(3402 S. K. m. 16/D, 45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hanifi Bulut tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Belören Beldesi 223 ada 65 parsel sayılı 78671.55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ve vergi kaydı nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hanifi Bulut tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Dosya kapsamından, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu 65 parselin orman ve eğiminin de % 15-20 olduğu, sürülü halde nadasa bırakıldığı, toprak yapısının orman toprağı özelliğinde olup, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 1956 yılına ait Urfa M39-d1 pafta sayılı memleket haritasında kısmen yeşil renk ile boyalı, kısmen de açık alan içerisinde ( yapraklı ağaç sembolüyle belirlenen ) kaldığı, hava fotoğraflarına göre yapraklı orman ağaçları ile kaplı orman sayılan yerlerden olduğu açıklanmış, orijinalinden renkli memleket haritasında ise, kısmen yeşil alan kısmen de beyaz renkli orman olmayan bölümünde kalacak biçimde gösterilmiştir.
Taşınmazın yakınındaki ve kuzey ile doğu sınırdaki 61, 62, 66, 87 ve 88 parsel sayılı taşınmazlar kadastro çalışması sırasında Hazine ve şahıslar adına tespit görmüş ve itiraz edilmeksizin tespitleri kesinleşmiştir. Taşınmazın güneyi orman olup, taşınmazla sınırı olan 80 ve 81 parsel davalıdır.
Uyuşmazlığın çözümlenmesi bakımından mahkemece 223 ada 80 parsele ilişkin kadastro mahkemesinin 2001/195 ve 81 parsele ilişkin 2001/267 sayılı dava dosyaları getirtilerek her üç parsel hakkında açılan davaların H.Y.U.Y.nın 45. maddesi gereğince birleştirilmelerine karar verildikten sonra tespitin dayanağı 1938 yılı 105 tahrir nolu bir hektar on iki ar yüzölçümünde ve güney sınırı meşe isot okuyan vergi kaydı miktarı ile geçerli olacağı, miktar fazlasının sınırda bulunan ormandan açma yapmak suretiyle elde edildiği gözönünde tutulmalı, önceki bilirkişi dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli ( renkli fotokopi ) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hanifi Bulut'un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 28.02.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy