(6831 S. K. m. 2, 11, 17)
Dava: Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.12.2000 gün 9568-10630 sayılı bozma kararında özetle: Dava 1 yıllık askı ilan süresi içerisinde orman kadastrosuna itiraz davası olarak açılmıştır. Davada husumet 17 ila 193 OTS noktaları arasında kalan yerleri ellerinde bulunduran şahıslar ve Hazineye yöneltilmiştir. Bu durumda, dava dilekçesine konu yerlerin neresi olduğu ve hangi parsellere isabet ettiği ve maliklerinin kimler olduğu saptanarak bu davanın doğal tarafı sayılacağından o kişilere, ölmüşlerse mirasçılarına husumet yöneltilerek duruşma günü tebliğ edilmesi, taraf teşkili sağlanması, bundan sonra; en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları uzman orman bilirkişi aracılığıyla yapılacak keşifte yerlerine uygulanması ve taşınmazların konumlarının haritalarda ne şekilde gösterildiği saptandıktan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın görev nedeniyle reddine karar kesinleştiğinde dosyanın Kargı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 22.05.1981 tarihinde ilanı yapılıp itirazlar nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra itirazın sonuçları 22.07.1981 tarihinde ilanı yapılmış ve eldeki dava orman kadastrosuna itiraz davası olarak 1 yıllık askı ilanı süresi içerisinde 16.07.1982 tarihinde açılmıştır.
Bozma ilamına uyulduğu halde, gereği tam olanak yerine getirilmemiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı olarak belirtilen orman sınır noktalarının dışında kalan ve davaya konu olan arazilerde gerçek malik Hazineyle yine bu yerlerdeki arazileri kullanan ve zilyet olan kişilere husumet yönelterek dava açmıştır. Dairenin 14.12.2000 tarihli bozma kararında izlenmesi gereken yol ayrıntılı biçimde gösterildiği halde, mahkemece dava konusu yerlerin parsel numaraları ve nitelikleri belirtilmeden husumetin doğru kişilere yöneltilmediği açıklanarak dava belirtilen gerekçeye de aykırı olarak görev yönünden reddedilmiştir.
Mahkemece, öncelikle yörede bir tespit keşfi yapılarak dava konusu yerlerin arazi kadastro paftası üzerinde yerlerinin belirlenmesi, bu belirlemeye göre orman kadastrosuna itiraz davasına konu edilen arazi kesiminin 1978 yılında yapılan arazi kadastrosunda tespit harici bırakılan yer mi yoksa parsel numarası verilerek tutanağı düzenlenen yerler mi olduğu, tespit tutanağı düzenlenmiş ise, parsel numaraları belirlenerek buna göre, tespit ya da tapu maliklerinin tümünün bu davanın doğal tarafı sayılacağından bir kısım arazi sahiplerinin davalı gösterilmiş olması ve diğerlerinin de zilyet ya da malik kişiler olarak gösterilmesinin davada husumetin yanlış kişilere yöneltildiği sonucunu doğurmayacağından, bu kişilerin kendilerine duruşma günü tebliğ edilerek husumetin yaygınlaştırılması ve böylece taraf teşkili sağlandıktan sonra, bozma kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 26.12.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy