(6831 S. K. m. 2/B, 11) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında, B. Köyü 101 parsel sayılı 11.220 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, R.M. mevkiine ilişkin 112 yazım numaralı vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe, kargir 2 ev niteliği ile A. adına tespit edilmiş, Hazinenin çekişmeli taşınmazın Havza-i Fahmiye sınırları kapsamında kaldığı savıyla açtığı dava Z. Kadastro Mahkemesinin 14.08.1959 gün 53/17 sayılı kararıyla reddedilmiştir. 31.05.2001 tarihinde 2859 Sayılı Yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında 455 ada 15 parsel numarası verilmiş ve yüzölçümü 11.892 m2 olarak belirlenmiş, tahsis satış ve bağış yolu ile davalılar C. ve müştereklerine geçmiştir. Davacı Hazine, 455 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 2/8 madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden sonra 1962 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 11.08.1972 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 03.11.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumuna değer verilerek orman kadastrosunun yapıldığı tarihten öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın 1962 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve 03.11.1987 tarihinde ilanı yapılarak kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, Hazine ve davalıların akdi halefi ( ardılı ) arasında; 1961 yılında yapılan orman kadastrosu ve 1987 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/8 madde uygulamasından önce 1959 yılında görülüp sonuçlanan ve kesinleşen Z. Tapulama Mahkemesinin 14.08.1959 gün 53-17 sayılı kararı bulunmakta ise de Tapulama Mahkemesindeki dava ile eldeki davanın hukuki sebepleri farklı olduğundan H.Y.U.Y.'nın 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün koşulları oluşmamıştır. Kesin hükmün varlığından sözedilmesi için davanın taraflarının, konusunun ( müddeabihinin ) ve dava sebeplerinin yani davada dayanılan vakıaların aynı olması gerekir. Kesin hükmün koşulları gerçekleşmemiştir. Bir an için aksi kabul edilse dahi, kesin hükmün varlığı tahdidin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz.
Orman kadastro komisyonlarının, çalışmaları sırasında kesinleşmiş mahkeme kararlarını dikkate alması, bu kararlara uygun hareket etmesi gerektiği hususu kuşkusuzdur. Dikkate alınmadığı, görülmediği ya da uygulanması unutulduğu takdirde ilgilileri buna karşı yasanın öngördüğü süre içerisinde orman kadastro komisyonu kararlarına karşı dava açabilirler. Yanlışlığın süresinde açılacak dava ile düzeltilmesi gerekir. İncelenen dosya kapsamından gerçek kişilerin, 1962 yılında yapılan orman kadastrosuna ve 03.11.1987 tarihinde ilan edilen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına 6831 Sayılı Yasanın 11 maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler içerisinde itiraz etmedikleri, bu sürelerin çoktan geçtiği anlaşılmaktadır. 1962 tahdidi ve 1986-1987 yılları arasında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp kesinleştiğine göre orman kadastrosundan önce varolan Z. Kadastro Mahkemesinin 1959/53-17 sayılı kararının ve çekişmeli taşınmazın memleket haritası ile hava fotoğraflarındaki konumlarının ve öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığının tartışma konusu yapılmasına olanak yoktur. 6831 Sayılı Orman Yasasının orman kadastrosuna ilişkin hükümleri diğer kadastro yasaları gibi tasfiye amacı güder. Orman sınırlandırma işlemlerine karşı ilgilileri tarafından açılacak davalar için tanınmış olan süreler, hak düşürücü sürelerdir. Kadastro Yasalarındaki hak düşürücü sürelerin kabulünden amaç kamu düzenini korumaktır. Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun mahkemece kendiliğinden gözetilmeleri gerekir. Hak düşürücü süre kesin hükümden önce gelir. Bu ilke, Yargıtay HGK'nun 20.03.1996 gün 1995/20-1086 1996/174 sayılı kararıyla da kabul edilmiştir. Hal böyle olunca, davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA 11.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy