(1086 S. K. m. 445) (765 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki kesinleşen mahkeme kararının iade-i muhakeme yoluyla kaldırılması davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Mustafa Olgaç tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mustafa Olgaç 14.05.2002 tarihli dilekçesiyle; Yeniköy 139 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin, kadastro mahkemesinin 26.10.1993 gün ve 1992/169 -1993/160 sayılı kararında hükme esas alınan raporu düzenleyen Remzi Ersan isimli bilirkişinin orman mühendisi veya orman teknikeri olmayıp, orman mühendis muavini olduğunu ve konunun uzmanı olmadığını, ayrıca taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu yönünde Sulh Ceza mahkemesinin 22.5.1991 gün ve 1989/536-367 sayılı kararının bulunduğu, bu kararın üç orman uzmanı bilirkişinin taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin raporuna dayanıldığını iddia ederek kesinleşen mahkeme kararının H.Y.U.Y.'nın 445 ve devamı maddelerine göre yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılmasını ve gayrimenkulün adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, talebin reddine karar verilmiş, hüküm talep sahibi Mustafa Olgaç tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen mahkeme kararının iade-i muhakeme yoluyla kaldırılmasına ilişkindir.
Yeniköy 139 ada 1 parsel sayılı 3723 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle, 166 tahrir numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Mustafa Olgaç adına tesbit edilmiş, Orman Yönetiminin taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı davaya, Hazine, taşınmazın devletin Hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla katılmış, taşınmaz başında 24.05.1993 tarihinde yapılan keşifte, orman bilirkişisi Remzi Ersan'ın kimliği orman mühendisi olarak tesbit edilmiş ve kendisinin orman bilirkişi kimliğiyle düzenlediği raporunda; çekişmeli taşınmazın doğusunda orman, batısında yayla yolu ve ötesinde orman, kuzeyinde kısmen yol kısmen orman ve güneyinde itirazsız kesinleşen 139 ada 2 parselin, içinde de, 30-40 yaşlarında meşe ve kızılçam ağaçları ile 60 yaşında orman ağaçlarının, bu ağaçların altında orman refakat florasının bulunduğunu, eğimin %50 olduğunu, kendi inancına göre taşınmazın ekilip biçilen tarım alanı olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, aynı keşfe katılan Ziraat Uzmanı Bilirkişi Celal Soydan ise raporunda, taşınmazın çevresini orman bilirkişisi gibi tarif edip, eğiminin %50 olduğunu, münferit çam ağaçlarının, alt florada böğürtlen ve eğreltiler ile humus bulunduğunu, orman ile aynı yapıda olduğunu bildirmişler, mahkemece davaların kabulüne, 139 ada 1 parselin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, 26.10.1993 gün ve 1992/169-160 sayılı karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından onandıktan sonra 03.02.1995 tarihinde kesinleşmiştir.
Mustafa Olgaç hakkında 139 ada 1 parsel numarasıyla tutanağı düzenlenen yerden çam ağaçları kestiği için ve bu çam ağaçlarını naklettiği için ayrı ayrı suç tutanağı düzenlenmiş ve ayrı ayrı kamu davası açılmış, davalar Sulh Ceza mahkemesinin 1989/536 esasında birleştirilmiş, Sulh Ceza Mahkemesinin, kesilen ağaçların kuru olduğu ve vergi kaydıyla zilyet olduğu taşınmazdan kesildiği gerekçesiyle, sadece izinsiz orman emvali nakletmek suçundan cezalandırılmasına ilişkin 22.05.1991 tarih 189/536-367 sayılı kararı, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onanarak 02.03.1992 tarihinde kesinleşmiştir.
Mustafa Olgaç, kesinleşen bu hükme dayanak yapılan raporu düzenleyen Remzi Ersan'ın orman mühendisi olmadığı halde kimliğini gizleyerek orman mühendisi kimliğiyle ve gerçeğe aykırı rapor düzenlediği ve çekişmeli yerin orman sayılan yerlerden olmadığına ilişkin Sulh Ceza Mahkemesi Kararlarının bulunduğu iddiasıyla, Kadastro Mahkemesi kararının yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istemiyle dava açmıştır.
Türk Ceza Yasasının yalan şahitliği ve yalan yere yemini düzenleyen 290. maddesinin geçen maddelerin ahkamı, adliye huzuruna davet olunarak hakikate mugayir rey ve malumat veren ehlihibre ... hakkında dahi tatbik olunur. hükmü gereği gerçeğe aykırı görüş bildiren yada bilgisini ve görüşünü saklayan bilirkişiler de yalan yere yemin ve yalan tanıklık edenler gibi cezalandırılır.
HYUY.'nın 445. maddesinin 5. bendinde Ehlihibrenin kasten hilafı hakikat ihbaratta bulunduğunun hükmen tahakkuk etmesi durumunda, yargılamanın iadesinin talep edilebileceği, aynı maddenin 10. bendinin 2. cümlesinde ise Birinci fıkranın 4, 5 ve 6 ncı bentlerindeki hallerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde yargılamanın iadesi sebeplerinin varlığının, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. hükümleri mevcuttur.
Somut olayda Orman Yönetimi gerçeğe aykırı bilirkişi raporu düzenleyen Remzi Ersan hakkında suç ihbarında bulunmuşsa da, suç tarihi itibarıyla, öngörülen dava zamanaşımının dolması nedeniyle Babadağ Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2001 gün ve hazırlık 2001/14, H.z. 2001/18 K. sayısıyla takipsizliğe karar verildiği anlaşılmaktadır.
H.Y.U.Y.nın 445 inci maddesinde yargılamanın iadesi nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bu sebeplerin dışında yorum yoluyla yeni sebepler yaratılamaz. Remzi Ersan'ın kendisini orman mühendisi olarak tanıtıp rapor vermesi 445. maddede sayılan yargılamanın iadesi nedenlerinden değilse de adı geçen bilirkişi hakkında, gerçeğe aykırı rapor düzenlemek suçundan, dava zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verildiğine göre, aynı maddenin 10. fıkrası gereğince kasten gerçeğe aykırı rapor düzenleyerek bilirkişilik görevini kötüye kullandığı veya görevini ihmal ettiği konularının öncelikle kanıtlanması gerekir. Bilirkişinin meslekte acemilik, bilgisizlik, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi, kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlediği anlamına gelmez. Yine aynı konuda birbirine aykırı iki kesinleşmiş yargı kararının bulunması yargılamanın iadesi nedeni olarak sayılmış ise de, Mustafa Olgaç'ın delil olarak gösterdiği Sulh Ceza Dosyasında, 139 ada 1 parsel numaralı taşınmazdan kesilen 0.509 m3 çam emvalinin orman ağacı olduğu ve yaşları gözetildiğinde taşınmazın öncesinin de orman sayılan yerlerden olduğu, ancak ağaçların vergi kaydı ile zilyet edilen yerden kesildiği kabul edilip, sadece nakil suçundan ceza verildiği, beraat kararı olmadığı gibi taşınmazın o tarihte orman ağaçları ile kaplı olduğuna dair kesin delil teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Yargılamanın iadesine ilişkin eldeki dosyada, 06.06.2003 tarihli keşifte Mehmet Yılmaz, Necati kalafat ve Orhan Caner'den oluşan uzman bilirkişi kurulu, Yeniköy 139 ada 1 parsel numaralı taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışında bulunduğunu, eski tarihli memleket haritası hava fotoğrafı ve amenajman planında orman olarak nitelendirilmediğini, eğimin %20-25 olduğunu, orman ağacı ve kalıntısı ile humus bulunmadığını, aşılı kestane ve meyve ağaçlarının bulunduğunu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığını, Remzi Ersan'ın kasıtlı olarak gerçeğe aykırı rapor düzenlemediğini, meslekteki acemilik ve bilgisizliği nedeniyle yanlış rapor düzenlediğini bildirmişlerdir.
Sonuç: O halde, kesinleşen mahkeme kararının dayandığı raporu düzenleyen Remzi Ersan'ın orman mühendisi olmadığı halde keşif tutanağında kimliğinin orman mühendisi olarak alınmasının tek başına yargılamanın iadesi nedeni olmadığı, adı geçen bilirkişinin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı rapor düzenleyip bilirkişilik görevini kötüye kullandığına ilişkin delil bulunmadığı gibi, yargılamanın iadesi dosyasında görüşüne başvurulan orman yüksek mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulunun da, Remzi Ersan'ın kasıtlı olarak gerçeğe aykırı rapor düzenlemediği, meslekteki acemilik ve yetersizliği nedeniyle yanlış rapor düzenlediği yönündeki görüşleri dikkate alınarak yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, Mustafa Olgaç'ın tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, 30.09.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy