20. Hukuk Dairesi 2006/16859 E., 2006/17488 K.
ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZLAR
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.11.2003 gün ve 2003/6910-7655 sayılı bozma kararında özetle: "Çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumunun uzman orman mühendisi ve fen bilirkişi marifetiyle belirlenmesi, çevre parsellerin dayanağı olan kayıt ve belgelerin çekişmeli taşınmazı ne olarak sınır gösterdiğinin araştırılması, imar ihyanın başlangıcı ve sürdürülüş biçiminin araştırılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 23.682 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 22.000 m2'lik bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın Atatürk baraj gölü kenarında bulunduğu, eğimin % 3-5 olduğu, toprak muhafaza özelliği taşımadığı, kuzeyde bulunun patika yoldan sonra ormanlık alana bitişik olup, 1956 tarihli memleket haritasında ve hava fotoğrafında ormanlık alan dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak taşınmazın resmi belgelerdeki konumu işaretlenmiştir.
Mahkemece taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, tarım arazisi olarak kullanıldığı, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Şöyle ki; uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazın yörede 1977 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında orman alanı olması nedeniyle tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadı
Çekişmeli taşınmaz yörede 1977 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında devlet ormanı olarak tescil harici barıkıldığına ve yörede yapılan bir orman kadastro çalışması bulunmadığına göre orman bitki örtüsü yok edilse bile dava konusu taşınmazın öncesinin orman sayılması nedeniyle yörede orman kadastro çalışması yapılıp taşınmaz orman sınırları dışında bırakılıncaya kadar taşınmazın orman niteliğini koruduğu, bu nedenle davacı gerçek kişinin zilyetliğine değer verilemeyeceği açıktır. Yörede orman tahdidi yapılarak çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışına çıkarılıncaya kadar taşınmazın orman niteliğini koruduğu, bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceği hususu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ve HGK'nun 12.05.2004 tarih ve 8-242-292 sayılı kararından da anlaşılmaktadır. Mahkemece bu hususlar gözönüne alınarak gerçek kişinin açtığı tescil davasının tamamen reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/12/2006 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy