MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., Beğenler Köyü 101 ada 23 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu ve 1000 m² yüzölçümlü bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu iddasıyla tapu kaydının iptali ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yörede arazi kadastrosunun kesinleştiği 11/03/1995 tarihinden, davanın açıldığı 19/03/2010 tarihine kadar, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğundan ve 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince bu hüküm devlet ve kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın herkese uygulanacağından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman savına dayalı tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasaya esas olmak üzere 6831 Sayılı Yasaya göre 1994 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Yörede 11/03/1995 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastro çalışması bulunmaktadır.
Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden ret edilmiş ise de, verilen karar yerinde değildir. Şöyle ki, davacı ... arazi kadastrosundan sonraki hukuki nedene dayanarak dava açmıştır. 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram içine daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazların girdiğinin kabulü gerekir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince 2005 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının iptali için 6831 Sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen hak düşürücü sürelerin davalı yönünden geçtiği; davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümleri uygulanamayacaktır. Orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazanıp mülkiyet hakkı Hazineye geçtiğinden, verilecek mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olacaktır. Bu nedenle, işin esasının incelenip karara bağlanması gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.