(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında İçpınar Köyü 347 ada 8 parsel s. 2923.09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çayır niteliğinde belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle davalılar adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine davalıların zilyetliğinin 20 senelik kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ulaşmadığı ve ekonomik amacına uygun olmadığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddi ile çekişmeli parselin tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla toprak kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Taşınmaz başında dinlenen tarım uzmanı bilirkişi çekişmeli yerin Kös Çayının batısında tepe ile arasında kaldığını, içerisinden ark geçtiğini, keşif günü itibarıyla su akışının devam ettiğini, arkın böldüğü taşınmazın batısında kalan kısım halen düzlük ve tarıma elverişli halde olduğunu, ancak doğusunda kalan bölümün taşlık halde olup bu haliyle tarım yapılmasının olası olmadığını, içinde yıkılmış taş yapı bir hayvan barınağı bulunduğunu, taşlılık oranının % 40 olup üzerinde yer yer küçük çalılıklar ve dere kenarında söğütler bulunduğunu, uzun yıllardan beri herhangi bir biçimde tarımda kullanılmadığını, taşları temizlendiği takdirde bahçe tarımında kullanılabileceğini bildirmiş; halen ekonomik şekilde kullanılan bir tarım alanı olduğundan söz etmemiştir.
Yöreyi bilen, taraflarla hasımlığı- hısımlığı bulunmayan 1937-1946 ve 1934 doğumlu yerel bilirkişiler çekişmeli yerin dava dışı 347 ada 9, 10, 11 parsellerle bir tüm olarak önceleri davalıların dedeleri M. V.a ilişkin olduğunu, ölümü ile mirasçıları arasında paylaşıldığını, dayanak 1936 Tarih, 457 numaralı N. oğlu M. V. adına kayıtlı Doğusu: kendi çayırı, Batısı: tepe, Kuzeyi: çay, Güneyi: tepe sınırlı vergi kaydının sınırlar itibarıyla bu taşınmazların tamamını kapsadığını, dede M.in taşınmazı C. isimli bir kişiden satın almış olduğunu, taşınmazın batısındaki sırttan eskiden ark geçtiğini, arkın batı kısmında kalan düzlüğün tarla olarak kullanılıp, yonca ekildiğini, ancak keşif gününde ekim yapılmadığını, ark ile çay arasında kalan ve taşlı bulunan yer ile aslında bir bütünken ark sebebiyle bölündüğünü ve sel baskınları sebebiyle toprağın aşınıp taşlık halini aldığını açıklamıştır. Tarım bilirkişi raporu ile yerel bilirkişilerin anlatımı birbirini doğrular nitelikte değildir.
Dayanılan vergi kaydı içerdiği sınırlar itibarıyla her yere uyabilecek nitelikte olduğu gibi vergi kayıtları zilyetlikle birleştikleri takdirde değer verilebilen kayıtlardır.
Mahkemece zilyetlik tanığı dinlenmemiş, taşınmazın tarım alanı niteliği taşıyıp taşımadığı, davalıların çekişmeli taşınmazda ekonomik amacına uygun, çekişmesiz ve kazanmaya yeter süre ile bir zilyetliklerinin olup olmadığı tartışmasız bir şekilde belirlenmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece taraf tanıkları, yerel bilirkişiler ile önceki keşifte yer almamış olan tarım uzmanı bir bilirkişi, fen bilirkişisi ve jeolog bilirkişi eşliğinde yeniden yapılacak keşifte taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, halen aktif dere yatağı niteliği taşıyıp taşımadığı belirlenip, bu yolda raporlar alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne biçimde devam ettiği sorulup, kesin gün ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit gününe kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 S. Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı kanunun 03.07.2005 tarih 5403 S. Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak bütün kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy