20. Hukuk Dairesi 2007/8538 E., 2007/12515 K. KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ ÖNCESİ ORMAN OLAN YERLER YASALARI GEREĞİ DEVLETE KALAN TAŞINMAZLAR
6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 2 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 17 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı gerçek kişi vekili tarafından ister nilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Avni, 24.05.2004 tarihli dava dilekçesiyle, O... ilçesi, Ç... mahallesinde sınırlarını bildirdiği 1000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın en az 40-5İ) yıldır zilyet ve tasarruf edildiğini, taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa'nın 2. maddesi hükmüne göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ne^
^ deniyle adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddini karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapu tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında yapılarak 30.07.1980 tarihinde ilan edilip, dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa'nın 2. madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1953 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz devlet ormanı olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro haritaları ile arazi kadastro paftalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve fen bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu, bu nedenle 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda devlet ormanı olduğu için tapulama dışı bırakıldığı, 1977 yılında yapılıp, 30.07.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa'nın 2. madde uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirilmiştir.
Orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 1944 tarihinde yürürlükte bulunan 3116 sayılı Yasa'nın 13. maddesi hükmüne göre "tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş ormanlar Hazine adına tescil olunur". Buna paralel olan ve o maddenin yerine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe konulan 6831 sayılı Orman Yasası'nm 11. maddesinin 4. fıkrası da "kadastrosu yapılip kesinleşen devlete ait ormanlar tapu dairelerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın Hazine adına tapuya tescil olunur" hükmünü taşımaktadır.
Kesinleşen orman kadastrosu, yasanın emredici hükmüne rağmen herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmemiş olsa bile; orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğiyle mülkiyet hakkı Hazine'ye geçer. Kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya tescil edilmesi mülkiyet hakkının doğumu için gerekli değildir. Tescil işlemi, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan durum yine değişmez.
Hukukumuzda ilk kez orman dışına çıkarmaya ilişkin yasal düzenleme 1961 Anayasası'nın ormanla ilgili 131. maddesindeki değişikliğe paralel olarak 04.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 sayılı Yasa'yla yapılmıştır.
Bilindiği gibi, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nm 18/2. maddesi hükmüne göre "Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılamaz". Yasanın bu maddesinde "yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların" hangi malları kapsadığı sayılmamışsa da, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin de 3402 sayılı Yasa'nın 18. maddesi anlamında "yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar" olduğu ve Anayasa'nın 170 maddesi gereğince değerlendirilmek üzere çıkarma tarihinden itibaren kamu hizmetine tahsis edilmiş sayılır. 3402 sayılı Yasa'nın 17. maddesi gereğince tahsis edilen malların zilyetlikle kazanılmayacağı kabul edilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesindi isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün (ONANMASINA), onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 18.10.2007 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy