(4721 S. K. m. 713)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Göktürk Köyü 1571, 1572 parsel sayılı sırasıyla 4720, 45 m2 ve 7033 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Selim Koray adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların öncesinin orman olduğunu, zilyedlik koşullarının davalı lehine oluşmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu 1571 ve 1572 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 15.06.1998 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
1956 yılında Göktürk Köyünde yapılan tapulama alışmalarında orman olarak tespit dışı bırakıldıkları anlaşılan 1571 ve 1572 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin uzman orman ve ziraatçi bilirkişilerin birlikte düzenledikleri raporda, dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğu ve bu amaçla kullanıldığına ilişkin hiçbir açıklama mevcut değildir. Şöyle ki; açıklamaya göre, dolgu toprakla henüz elde edilmeye çalışılan ve üzerinde süs bitkisi tüplerinin yer aldığı taşınmazlar olup, tarım yapılmadığı, tarım toprağı olmadığı, tarıma elverişli olmadığı belirgindir. Uzman bilirkişilerin bilimsel olarak bulgulara dayalı açıklamasında tarım toprağı olmadığı halde, başkalarının ifadesine dayanarak düşünce açıklamaları mevcut bulguları ve taşınmazın gerçek niteliğini ortadan kaldıramaz. Gerçek niteliği tarım arazisi olmayan tarım yapılmayan taşınmazlar olduğuna göre, zilyedlikle kazanımdan söz etmek olanağı da mevcut değildir. Bu olgulara ters düşen davanın reddine ilişkin mahkeme kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27/04/2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy