(6831 S.K. m. 1, 2/B) (3402 S.K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine verilen dilekçe ile 101 ada 918 sayılı parsel içerisinde kalan taşınmazın üzerindeki bina ile meyve ağaçlarının kendisine ait olduğunun tespitinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda, mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün YARGITAYca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmiştir.
Dava muhdesat tespiti niteliğindedir. Yörede 1957 yılında yapılan orman tahdidi ile 2000 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Davacının talep ettiği mülkiyet tespitine konu olan muhdesatın üzerinde bulunduğu 101 ada 918 sayılı parsel yörede 1951 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidi neticesinde oluşan 07.12.1956 tarih ve 79 nolu E. Devlet ormanı vasıflı 7994 hektar yüzölçümündeki Hazine adına kayıtlı tapu kaydı ile tespiti yapılan orman vasıflı taşınmazdır. Çekişmeli 918 sayılı taşınmazın kadastro mahkemesinin 2000/35 E. sayılı dosyasında davalı olduğu bildirilmiş ise de, söz konusu dosyanın örneği incelendiğinde yerel mahkemenin 2000/135-20011329 Karar sayılı ilamı ile 918 sayılı parsel ile ilgili hüküm kurulmadığı, söz konu davanın gerçek kişiler arasında açılan kadastro tespitine itiraz davası olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda davacının talep ettiği muhdesatın üzerinde bulunduğu kısmın ( 918 parsel içinde yer alan ) yörede 1951 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde iken 2000 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulamasında 2/B uygulamasına konu olduğu ve 2/B ile orman tahdidi dışına çıkarıldığı 1951 yılındaki tahdit haritası ile daha sonra yapılan aplikasyon ve 2/B haritasının birbiri ile çakıştığı açıklanarak tahdit haritası üzerinde işaretleme yapılmıştır.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarından davacıya ait olduğu belirtilen muhdesatın 918 sayılı orman parseli içinde kaldığı tartışmasızdır. Yörede yapılan genel arazi kadastro çalışmaları ve 1951 ve 2000 yıllarında yapılan orman tahdidi, aplikasyon ve 2/B uygulamalarında davacıya ait olduğu kabul edilen muhdesatın bulunduğu yerin 918 sayılı orman parseli olarak tespit edildiği, hem genel kadastro hem de orman kadastrosunda yapılan tespitlerin birbiri ile uyuştuğu, parselin orman vasfı ile tespit edildiği ve kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davaya konu olan taşınmazla ilgili olarak 2/B maddesi gereğince herhangi bir işlem yapılmadığından 2/B niteliği ile Hazine adına tespit yapılmadığı gibi ayrı bir parsel olarak kadastro tutanağı da düzenlenmemiştir. Kaldı ki; genel arazi kadastro çalışmalarında orman tahdidi aplikasyon ve 2/B uygulamalarının hatalı olduğunu bir an için kabul etsek dahi artık 918 sayılı orman parselinin 2/B alanı içinde kaldığı hususu tartışma konusu dahi yapılamaz. Bu nedenle, esasen Devlet ormanlarında hiç kimse veya hiçbir kurum lehine şerh verilemeyeceği, orman parseli içinde yer alan muhdesat ile ilgili zilyetlik ve hak iddiasında bulunulamayacağı 6831 sayılı Orman Kanunu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu içinde kişi ve kurumlara bu yolda hak tanıyan hiçbir hüküm mevcut olmadığı göz önüne alınarak gerçek kişinin açtığı davanın reddi yolunda hükmü kurulması gerekirken aksine düşünceler ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.09.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy