(3402 S. K. m. 4) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Çaylı Köyü 118 ada 31 parsel sayılı 308 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden bahçe niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, müdahil Hazine de 2/B sahasında kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, Hazinenin davasının kabulüne, Orman Yönetiminin davasının reddine ve dava konusu parselin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1968 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 2005 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; taşınmazın 2/B sahasında kaldığı ve 2B madde koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur ancak hükme esas alınan uzman bilirkişi raporu bu konuları açıklamakta yetersiz ve kendi içinde çelişkilidir. Uzman bilirkişi Murat K. raporunda çekişmeli taşınmazın ilk orman kadastrosunda orman sınırları dışında olduğu halde sonradan orman yönetiminin itirazı üzerine orman rejimine alındığını, eğiminin düze yakın olduğunu, toprak ve toprak üstü yapı itibarıyla orman özelliğini yitirdiğini ve 2/B madde uygulamasının yerinde olduğunu açıklamakla birlikte, aynı raporda erozyon duyarlılığı gösterdiğini ve toprak muhafaza karakteri taşıdığını açıklamıştır. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi gerçekten orman yönetimince açılan bir dava sonucunda orman sınırı içine alınıp alınmadığı araştırılmamıştır. Ziraat uzmanı raporunda da taşınmazın teraslanması sonucu eğimin azaltıldığı bildirildiği halde, teraslama öncesinde eğimin ne kadar olduğu, taşınmazın orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı, 2B koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmamıştır. Yöredeki 2B uygulamasının 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapıldığı ve halen kesinleşmediği, bu nedenle yönetimin açtığı davanın aynı zamanda 2/B'ye itiraz niteliğinde olduğu düşünülürse bu konuların netliğe kavuşturulması önemlidir.
6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi yasa maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Yasada tanımlanan (...bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme...) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.
O halde, uzman orman bilirkişisinin, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini göz önünde bulundurarak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması, taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir. Bu nedenlerle uzman tarım ve orman bilirkişilerinden yukarıda açıklanan hususlarda rapor alınmalı, taşınmazın teraslama öncesi ve halihazırdaki eğiminin ne olduğu bilimsel yöntemlerle hesaplanmalı, taşınmazın 1968 yılında yapılan orman kadastro sınırları dışında olduğu halde orman yönetiminin açtığı bir dava sonucu orman rejimi içine alınıp alınmadığı orman işletme müdürlüğünden araştırılmalı, böyle bir dava varsa ne zaman kesinleştiği, tarafları araştırılmalı, 1981 yılından sonra taşınmazın hükmen orman olduğuna dair böyle bir mahkeme kararı varsa bunun somut olaya etkisi tartışılmalı böylece elde edilecek delillere göre karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.11.2008 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy