(1086 S. K. m. 73) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 11.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Neşet K. tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.10.2008 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz isteyen davacı gelmedi, karşı taraftan davalı Hazine vekili avukat Dilara G. geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, Silivri İlçesi Büyükçavuşlu Köyü, Tulumba Mevkiinde davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 475,477 ve 480 parsel sayılı taşınmazların, 3116 sayılı yasaya göre yapılıp 28.02.1949 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile orman sınırı içine alınıp 13.04.1999 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan sahalardan olduğu,taşınmazların orman sınırı içine alınmasıyla eski tapu kayıtlarının hukuki kıymetini yitirdiğini ve özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına e tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, Bülükçavuşlu Köyü, Sırameşeler Mevkiinde davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 475, 477 ve 480 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile hazine adına tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B uygulaması ile hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan sahalardan olduğunun belirtilmesine karar verilmiş hüküm davalı Neşet K. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapu iptali ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942-1943 yıllarında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 13.04.1999 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B uygulaması vardır.
Yapılan incelemeden davalıya dava dilekçesinin tebliğ edilmeksizin işin esasına girilerek esas hakkında hüküm kurulduğu gözlenmiştir
HUMY'nın 73. maddesi uyarınca mahkeme davalıyı kanuni şekillere uygun olarak duruşmaya davet edip, savunma hakkını kullanma olanağı vermedikçe, hükmünü veremez. Mahkeme hakimi tarafından dava dilekçesi ve duruşma gününün taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ ettirilmesi ve tüm tarafların katılımlarının sağlanarak, taraf teşkili gerçekleştikten sonra, yargılamanın sürdürülmesi zorunlu olduğundan, davalının tebligata elverişli adresinin saptanarak bu davada da yer alma olanağı verilmeksizin, taraf teşkili tamamlanmadan, savunma ve delillerini bildirmesine olanak tanınmadan, davalının savunma hakkı kısıtlanacak biçimde işin esasına girilerek, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair hususların bozma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy