmiş, dava nedeniyle kesinleşmemiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 1. keşifte bilgisine başvurulan uzman orman bilirkişi ve 2. keşifte bilgilerine baş vurulan iki uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarında dava konusu taşınmazın 3710 m2 kısmının orman sınırları içerisinde, 1150 m2 kısmının orman tahdit sınırları dışında bulunduğunu, son keşifte dinlenen iki uzman orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda ise dava konusu taşınmazın 3885 m2 kısmının tahdit dışında, 975 m2 kısmının ise tahdit içinde olduğunu belirtmişler, her üç keşifte dinlenen uzman bilirkişiler 1939 yılında 3116 sayılı yasaya göre yapılarak kesinleşen orman tahdidinin 1988 yılında yapılan aplikasyon işleminde hatalar bulunduğunu açıklamışlardır.
Bilirkişilerin çelişkili raporları üzerinde durulup, bu çelişkiler giderilmediği gibi uzman bilirkişilerin düzenlediği krokiler ile tahdit haritasında 58, 57, 56 ve 55 orman tahdit sınırlarını birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik bulunmamaktadır. Birbirleri ve tahdit haritası ile çelişen rapor ve krokilere dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasında seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bulunmadığı takdirde, orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1941 yılında kesinleşen tahdit haritası ile 1988 yılında 40 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan çalışmalara ilişkin tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır ( OTS ) noktalarını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdit hattı ve 1988 yılında yapılan çalışmalara göre konumu saptanarak her bir çalışmaya ilişkin ayrı renklerde işaretlenmiş tahdit hatlarıyla irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, 1988 yılında yapılan çalışmalarda 4785 Sayılı Yasa gözetilerek uygulama yapıldığından, 1939 tahdidinin dışında bırakılan yerlerin orman sınırları içine alınabileceği düşünülmelidir. Yapılan uygulama sonucunda;
1- Dava konusu taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp 1941 yılında kesinleşen orman tahdidinde orman tahdit sınırları içerisinde bulunan bölümlere ilişkin davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmelidir.
2- 4785 sayılı yasa gözetilerek, 3302 Sayılı Yasaya göre 1988 yılında yapılan orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B uygulamasında ise dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisine alınması durumunda taşınmazın öncesinin orman olup olmadığı ve hukuki durumu araştırılmalıdır.
Bu nedenle, mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ilgili yerlerden getirtilerek çekişmeli taşınmazların tamamı ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazların öncesinin yukarıda değinilen biçimde yapılan araştırma sonucunda orman olduğu saptandığı takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 03/06/2003 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy