MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi ile davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2008 gün ve 2008/8396-12529 sayılı kararı ile, Çekişmeli ... Köyü 1006 sayılı parselin tamamı, 1017 sayılı parselin ise ekli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 749 m2 yüzölçümündeki bölümlerine ilişkin hüküm onanmış, 1017 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 56 m2, (C) ile gösterilen 373 m2 bölümü ile ... ile taranarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hüküm ise, “Keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve Harita Mühendisi bilirkişi raporuyla çekişmeli 1017 sayılı parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1942 yılı orman kadastrosu yok sayılarak 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda 1017 sayılı parselin sarıya taranarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, (B) ile gösterilen 56 m2 ve (C) ile gösterilen 373 m2 bölümünün ise orman sınırları içinde aplike edildiğinin belirlendiği, mahkemece, aynı yöredeki dava dışı başka taşınmazlar için Orman Yönetimi tarafından yargılamanın yenilenmesinin istendiği, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği çekişmeli taşınmazların da aynı durumda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dava yargılamanın yenilenmesine ilişkin olmadığı, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkin olduğunun gözetilmediği,
Hazinenin 1017 sayılı parsel için açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin ... Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 19.12.2000 gün ve 1999/1343-2153 Sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporu ile mahkeme kararının gerekçesinin tutmadığı, bilirkişi raprou dava konusu 1017 parsel 1942 yılı tahdit sınırları içinde kalmaktaysa da, 1976 yılında orman rejimi dışına çıkarma işlemine konu edilmemiştir. ... Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin dayandığı bilirkişi raporları ile mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde Hazine aleyhine kesinleşen kararda taşınmazın makiye ayrıldığı orman rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde temyize konu davada dava konusu yerin makiye ayrılmadığı, kısmen orman rejimi dışına çıkarılmadığı, kısmen halen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, somut olaydaki dava nedenlerii farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemeyeceği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu ... arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile ... Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece ... ... Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “...4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parselin (C ) ile gösterilen bölümünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen orman olması nedeniyle orman olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle bu bölümün kesinleşen orman sahası içinde kaldığı, daha sonraki işlemlerde durumunun değişmediği, ... Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde ... tevzi işlemleri de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği" kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygun olduğu, Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçtiği ve orman kadastrosu kesinleştiği, Çekişmeli 1017 sayılı parsel, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı halde, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1942 yılı orman kadastrosu yok sayılarak 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve 1017 sayılı parselin krokisinde sarıya taranarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümünün, 1976 yılında orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmasının ikinci kadastro olup, bu bölümün orman sınırları dışında bırakılmasına ilişkin işleme değer verilemeyeceği, 2152 m2 yüzölçümündeki bu bölüm ile 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve sonraki işlemlerde durumunun değişmediği belirlenen çekişmeli 1017 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 56 m2 ve ( C ) ile gösterilen 373 m2 bölümünün, kesinleşen orman sınırları içindeki devlet ormanı olduğu gözetilerek bu bölümlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan inceleme sonunda bu kez, davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli ... köyü 1017 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 56 m2 ve (C) ile gösterilen 373 m2 ve ... ile boyanarak gösterilen 2152 m2 bölümlerin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, çekişmeli 1006 sayılı parselin tamamı ve çekişmeli ... köyü 1017 sayılı parselin bilirkiş krokisinde (A) ile gösterilen 749 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın ise REDDİNE karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve ... ... Vakfının tapulu taşınmazları yönünden ... Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahdidi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.... Köyünde 1988 yıllarında yapılan arazi kadastrolarında çekişmeli 1006 ve 1017 sayılı parseller sırasıyla 1951 m2 ve 3330 m2 yüzölçümünde taşınmazlar bahçe niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tesbit edilmiş, ... Yönetiminin açtığı davanın vazgeçme nedeniyle reddine ilişkin 1006 sayılı parsel için Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/990-1081 sayılı, 1017 sayılı parsel içinde Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/2295-1118 sayılı kararının kesinleşmesiyle ... adına tapuya tescile edilmiştir. Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 04/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.