(6831 S. K. m. 2/B, 11/3) (4721 S. K. m. 712, 1023, 1026) (3402 S. K. m. 12/3, 22/1) (1086 S. K. m. 76) (766 S. K. m. 46) (743 S. K. m. 934) (YHGK. 30.03.2005 T. 2005/8-202 E. 2005/215 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Hazine, davacı adına tapuda kayıtlı olan D... Köyü 1284 ve 1285 parsel sayılı, sırasıyla 8340-750 m2 yüzölçümündeki taşınmazların yörede 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken, 1987 yılında kesinleşen 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığından, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 1969 yılında yapılan kadastro sonucu taşınmaz hakkında sicil kaydı oluşturulduğu, kayıt yolsuz dahi olsa MY'nin 712. maddesindeki geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak 10 yıl süreyle ve iyi niyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez. hüküm gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırı içinde bulunan, daha sonra nitelik kaybı nedeniyle 6831 sayılı Yasa'nın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmaz hakkında, sonradan ikinci kadastro yoluyla yolsuz olarak oluşturulan sicil kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında 3116 sayılı Yasa gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1986 yılında yapılan ve 08.01.1987 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. Dava konusu taşınmaz orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu sırada yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların, 1946 yılında 3116 sayılı Yasa gereğince yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığı halde arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan hata ile 1969 yılında ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturdukları, daha sonra 1986 yılında 41 nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, bu çalışmanın da 08.01.1987 tarihinde kesinleştiği, yapılan uygulama sonucu verilen uzman bilirkişi raporları ile de belirlendiği gibi, bu konu mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece, TMY'nin 712. maddesindeki yolsuz tescile dayalı da olsa, tapu kütüğündeki tescile dayanarak 10 yıl iyi niyetli zilyet olan kişi taşınmazın mülkiyetini kazanacağı, taşınmazların 1969 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu tapuya tescil edildiği, davalının ve devraldığı kişilerin toplam zilyetlikleri 10 yıldan fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemenin bu gerekçesini kabule olanak bulunmamaktadır. HGK'nın 11.12.1996 gün 1998/13-878-868 ve 30.03.2005 gün 2005/8-202-215 sayılı ve bu konuda daha birçok kararında belirtildiği gibi, HYUY'nin 76. maddesi gereğince dava dilekçesinde sıralanan davanın ve davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi mahkemeye aittir. Çekişmeli taşınmazlar 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekipleri bu durumu göz önünde bulundurmadan yıllar sonra hata ile ikinci kere kadastrosunu yaparak o tarihte kesinleşmiş kadastro sınırı içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında yolsuz sicil oluşturmuşlardır. 766 sayılı Yasa'nın 46/2 ve 3402 sayılı Yasa'nın 22/1. maddesi hükümleri gereğince Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Yasası'nın 934. (Yeni TMY'nin 1026, İsviçre MY 976) maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, Tapu Sicil Müdürlüğü'nce re'sen iptal edilir. Somut olayda; MY'nin 712 ve 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesi hükümleri uygulanamaz. Baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydı davalıya hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmaz. Mahkemenin vereceği iptal kararı yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla hatalı sicilin oluşturulduğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacaktır. Bu tür kayıtlarda TMY'nin 1023. (931, İsviçre MY 974) maddesindeki iyiniyetle edinme kuralları da uygulanamaz. O halde, arazi kadastrosundan önce yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve daha sonra nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmaz hakkında, ikinci kadastro yoluyla yolsuz ve hatalı olarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile 6831 sayılı Yasa'nın 4999 sayılı Yasa ile değişik 11/3. maddesi gereğince halihazır niteliği ile, kaydında 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer belirlemesi de yapılarak, Hazine adına tapuya tesciline karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan ilkeler göz önünde bulundurularak davacı Hazine'nin davasının kabul edilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile reddedilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.02.2009 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy