(3533 S. K. m. 4) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi (Hakem Sıfatıyla); Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: S. Kaynak ve arkadaşları Hazineyi taraf göstererek Çiftlik Köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri 1 parça taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi uyarınca adlarına tescili istemiyle asliye hukuk mahkemesinde 1985/87 Esas sayılı davayı açmışlardır. Davanın devamı sırasında orman kadastrosunun yapılması üzerine Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazın 27 nolu orman kadastro komisyonunca orman sınırları içinde bırakıldığı iddiasıyla davaya harçlı katılmıştır. Davacı gerçek kişilerde Orman yönetimini taraf göstererek tescil davasına konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı savıyla orman kadastrosuna itiraz davası açmışlar, kadastro mahkemesince 2001/3-2002/1 sayılı ilamla açılan davanın reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Asliye hukuk Mahkemesi 18.10.1996 tarihli oturumda katılan davacı Orman Yönetimi ile davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı arasındaki davanın 3533 Sayılı Yasa uyarınca Hakem Sıfatıyla görülmesi gerektiğinden söz ederek 1985/87 sayılı dava dosyasında H.Y.U.Y.nın 46. maddesi uyarınca ayırarak yargılamaya Hakem Sıfatıyla eldeki dava dosyası üzerinden devam etmiştir. Mahkemece, kadastro mahkemesinin 2001/3-2002/1 sayılı ilamıyla çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğinden bahisle, katılan davacı Orman Yönetiminin davasının kabulüne, teknik bilirkişi F. Çamlı tarafından düzenlenen 17.03.1994 tarihli raporda (A) ile işaretlenen yerin orman niteliğinde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 03.05.1989 tarihinde ilan edilen ve 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ile 2/B madde uygulaması vardır.
Davacı ve davalının 3533 Sayılı Zorunlu Tahkim Yasasının 4. maddesinde belirtilen kurumlardan olduğu anlaşılmakta ise de, 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi, 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile değiştirildiğinden taşınmazın aynına ilişkin davalar Hakemde görülemeyecektir.
Somut uyuşmazlıkta halli gereken sorun, orman kadastro harita ve tutanaklarının yerine uygulanarak taşınmazın orman sınırı içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi olduğuna göre, görev genel mahkemelere aittir. Her ne kadar hakem kararları aleyhine temyiz yoluna başvurulamazsa da, hakemlerin yetki aşımı nedeniyle verdiği kararların temyize tabi olduğu kararlılık kazanan Yargıtay uygulamaları gereğidir. Görev hususu kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Hal böyle olunca, mecburi tahkim yoluyla görülme olanağı bulunmayan dava nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizliğe karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 20.04.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy