(3573 S. K m. 2) (6831 S. K m. 2, 11)
Dava: Taraflar arasındaki orman tahdidinin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı gerçek kişiler vekili, 08.06.2006 tarihli dava dilekçesi ile Milas Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada; Milas İlçesi, Kıyıkışlacık Köyü, Zindaf-Çanacık mevkiinde bulunan taşınmazın 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılanması Hakkındaki Yasa gereğince oluşan tapu kaydı kapsamında kaldığı halde, 25 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 1985 yılında orman kadastro sınırları içine alınmasının doğru olmadığını ileri sürerek, zeytincilik tapusu kapsamında kalan ve 324, 325, 326, 327, 328, 329 ve 330 orman tahdit sınır taşları ile çevrili yerin orman sınırları içine alınması işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece, 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince tapulu taşınmaz maliklerine orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve kararlara karşı askı ilan tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı tanındığı, davacı tarafça belirtilen bu sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1985 yılında 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ile aynı yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulama çalışmaları birlikte yapılmış, 06.10.1987 tarihinde ilan edilerek 06.04.1988 tarihinde kesinleşmiştir.
Sonuç: Davacı, Medeni Yasaya göre mülkiyet hakkının bütün ayni haklar gibi, hak düşürücü süreye bağlı olmadığını ileri sürülerek dava konusu taşınmazı orman sınırları içine alan orman kadastrosunun iptali istenmekte ise de, dosya içeriğinden çekişmeli taşınmazı orman sınırları içine alan orman kadastro çalışmasının 2896 sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılıp askı ilanının 3373 sayılı Yasanın 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe girdiği tarihten sonra 06.10.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, Hukuk Genel Kurulunun 11.03.1992 gün ve 1991/14-253-170 sayılı kararında da kabul edilen ilkeye göre, ilan; işin esası değil sonucunun duyurulması olduğundan, 3373 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılan, ancak bu yasanın yürürlüğü sırasında ilan edilen orman kadastro işlemlerine karşı 3373 sayılı Yasa ile tapulu taşınmazlar için getirilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, kaldı ki; ilan ve dava tarihine göre 10 yıllık sürenin dahi geçirilmiş olduğu, orman kadastrosunun kesinleştiği, yine Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkileyeceği, hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırıldığı, bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun dava engellerinden olması nedeni ile mahkemelerce kendiliğinden ilk önce incelenmesi gerektiği, bir davadan hak düşürücü süre varsa dava dinlenemeyeceğinden işin esasının incelenemeyeceği ve kadastrodan önce var olan tapu kaydı ya da kesin hükmün tartışma konusu yapılamayacağı, zeytincilik tapusuna dayanılarak yasanın öngördüğü süre içinde orman kadastrosuna itiraz edilmesi gerektiği, aksi takdirde zeytincilik tapusunun ya da başka bir tapu kaydının veya kesin hükmün bulunması, orman kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 06.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy