MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... Yönetim... Mahallesi 109 ada 1 parsel sayılı 4425,50 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı ... Genel Müdürlüğü adına kayıtlı olduğunu, yörede 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 1989 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı gerekçesiyle tapunun beyanlar hanesine şerh konulmuşsa da çıkartma işleminin yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olması nedeniyle görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ... 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/65-1996/242 sayılı kararı ile görevlilerin tazminata mahkum edildiklerini, bu nedenle komisyon kararının yok hükmünde olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ve üzerindeki şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazla ilgili 56 nolu orman kadastro komisyonunun 1989 yılında yaptığı 2/B madde uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın (B1) işaretli 3022,50 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ve bu bölüm üzerindeki Vakıf şerhinin kaldırılmasına, kalan bölümün 2/B madde koşullarını taşıdığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 19.04.1943 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış ise de, 1951 yılında makiye ayrıldığı düşünülerek 1976 yılında toprak muhafaza karakteri taşıdığı gerekçesiyle önceden olduğu gibi dava konusu parsel orman sınırları içine alınmış, 1988 yılında yapılan 2/B uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış ise de, işlem yapan komisyon başkan ve üyelerinin suç oluşturacak eylemleriyle yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı hareket ettiklerinin tespiti ile tazminata mahkum edilmeleri nedeniyle 2/B madde uygulamaları iptal edilmiştir.
1) Vakıflar Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından
orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış ise de, mahkemece bu işlemin yok hükmünde olduğu tespit edilmekle taşınmazın orman sınırları içinde kalmaya devam ettiği, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023. (E.M.Y. 931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı gibi, Anayasanın Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi başlığında düzenlenen 169. maddesinde, (Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. ...) hükmünün bulunduğu , keza, 6831 Sayılı Orman Yasasının 17. maddesi 1. fıkrasında ( Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.) denildiği, yine bu gibi eylemlerin cezai yaptırıma bağlandığı aynı yasanın 93. maddesinde de (bu Kanunun 17'nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı)'nın hükme bağladığı, anayasa ve yasada düzenlenen bu hükümler göre, yasak ve suç sayılan bir eylemin kişi veya tüzelkişiler lehine şerh olarak tapunun beyanlar hanesinde yer almasının yasaya aykırı olduğu, davalı ... İdaresinin temyizi parselin "zemininin Şahzade Sultan ... Vakfı" şerhinin iptaline yönelik olduğu, parselin öncesinin orman olduğu ve kesinleşen devlet ormanı kadastro sınırı içinde kaldığı belirlendiğine göre, devlet ormanlarına ait tapu kayıtlarına böyle bir şerh konulamayacağı gözönünde bulundurularak kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASI gerekmiştir.
2) Davacı ... Yönetiminin temiz itirazlarına gelince;
Davacı ... Yönetimi, davalı taşınmazın yörede 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 1989 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmışsa da, yönetmelik hükümlerine uymadan işlem yapmış olmaları nedeniyle görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak zamanaşımı süresi geçtiğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, yine aynı görevliler hakkında açılan dava sonucu ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/65-1996/242 sayılı kararı ile görevlilerin tazminata mahkum edildiklerini ve Yılmaz Ülker isimli kişinin ormana tecavüz ettiği konusunda 26.04.1987 tarihinde düzenlenen suç zaptı üzerine sulh ceza mahkemesinin 17.04.1990 gün 1987/73-25 sayılı kararı ile mahkum olduğunu, bu nedenle komisyon kararı yok hükmünde olup taşınmazın orman sınırı içinde kalmaya devam ettiğini belirleyen mahkeme kararı bulunduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ve üzerindeki şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece; davanın kabulü ile 56 nolu orman kadastro komisyonunun yapmış olduğu 2/B madde uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın (b1) işaretli bölümünün tapu kaydının iptaliyle bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, (b2) bölümünün ise orman niteliğini yitirdiğinden bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. Bu yönüyle mahkeme hükmü kendi içinde çelişkilidir. Çünkü; mahkeme, bir taraftan 2/B işleminin yok hükmünde olduğunu tespit ederek dava konusu parselle ilgili 2/B madde uygulamasını iptal etmiş, diğer taraftan taşınmazın bir bölümü ile ilgili 2/B madde uygulamasının yerinde olduğunu kabul etmiştir
Dava konusu parselin tamamı 1943 yılında kesinleşen orman sınırı içinde kalmaktadır. 1951 yılında Orman Yönetimi tarafından makiye ayrıldığı düşüncesiyle 1976 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi uygulamasıyla yine orman sınırı içine almıştır. Maki komisyonlarının, kadastrosu kesinleşmiş orman alanlarında maki belirleme çalışması yapamayacağı gibi bu komisyonların ya da başka bir mercinin, 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması hariç, kesinleşen orman sınırlarını değiştirmeye yetkili bulunmamaktadır. Bu nedenle, 1943 yılında kadastrosu kesinleşen alanda 1951 yılında yapılan maki çalışması Orman Yönetiminin bir iç işi olup, hiç bir hukuki sonuç doğurmaz ve maki çalışması yapılan alan önceden olduğu gibi yine kesinleşmiş orman sınırları içinde kalmaya ve hukuken orman olmaya devam eder (30.04.2010 gün 2004/1-1 sayılı Yrg. İç. B.K.).
Dava konusu alan ve 1943 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan orman alanını 31.12.1981 tarihinden sonra ve 1987 yılında açma suçundan Yılmaz Ülker isimli kişi mahkum olduğuna göre Anayasanın 169 ve 170 maddeleri ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinde öngörülen 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiği kabul edilemez. Bu nedenledir ki, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak dava konusu yeri 31.12.11981 tarihinden önce orman niteliğini yitirdiği gerekçesiyle 1988 yılında orman rejimi dışına çıkartan 56 nolu orman kadastro komisyon başkan ve üyeleri tazminata mahkum edilmiş olmaları nedeniyle mahkemece komisyonun yaptığı 2/B madde uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespitine; diğer taraftan, taşınmazın bir bölümünün 2/B madde koşullarını taşıdığı gerekçesiyle taşınmazın bir bölümü yönünden davanın reddine karar verilmiştir. 6831 Sayılı Yasa ile 2/B çalışmaları yapma görevi sadece orman kadastro komisyonlarına verilmiştir. Mahkemelerin böyle bir görevleri bulunmamaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin orman kadastro komisyonlarınca uygulanarak nitelik kaybı nedeniyle orman sınırı dışına çıkartma işlemi hariç mahkemeler dahil hiç bir merci ve makam kesinleşen orman kadastro sınırlarında değişiklik yapamaz. Somut olayda; 2/B işleminin yok hükmünde olduğu belirlenerek iptal edildiğine göre o yer artık hukuken ormandır ve bu komisyonun orman sınırı dışına çıkardığı yerin tamamı 1943 tarihinde kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden ve hukuken orman olan parselin tamamı hakkındaki Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: 1) Bentte açıklanan nedenlerle Vakıflar ... Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu yönden ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Vakıflar Genel Müdürlüğüne yükletilmesine,
2) Bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 09/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.