(4721 S. K. m. 705) (1086 S. K. m. 284) (6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik m. 49, 54)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Yenibağarası Köyü 1635 parsel sayılı 108395 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın kesinleşen tahdit içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dava konusu parselin AR14362 m2'lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 13.07.1948 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 14.05.1980 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır. 3302 Sayılı Yasaya göre 03.09.1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; ilk tahdit 4785 Sayılı Yasa da dikkate alınarak 3116 Sayılı Yasaya göre 1948 yılında kesinleşmiştir. Daha sonra 1980 yılında yapılan aplikasyon haritası 1948 yılında yapılan ilk tahdit haritasına çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri içeren orman sınır noktaları açı ve istikamet yönünden hiç benzememektedir. Esasen; aplikasyon işlemi yeniden yapılan bir orman kadastro işlemi olmayıp, önceden yapılıp kesinleşen tahditteki orman sınır noktalarının yerlerinin haritasına aplike etmek suretiyle belirlemek; ayrıca, çalışma tutanağı ile harita arasında bir çelişki bulunduğu takdirde orman kadastro yönetmeliğinin 54. maddesine göre hazırlanan teknik izahnamenin 49. maddesine göre de, çalışma tutanaklarındaki açı ve ölçü değerlerini esas alarak OTS noktalarının belirlenmesi ve numaralandırmanın yeniden ihya edilmesi amacını güder. Yoksa; aplikasyon işlemi yeni baştan yapılan bir orman kadastro işlemi olmadığı gibi, ilk tahdit haritasına da aykırı olamaz. Bir örneği dosyada bulunan ilk tahdit haritasında çekişmeli taşınmazın da bulunduğu bölümü içeren 542, 543, 544, 545 ve 546 OTS noktalarını içeren hat, kuzeyden güneye istikamette Boztepe Tepesine doğru seyrettiği halde, mahkemece hükme dayanak alınan ve üç ayrı keşifte dinlenen uzman bilirkişi ve bilirkişiler kurulunun düzenledikleri ve uygulamaya esas aldıkları rapor ekindeki 1978 ve 1991 tarihli tahdit haritasında bu hat 542 OTS'den 543 OTS ve güney batı istikamette, yine 543 OTS'den 544 OTS'ye kuzeyden güney doğru istikamette seyrettiği, yine 544 OTS'den 545 OTS'ye ise tam 90 derece kırılarak doğudan batıya doğru seyretmektedir. Raporlarda bu açık çelişkinin nedeni üzerinde durulmadığı gibi, bilirkişilerin ilk tahdit haritası ile 1978 yılı aplikasyon haritası konusundaki yorumlarda pek inandırıcı değildir. İlk tahdit haritası ile aplikasyon haritasının çekişmeli halinde; kural olarak; ilk tahdit haritası esas alınmalıdır. Somut olayda; ilk tahdit haritasının uygulanması halinde ise, OS noktası çekişmeli taşınmazlara güney sınırdaki köşesine kadar inmektedir. 546 orman sınır noktasından kırılarak kuzeybatı istikamette 550 orman sınır noktasına kadar gittiği kabul edildiğinde çekişmeli taşınmazın tamamının ilk tahdit haritası içerisinde kaldığı açıkça görülmektedir. Bu nedenle; 544 orman sınır noktasının 90 derece batı istikamette aplikasyonda kırılmasının nedeni hukuken inandırıcı şekilde açıklanmalıdır. Buraya ilişkin bir mahkeme kararının bulunduğunun ileri sürülmesi halinde bu ilam getirtilip uygulanmalı, haritasına işlenip işlenmediği ayrıca izah edilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ilk tahdit haritası yerine hatalı uygulamayı içeren aplikasyon haritasının esas alınması suretiyle uygulama yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle; yukarıda izah edilen açıklamalar dikkate alınarak mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 26.12.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy