20. Hukuk Dairesi 2005/1561 E., 2005/4036 K. ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZ KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİNE ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK TAPU VE ZİLYEDLİKLE ORMANDAN TOPRAK KAZANMA OLANAĞI YANAN ORMAN ARAZİLERİ İÇİNDEKİ ENKAZLARIN SATIŞA KONU OLAMAYACAKLARI
6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 17 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 45 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 4 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Özlüce Köyü, 123 ada 67 parsel sayılı 2990,50 m2 ve 114 parsel sayılı 741995,53 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... ....., satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın maliki olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, 123 ada 67 parsel ile 114 sayılı parselin krokide (A) ile gösterilen 8164,62 m2'lik bölümüyle ilgili tespitlerin iptaline, 123 ada 67 parselin 09.05.2004 tarihli krokide 114/A ile gösterilen 8164,62 m2 bölümüyle birlikte bir bütün halinde 11.115,12 m2 olarak davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır. Mahkemece 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki delillerin taktirinde hataya düşüldüğü gibi, 123 ada 67 parsel sayılı taşınmaz hakkında yapılan araştırma ve inceleme de hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1) 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; İnebolu Kadastro Mahkemesi'nin 2001/29 - 2003/51 sayılı davacı ... ..... ile diğer gerçek kişilerin Orman Yönetimi aleyhine açtığı kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonucu 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz içinde yer alan krokide A, B, C, D, E, F, G ve H ile işaretli bölümler hakkındaki gerçek kişilerin davasının reddine, 123 ada 114 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi orman olarak Hazine adına tesciline, davaya konu 123 ada 67 ve 22, 122 ada 2, 146 ada 148 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davaların tefrikine karar verildiği, gerçek kişilerin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, anılan davada davacı ... ....'ın 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz içinde yer alan krokide (A) ile işaretli bölüm ile komşu 123 ada 67 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz ederek adına tescili istemiyle dava açtığına göre, 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen kararın aleyhine kesin hüküm oluşturduğu anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece, davacı ... ....'ın davasına konu olan 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz içindeki krokide (A) ile işaretli bölüm hakkında 2001/29 - 2003/51 sayılı dava dosyasında tespit gibi orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilerek kesinleştiği, davacı .... .....'ın tefrik edilen davasının, 123 ada 67 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olduğu gözetilmeksizin, kesin hükme aykırı olarak, 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz içinde yer alan krokide (A) ile işaretli bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2) 123 ada 67 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece karara dayanak alınan bilirkişi raporunda taşınmazın memleket haritasında ormansız açık alanda kaldığı belirtilmiş ise de, rapora eklenen memleket haritası örneği elle boyanmış olduğundan Yargıtay denetimine açık olmadığı gibi, 123 ada 67 parsel sayılı taşınmazın üç yönü ile orman niteliği kesinleşmiş bulunan 123 ada 114 parsel sayılı taşınmaz ile çevrili olduğu, batı yönü paftasında yol görünmekte ise de, mahkemece batı yöndeki yoldan sonra gelen taşınmazın ne olduğunun araştırılmadığı, orman olması durumunda 6831 Sayılı Yasanın 17/2 madde kapsamında orman içi açıklık sayılıp sayılmayacağı hususunun tartışılmaması doğru,değildir.
Bu nedenlerle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve onaylanarak dosyaya eklenmelidir.
Yukarıdaki yöntemle yapılacak araştırma sonucu çekişmeli taşınmazın tüm yönlerinin orman ile çevrili açıklık olduğunun saptanması durumunda orman sayılan yerlerden olduğu gözetilmelidir. 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2 Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 gün ve 1997/20 - 830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20 - 808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Ayrıca;
Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 04/04/2005 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy