20. Hukuk Dairesi 2005/3341 E., 2005/7685 K. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE DAVANIN GÖRÜLEBİLİRLİK KOŞULLARI HAZİNE ADINA TAPU KAYDI OLUŞMUŞ VE TAŞINMAZ KAMU MALI NİTELİĞİ MİRAS YOLUYLA KENDİLERİNE İNTİKAL ETTİĞİ, ORMAN SAYILMAYAN YERLERDEN OLDUĞU İDDİASI
6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 11 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 12 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 16 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 1 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 4 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile orman kadastrosunun iptali davalarının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu ..... Köyü 101 ada 51 parsel sayılı 8840.75 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 2002 yılında yapılan kadastro sırasında belgesizden .... oğlu .... .... adına tespiti yapılmış, Orman Yönetiminin kadastro mahkemesinde 2003/57 sayılı dosyasında açtığı kadastro tespitine itiraz davası sonunda hükmen orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ve katılanlar, taşınmazın babaları .... .....'a ait olduğu, miras yoluyla kendilerine intikal ettiği, orman sayılmayan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmışlardır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 101 ada 51 parsel sayılı taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar ..... ...., ..... ......, .... ..... ...., ..... ...., ...... adlarına ve ..... .... .... payının kesin hüküm nedeniyle tarla niteliğiyle Hazine adına elbirliği mülkiyet hükümlerine göre tapuya kayıt ve tesciline, davacılar ...... ... .....'ın davasının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil ile birlikte orman kadastrosunun iptali niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin özel mülk olarak tespiti yapılmış, Orman Yönetiminin açtığı dava sonucu orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiştir.
Mahkemece, resmi belgelere dayalı araştırma ve inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmişse de, daha önce görülen ve davacıların kardeşi ve şimdi bu temyize konu davada da davacı olan ..... .... ..... ile Orman Yönetimi arasında görülüp kesinleşen davada, dava konusu parselin belirlenen orman niteliğinin bu davada güçlü delil oluşturacağı düşünülmemiş olması bir yana, 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 4/3 maddesinde, "... iki ay içinde orman kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tesbit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur." yine aynı yasanın 16/D maddesinde "devletin
hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde özel yasaları hükümlerine tabidir" hükümleri bulunmaktadır. Orman hukukuna ilişkin düzenlemeler özel yasa niteliğindeki 6831 Sayılı Orman Yasasında yeralmıştır. 3402 Sayılı Yasa 6831 Sayılı Yasanın hiçbir maddesini yürürlükten kaldırmamış, aksine ormanlar hakkında mevcut olan özel Orman Yasasının uygulanacağını öngörmüştür. Bu bakımdan, niteliği orman olan taşınmazlar hakkında hukuk ve ceza konularında çıkacak uyuşmazlıkların tümünün özel Orman Yasasında yazılı hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi gerçekten uzman kuruluş olan orman kadastro komisyonlarının görevini, yani ormanları tespit etme işini, gerektiğinde genel arazi kadastro ekiplerine vermiştir. 3402 Sayılı Yasanın hazırlık evresindeki Hükümet ve Adalet Komisyonu tasarılarında 3402 Sayılı Yasanın 4/3. ve maddesi bu şekilde olmadığı, T.B.M.M.'deki görüşmeler sırasında verilen önerge ile maddenin şimdiki halini aldığı görülmektedir. Önergede, bu değişikliğin bir zorunluluk sonucu getirildiği bildirilmiştir.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğünden önce uygulanmış ve uygulanmakta olan 2613, 5602 ve 766 Sayılı Yasaların hükümleri gereğince, arazi kadastro ekipleri orman niteliğindeki yerler hakkında hiçbir işlem yapmadan, yani tespit tutanağı düzenlemeden ve kadastro paftasında, o yere parsel numarası vermeden çalışma alanı dışında, tespit ve tescil harici bırakmaktaydı. O yerde arazi kadastrosunun yapılıp kesinleşmesinden yıllar sonra o bölgede orman kadastrosu yapıldığından tespit ve tescil harici bırakılan ormanların mülkiyeti belli olmadığından ormanlar üzerindeki tahribat ve işgal devam ediyor, ya da arazi kadastro ekiplerinin yıllar önce özel mülk sayıp tapusunu kesinleştirdiği yerler orman sınırı içine alındığından, bu durum birçok hukuk ve ceza davalarına konu oluyordu. İşte 3402 Sayılı Yasa; 1. maddesinde tanımlanan yasanın amacına uygun olarak, bir yerde kadastro işlemleri başlayınca, orman niteliğindeki (madde 4/3) özel mülke konu araziler (md. 13, 14) ile kamu malları (md. 16) ve şimdi tarım alanı olmayan; ancak, ileride tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan yerlerin (md.18/1.) tespit ve tescil edilmesi hükümlerini getirerek o yerin, kadastro paftasında boşluk bırakmadan tüm arazinin nitelik ve mülkiyetini belirleme yolunu benimsemiş, kamu mallarının tahribini, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasını önlemiş, böylece yurt genelinde yıllardan beri sürmekte olan arazi çekişmelerine son vermek suretiyle sosyal ve toplumsal barışın sağlanmasını amaçlamıştır.
3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre, bir çalışma alanında orman belirleme işi; ister orman kadastro ekiplerince, isterse arazi kadastro ekiplerince belirlensin, kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemlerini de ikmal edilmiş saymıştır.
İkmal etme, tamamlama değildir. İkmal edilen ya da yapılan işlemin ilan edilmesi ve ilan süresinde dava açılmayarak kesinleşmesi veya ilan süresi içinde dava açılması halinde dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesi ile orman kadastrosu kesinleşecektir. Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan tesbit işlemi aslında bir orman kadastro işlemidir. Yasa maddesindeki "orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır" tümcesi yapılan işlemin isminin orman kadastro işlemi olduğunu, hiçbir yoruma gerek olmadan açık şekilde bildirmektedir.
Önceki mahkeme kararı ile görülen dava, orman kadastrosuna itiraz olduğuna göre, temyize konu dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmüne göre açılan, tapu iptali davası değil, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre açılan, orman kadastrosunun iptalidir.
Orman niteliğinde olan bir yerin kadastro işlemi kesinleşmekle o taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazanır. Yukarıda açıklandığı gibi, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde ormanlar hakkında özel yasanın uygulanacağı yazılıdır. Kesinleşen orman kadastrosunun nasıl iptal edileceği 3402 Sayılı Yasada değil, 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede ise, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak, tapulu taşınmazlar yönünden, tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebileceği öngörülmüştür. Vergi kaydına, zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez.
Yasaların yorumlanmasında yalnızca o madde değil, o maddeyi ilgilendiren diğer yasalardaki tüm hükümlerin birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerekir.
3402 Sayılı Yasanın 12/3. ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler kamu düzeni ile ilgilidir. Hak düşürücü süre davanın görülebilirlik koşuludur. Bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığı davaya bakan hakim tarafından, tarafların istemi olmadan doğrudan gözönünde bulundurulması zorunludur. Hak düşürücü süre geçmişse davanın esası incelenemez.
Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez. Kadastro yasaları tasfiye amacını gütmektedir.
Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır.
Somut olayda; orman kadastrosuna itiraz davası kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır.
Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir.
Davacı tapuya dayanmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemez (H.G.K. 08.06.2005 gün 2005/20-327-377 S.K.). Mahkemece hak düşürücü sürenin geçmiş olması ve önce görülen dava güçlü delil olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair nedenlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 13/06/2005 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy