20. Hukuk Dairesi 2009/15044 E., 2009/19818 K. AKTİF HUSUMET İYİ NİYET KESİNLEŞMİŞ ORMAN KADASTRO SINIRLARI SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME TAPU KAYDININ İPTALİ
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşü-nüldü:
Kadastro sırasında Ç... ilçesi H... mevkii 1068 parsel sayılı 6.400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 171 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile Ayşe ve ortakları adlarına tespit ve tescil edilmiş, daha sonra satış yoluyla davalılara geçmiştir. Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kalıp orman olduğunu bildirerek tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalıların elatmalarının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırlamasında Hasanbaba Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığını ancak, 6831 sayılı Yasa'nın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılması nedeniyle Orman Yönetimi'nin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosundan önce 1945 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun ke-sinleştiği, 1950 yılında 5653 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma işlemi 1962 yılında iptal edildiği, 1957 yılında arazi kadastrosu, 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının 23.08.1991 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde ise de, nitelik kaybı nedeniyle orman sınırı dışına çıkartıldığı, bu nedenle Orman Yönetimi'nin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 05.11.2003 gün 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa'nın 11/5. maddesi hükmüne göre "...orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğü'nce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığı'nca Orman Genel Müdürlüğü'ne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına orman niteliği ile tescil edilir." Bu yasal düzenleme ve 3224 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Yasa ve hükümleri gözönünde bulundurulduğunda, 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan alanların Hazine adına tescil edilmesinde Orman Genel Müdürlüğü'nün yararı, dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekir.
İncelenen dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda Hasanbaba Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı ve kesinleşen orman kadastrosunun aynı Yasa'nın 13. maddesi gereğince Hazine adına tescil edildiği, 1950 yılında 5653 sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayırma işlemi yapılmışsa da "yer yer erozyonun da mevcut olduğu sahada; yayılmış vaziyette meşe, kayın, kestane, ıhlamur ağaçlarının görüldüğü, yaşlarının 20-40 olduğu, meyilin %30-50 arasında bulunduğu, muhafaza karakteri taşıdığı için 6831 sayılı Yasa'nın l/j maddesi şümulüne girmediğinden evvelce maki olarak tefrik edilip, iki parça 388 hektar sahanın orman olarak mütalaa edilmesi gerektiği konusundaki rapor üzerine 28,12.1962 tarihinde iptal edildiği, toprak tevzi komisyonunca dağıtım yapılmadığı, taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kalmaya devam ettiği, bu nedenle, 23.08.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Yasa'nın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması sonucu orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle komşu parsellerle birlikte XIX nolu poligon numarası verilerek Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, taşınmazın eğiminin %30 olduğu, bir kesiminin üzerinde sürücü
eğitim pisti bulunup, tamamen maki florasıyla kaplı olup, taşınmazda bu güne kadar hiçbir tarımsal faaliyetin yapılmadığı ve koruma makisi olduğu anlaşılmaktadır.
Makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği YİBBK'nın 22.03.1996 gün 5-11 kararı ile yine HGK'nın YKD'nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında başka tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği kabul edilmiştir. Taşınmazın eğim ölçer aleti ile belirlenen eğiminin %30 olduğu, üzerinde halen maki bitki örtüsü bulunduğu, bu haliyle orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı görülmektedir. 5653 sayılı Yasa ile değişik 3116 sayılı Yasa'nın l/son ve 43. maddesi gereğince orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin muhafaza ormanı olması nedeniyle, Birinci Hukuk Dairesi'nin 19.09.2001 gün ve 8253/9337 sayılı ve 14.10.1999 gün 7693/9956 sayılı ve 27.03.2003 gün 2666/2623 sayılı kararları ve konu ile ilgili Yirminci Hukuk Dairesi kararlarında kabul edildiği gibi orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan makilikler "muhafaza ormanı" sayıldığından makiye ayrılamaz ve toprak tevzi yoluyla dağıtılamaz, dağıtılmış olsa bile yolsuz olarak oluşturulan böyle bir tapuya yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına rağmen değer verilemez. Orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makiliği alanlarında 28.03.1996 gün 1993/5-1996/1 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulun-mamaktadır. Maki komisyonlarının yaptığı işlem orman sınırı dışına çıkarma işlemi değil "makilik yer olduğunu belirleme" işlemidir ve orman idaresinin iç işlemidir. 5653 sayılı Yasa'da ve bu yasa uyarınca çıkartılan yönetmelikte maki komisyonlarına "orman sınırı dışına çıkartma" yetkisi verilmemiştir. Aslı orman olan bir yerle yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak yapılan makiye ayırma işlemi yok hükmünde olduğu gibi Orman Yönetimi tarafından her zaman iptal edilebilir. Nitekim somut olayda olduğu gibi 1962 yılında iptal edilmiştir.
Çekişmeli taşınmaz 1945 yılında yapılan ve Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve fiilen orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, ancak, 766 sayılı Yasa'nın 46/2 ve 3402 sayılı Yasa'nın 22/1. maddeleri gereğince ikinci ka-dastro olması nedeniyle yolsuz (TMY'nin 1025. m.) ve bütün sonuçlarıyla
hükümsüz olduğu, malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve TMY'nin 1026. (EMY 934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiçbir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda TMY'nin 1023. (EMY 931 - İsviçre MY 974) maddesindeki Miyi niyetle edinme" kuralı uygulanamayacağı gibi, eylemli orman olan ve bu güne kadar hiçbir tarımsal faaliyet bulunmayan taşınmazı bu haliyle ve orman olduğunu görerek ve bilerek satın alan davalıların iyi niyetli olduğunun dahi kabul edilemeyeceği, davalıların taşınmazı satın alırken ödedikleri bedeli kendilerine satan kişi ve kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği ve yukarıda anılan 6831 sayılı Yasa'nın 11/5. maddesi ile 3224 sayılı Yasa hükümlerine göre davacı Orman Yönetimi'nin aktif dava ehliyetinin bulunduğu gözönünde bulundurularak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Orman Yönetimi'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.12.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy