(3402 S. K. m. 45, 4, 2) (4785 S. K. m. 1, 2) (6831 S. K. m. 1, 17)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Kaleoğlu Köyü 121 ada 87 parsel sayılı 1587.26 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden tarla niteliği ile 3303 Sayılı Yasa gereğince şerh verilerek davalılar adlarına tespit edilmiştir.
Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın % 5 - 7 eğimli olduğu, üzerinde çayır otları bulunduğu, 1975 yılında yörede yapılan orman kadastro çalışmasında orman tahditi dışında bırakıldığı, 3402 Sayılı Yasaya göre 2/B madde uygulamasına konu olmadığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki sunmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dosya içerisinde sadece tahdit haritası ile çalışma tutanağı bulunmakta olup yörede yapılan orman kadastro çalışmalarının kesinleşip kesinleşmediği veya 3402 Sayılı Yasa gereğince 4. madde çalışmasının yapılıp yapılmadığı anlaşılmamaktadır.
Bu nedenle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Kaleoğlu Köyünde taşınmazın bulunduğu yörede yapılmış orman kadastrosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, orman kadastrosu yapılmış ise bu çalışmanın hangi aşamada olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılıp yapılmadığı hususu Orman İşletme Müdürlüğünden sorularak, anılan çalışmaya ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya konularak dosya keşfe hazır hale getirilmelidir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, kural olarak bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalır. Bu halde, taşınmazın orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan iadeye tabi olacakların koşulları 5658 Sayılı Yasada gösterilmiştir.
Mahkemece önceki bilirkişiler dışından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılarak kesinleşmiş orman kadastrosu var ise orman tahdit haritası, kamulaştırma haritası, varsa arazi kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın en az 4 ya da 5 orman sınır noktalarını birleştiren hatta göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanarak tahdit hattı, kamulaştırma haritası ve arazi kadastro paftası ile irtibatlı kroki çizdirilmelidir.
4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilmeksizin yapılmış tahdit var ve taşınmaz tahdit dışı bırakılmış ya da yörede tahdit yapılmış fakat kesinleşmemiş veya hiç yapılmamış ise, taşınmaz ve çevresindeki diğer parsellerinin eylemli durumları belirlenip, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafı çekişmeli taşınmaz ve geniş çevresine uygulanmak suretiyle taşınmazın ve çevresinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı yasanın 45. maddesi ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 31/13; 14.03.1989 gün 35/13 E.K., 13.06.1989 gün 7/25 E.K. ile iptal edildiğinden bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilse dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülerek taşınmaz ve çevresindeki diğer parsellerinin memleket haritasındaki konumu saptanıp bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilerek bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın dört yönünün de orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması durumunda geçerli bir mülkiyet belgesi bulunmadığından 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık olduğu düşünülmelidir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa madde; 17/1-2 Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca Hangi Nedenle Olursa Olsun Orman İçi Açıklıkların Kazanılamayacağı İlkesini İçermektedir Ve Amacı Orman Bütünlüğünü KorumaktırYasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır. Örnek:
Şöyle ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 830 E., 1997/1034 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 - 808 E., 1997/1039 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli kararları
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiştir.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Mahkemece tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 31.05.2005 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy