(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında M. Köyü 7316 ada 4 parsel sayılı 1009 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, önceki 1963 yılında yapılan tapulamada M. Köyü 90 parsel Haziran 327 tarih 33 numaralı tapu kaydı ile 55500 m2 olarak ölü Ali mirasçıları adına tespit görüp, imar uygulaması, ifraz ve satış yoluyla arsa niteliğiyle davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın 1946 tahdidi içinde kaldığını, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu işlemin Antalya Bölge İdare Mahkemesi'nin 15.01.1987 gün ve 1985n 11-17 sayılı ilamı ile iptal edildiğini, daha sonra 6831 Sayılı Yasanın değişik 3003 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sının dışına çıkartıldığı ve işlemin kesinleştiğini, bu nedenle gerçek kişi adına oluşturulan tapu kaydının iptali iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemidir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit ve dava tarihinden önce ilk defa 3116 Sayılı Yasaya göre 07.06.1946 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 15.12.1976 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, yine 2896 Sayılı Yasaya göre 28.10.1985 tarihinde ilanı yapılan ve yine 3302 Sayılı Yasaya göre 15.06.1989 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
K. Köyünde 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 90 parsel sayılı 55500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 13012 Y. 28/104 numaralı sicilden gelen, Haziran 1327 tarih 33 sıra numaralı, sınırları yol, kabaağaç ve sahibi senet okuyan 4 dönüm yüzölçümündeki tapu kaydı esas alınarak M. oğlu A, mirasçıları adına tespit edilmiş, gerçek kişiler arasındaki kadastro tespitine itiraz davası sonunda, taşınmazın bilirkişi krokisinde ( A, B ve c )ile gösterilen sırasıyla 7350 m2, 18700 m2 ve 19200 m2 bölümlerinin A,T. mirasçıları ( D ve E )ile gösterilen bölümlerinin ise M.K. adına tesciline karar verilmiş, Tapulama Mahkemesi'nin 21.07.1969 gün ve 1967/352- 219 sayılı kararı temyiz edilmeden 12.09.1969 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkeme kararına göre yapılan ifraz ile 45250 m2 yüzölçümündeki 242 parsel A,T. mirasçıları adına, 8400 m2 yüzölçümündeki 243 parsel ve 1850 m2 yüzölçümündeki 244 parsel M.K. adına tescil edilmiş, imar uygulamasıyla, 7316 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı oluşmuş, 20.05.2000 tarih ve 4300 yevmiye numaralı satış ile davalı A, adına tescil edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritaları, makiye ayırmaya ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı olarak yapılan 04.05.2001 tarihli keşif sonucu, Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi H.A, tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli parselin 1946 orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı, 1952 yılında yapılan makiye ayırma işleminde, koruma makisi olarak ayrıldığı, 1976 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile orman sınırları içinde aplike edilip, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin idare mahkemesi kararı ile iptal edilip, yeniden orman sınırları içinde bırakıldığı, 1989 yılında ilan edilen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayalı Yasanın 2/B maddesi gereğince yeniden Hazine adına orman sanırları dışına çıkarıldığı, bildirilip, maki haritası ile memleket haritası renkli fotokopisi çakıştırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın üzerinde işaretlendiği krokiyi raporuna eklemiştir.
Fen elemanı bilirkişi S. tarafından düzenlenen raporda ise, taşınmazın 1952 yılında, koruma makisi alanı dışında Akdeniz makisi olarak ayrıldığı bildirilmiş, raporlar arasındaki çelişki nedeniyle, 08.02.2002 tarihinde yapılan keşif sonucu fen elemanı bilirkişi M.K., Kadastro Müdürlüğü'ndeki bilgisayarlarında mevcut maki haritasına göre taşınmazın A= 880 m2'sinin koruma maki alanı içine, B= 129 m2'lik bölümünün ise, Akdeniz maki topluluğu olarak ayrılan bölümde kaldığı, imar uygulamasıyla 27517 ada 4 parsel olduğu bildirilmiştir.
Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişiler İ.T., O.U. ve B.A. tarafından düzenlenen raporda, kadastro müdürlüğü elemanlarınca makiye ayırmaya ilişkin tutanaktaki yer mevkii isimlerinin yerel bilirkişiler yardımıyla zemine uygulanıp, gerekli ölçüm işlemlerinin yapıldığı, bu ölçülerin bilgisayar destekli grafik ortamda 1/25000 ölçekli memleket haritalarına ve kadastro paftalarına aktarıldığı, bu şekilde makiye- ayırma işlemlerinin uygulamasının yapıldığı, bu şekilde değişik mahkeme dosyalan arasındaki uygulama farklılıklarının önüne geçildiği, buna göre taşınmazın A= 880 m2'lik bölümünün muhafaza makisi olarak belirlenen sahada kaldığı, B= 129 m2'sinin ise Akdeniz makisi olarak ayrıldığı bildirilmiş, mahkemece en son bilirkişi kurulu raporu yeterli görülmüş ancak, makiye aynı an yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı, kadastro tespitine esas alınan tapu kaydının orman sınırları içinde kalmakla hukuki değerini yitirdiği, makiye ayırma işlemi olan 1952 tarihinde genel arazi kadastrosunun yapıldığı, 1963 kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı, üzerinde tarımsal faaliyet olmadığı, imar ihya uygulaması sonucu arsa olduğu ve tapulama mahkemesinin 1967/352-219 sayılı ilamı ile evveliyatının tapulu olduğu gerekçesiyle Hazine'nin davasının reddine karar verilmiştir.
Bir örneği dosyada bulunan makiye ayırma haritası ile memleket haritası karşılaştırdığında, özellikle memleket haritası ile makiye ayırma haritasında aynı şekilde adlandırılan mevkii isimleri karşılaştırıldığında, Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi H.A. tarafından yapılan belirlemenin daha somut ve kendi çalışmasının ürünü olduğu, uzman bilirkişi kurulu tarafından kadastro müdürlüğünün çalışmalarına dayalı belirlemenin ise soyut olduğu, denetlenemeyeceği anlaşılmaktadır. Her şeyden önce, bilirkişi kurulu mahkemece kendilerine verilen görevi kadastro müdürlüğünün yaptığı çalışmaya atıf yaparak yerine getiremez. Maki haritası ve memleket haritası yerel bilirkişiler yardımıyla uygulanarak kapsamları belirlenmeli, bilirkişilerin kendi çalışmalarının ürünü raporlar alınmalı, çelişkiler bu şekilde giderilmeliydi. Bu nedenle daha somut ve gerçekçi olan ilk keşifte dinlenen Uzman Orman Yüksek Mühendisi H.A'nın gerekçeli raporuna değer verilmiştir.
Diğer taraftan; davalı tarafın, çekişmeli taşınmazın orman sınırları içinde aplike edilmesine ilişkin 1976 ve 1985 yıllarında yapılan aplikasyon ve 2. madde işlemleri ile, 1989 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarının iptaline ilişkin gerçek kişilerce tapu kaydına dayalı bir dava açılmadığı gibi, ilanlardan sonra hak düşürücü sürede geçmiştir.
Davanın özelliği nedeniyle maki tespit komisyonlarının yaptıkları işlemlerin niteliğinin belirlenmesi zorunlu görülmektedir. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği benimsenmiştir. Sözü edilen kararda öngörülen özel yasalar 2510 sayılı İskan, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma, 3573 sayılı Zeytinciliğin ıslahı ile 5658 sayılı Orman Yasasına ek Yasalardır. Gerek Hukuk Genel Kurulunun gerekse ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlıkla sürdürdükleri içtihatlarına göre, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan her türlü kayıt ve belgeler ile mahkeme ilamları yasal değerlerini yitirirler. Makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulardan başka tapulara değer verilemez ( H.G.K. 27.02.2002/1-19 E.-97 K., Y.K.D. Ekim 2002 ).
Maki komisyonlarının yaptığı işlem 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin öngördüğü anlamında "orman sının dışına çıkarma" işlemi değil "makilik yer olduğunu belirleme" işlemidir. Maki komisyonlarına orman sının dışına çıkarma yetkisi verilmemiştir.
İçtihadı Birleştirme Kararı ile maki tespit komisyonunca makilik alan olarak belirlenen alanlarda özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği kabul edilmiş ve İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde açıkça maki komisyonlarınca yapılan işlerin sadece nitelik belirleme olup, orman dışına çıkarma işlemi olmadığı, makiye ayırma işleminin orman olarak kayıtlı tapulu taşınmazı tapusuz hale dönüştürmeyeceği vurgulanmıştır. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Karanı'nın konusu makilik yerlerde zilyetliğe değer verilip verilmeyeceğiyle de ilgili değildir. İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde bu konu, bir kelime ya da cümle halinde dahi yer almamıştır. Yorum yoluyla içtihadı birleştirme kararı genişletilemez.
Bu duruma göre, bir an için çekişmeli taşınmazın makiye ayrıldığı kabul edilse dahi davalı tarafın, dayandığı Haziran 1327 tarih 33 numaralı tapu kaydı, 3116 ve 4785 Sayılı Yasalar karşısında hukuki değerini yitirdiği gibi, 766 Sayılı Yasaya göre 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucu oluşturulan kadastro tapusunun da yukarıda sözü edilen Y.İ.B.B.G.K.'nın kabul ettiği anlamda özel yasalar uyarınca oluşturulmuş bir tapu kaydı olarak kabulü mümkün değildir. Makiye ayrılan yerlerin zilyetlikle kazanılmasına da olanak bulunmadığından Hazine'nin davasının kabulü yolunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.11.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy