(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 12, 14) (2709 S. K. m. 169, 170)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Orman Bakanlığı ve Hazine vekili, davalı adına kayıtlı Mustafakemalpaşa Mahallesi 3185 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 2/B madde uygulama sahasında kaldığından sözederek tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmazın olduğu yörede 29.09.1944 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu, 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre yapılan makiye ayırma çalışması ile 14.06.1995 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
Dava, 2/B iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Çekişmeli Mustafakemalpaşa Mahallesi 321 ada 64 parsel nolu 221.480 m2 taşınmaz, 1970 yılında yapılan kadastroda Hazine adına kayıtlı, Ocak 1940 tarih, 15 nolu 340 Hektar yüzölçümlü tapuya dayanılarak orman niteliği ile tespit edilmiş ve 30.03.1971 tarihinde kesinleşerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Gebze Belediyesi sadece Maliye Hazinesine husumet yönelterek hakem sıfatıyla 21.08.1986 tarihinde Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı 1986/267 sayılı dosyada 64 parselin 775 Sayılı Yasanın 3. maddesi gereğince Hazine adına olan tapusunun iptalini istemiş, hakemin yetkisi 3533 Sayılı Yasa hükmüne göre sadece mülkiyetin aidiyetini tespit olduğu halde görevini aşarak 22.12.1986 gün ve 1986/267-465 sayılı kararla 64 parselin tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar vermiş, hüküm Hazine vekilinin yazılı emre başvurması üzerine 1. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2002 gün ve 12062/13.145 sayılı kararıyla hakemin mülkiyetinin aidiyetinin tespitiyle yetinmesi, tescile Asliye Hukuk Mahkemesi'nde genel hükme göre bakılması için tefrik kararı verilmesi gerekirken, her iki isteğin karara bağlanmış olmasının usulsüzlüğüne değinilerek yazılı emirle bozulmuştur.
Hakem sıfatıyla görülen davada çekişmeli taşınmazın da kısmen içinde bulunduğu 64 parsel nolu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmiş olması nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının ancak orman yönetiminin taraf olduğu dava sonucu görülmesi gerekir. Hakem sıfatıyla bakılan davada orman yönetimi taraf olmadığından Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin hakem sıfatıyla verdiği karar yönetimi bağlamaz ve orman yönetimi yönünden yok hükmündedir. Hakemin görevini aşarak ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği dahi göz önünde bulundurulmadan karar verildiği açıktır.
Orman yönetimini bağlamayan bu kararları göz önünde bulundurmadan, yörede 3116 Sayılı Yasa hükmüne göre yapılan ve 03.07.1944 tarihinde ilan edilerek 03.10.1944 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile tamamı orman içinde bulunan ve 1971 yılında kesinleşen kadastro sonucu oluşan tapu kaydıyla orman olan 321 ada 64 nolu parselde aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince çalışma yapmış ve yaptığı bu çalışma sonucu 3212/64 parselin tamamını XXII poligon nosu ile Beylikdağı ormanından nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartmış ve bu işlem 14.02.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Gebze Belediye Başkanlığı sadece Mal Müdürlüğü'nün taraf olduğu hakemin usulsüzlük ve yetki aşımı ile verdiği 22.12.1986 gün, 267/435 sayılı kararı infaz ettirmiş ve tapu kaydını yolsuz olarak üzerine tescil ettirdikten sonra 321/64 parsel ve etrafındaki arazide 2981 Sayılı Yasaya göre imar uygulaması yapmış ve 321/64 parseli birçok ada ve parsele ayırmıştır. Bu arada dava konusu Mustafakemalpaşa Mahallesi 3185 ada 30 nolu parselin imar uygulaması sonucu 01.08.1985 tarihinde A. adına tescil ettirmiş ve satış yoluyla 28.09.2001 tarihinde davalı S.'ye geçmiştir. Mahkemece yapılan uygulamada çekişmeli 30 parselin bilirkişi Y. tarafından düzenlenen 14.01.2002 tarihli krokide B işaretli 143 m2 bölümünün 1944 yılında yapılıp kesinleşen tahdidin dışında kaldığı, güneyde A işaretli 115 m2 bölümün ise, hem 1944 tahdit sının, hem de 321 ada 64 nolu parsel sınırlan içinde kaldığı belirlenmiştir. Orman alanlarında ve 2/B madde alanlarında 2981 ve 3194 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulamaları yok hükmündedir. Yasada bu alanlarda imar uygulaması yapılacağına dair hiçbir hüküm bulunmamaktadır. 2981 Sayılı Yasanın geçici 1/e maddesi de Anayasa Mahkemesi' nin 27.09.1995 tarih, 1995/13 E. - 51 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Orman alanları ile orman rejimi dışına çıkarılan 2/B madde alanlarının nasıl değerlendirileceği Anayasanın 169. ve 170. maddelerinde gösterilmiştir. Mahkeme, çekişmeli taşınmazın kısmen hem 1944 orman kadastro sınırları ve hem de 30.03.1971 tarihinde kadastro sonucu oluşturulan ve kesinleşen tapu kaydı göz önünde bulundurulmadan, orman yönetimini bağlamayan ve hakem sıfatıyla verilen 22.12.1986 tarihli kararla tapunun belediyeye geçtiği ve ayrıca taşınmazın 1951'de makiye ayrıldığı gerekçesiyle Orman Bakanlığı ve Hazinenin açtığı davayı reddetmiştir.
22.03.1996 gün ve 1993/5-1 sayılı Y.İ.B.B.G.K. kararıyla yasa ve yönetmeliğe uygun olarak kurulan maki komisyonlarının işlemleri geçerli ve bu tür yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği kabul edilmişse de, davalının dayandığı tapu kaydı içtihadı birleştirme kararının öngördüğü biçimde oluşturulan bir tapu kaydı değildir. Sözü edilen İ.B.K.'da her türlü tapuya değer verileceği konusu bulunmadığı gibi özel yolla oluşan tapu kaydı dışındaki tapulara değer verilemeyeceği H.G.K.'nun 27.02.2002 gün 2001/1-19 Esas - 2002/97 sayılı kararıyla da kabul edilmiştir. Kaldı ki makiye ayırma işleminden sonra 2613 Sayılı Yasa hükmüne göre 1970 yılında yapılan kadastro sırasında çekişmeli parselin kısmen içinde bulunduğu 212.480 m2 yüzölçümlü 321/64 nolu parsel orman sahası olarak Maliye Hazinesi adına tescil edilmiş ve kesinleşmiş olduğuna göre artık makiye ayırma işleminin yasal geçerliliği de kalmamıştır.
Hal böyle olunca çekişmeli parselin 121 ada 64 nolu parsel içinde kaldığı anlaşılan bilirkişi krokisinde ( 14.01.2002 tarihli ) ( A ) ile işaretli 115 m2 bölüm hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılardan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.09.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy