MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki KOMİSYON KARARININ YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİ, TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 31/03/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... (VASİİ .) vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23/11/2010 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden, davalı ... (VASİİ .) vekili Avukat .geldi, karşı taraftan davalı HAZİNE vekili Avukat ., davalı ... YÖNETİMİ vekili Avukat ... ... ... geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. ... karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... YÖNETİMİ ... İlçesinde 1988 yılında 56 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından daha önce kesinleşen orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde çalışmasının 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğini, ancak; söz konusu komisyon çalışmaları sırasında 8 adet parselde dağıtılmış vaziyette bulunan 30 kesinleşmiş müsadere kararının varlığına rağmen bu yerlerin yönetmelik hükümlerine aykırı olarak Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu hususun Orman Genel Müdürlüğüne bağlı müfettişler tarafından tespit edildiğini, yasaya aykırı olarak yapılan çalışmalar nedeniyle komisyon üyeleri hakkında kovuşturma izni talebi hakkında 1stanbul Valiliği İl İdare Kurulunun 26/05/1994 Tarih 1994/1663-430 Sayılı Kararı ile zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bunun üzerine ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/61-1996/242 sayılı kararı ile komisyon üyelerinin tazminata mahkum edildiklerini, bu kararın 1997 yılında onanarak kesinleştiğini, komisyon çalışmalarının yok hükmünde olduğu hakkında, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1998/1529 - 248 sayılı ilamının emsal oluşturduğunu, ... Asliye Hukuk mahkemesinde bu konuda açılmış olan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/7780 - 9015 sayılı kararı ile, orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemler hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa bu işlemlerin yok hükmünde sayılacağından yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın işlemin iptali için her zaman dava açılabileceğinin belirtildiği, bu nedenle davaya konu taşınmazla ilgili olarak 56 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından yapılan orman dışına çıkarma işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespiti, taşınmazın tapusunun iptali ile orman olarak Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.Mahkemece davanın KABULÜNE; dava konusu ..., 26 ada, 10 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak 56 nolu orman kadastro komisyonu tarafından 1988 yılında yapılan ve 1989 yılında kesinleşen orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, dava konusu taşınmazın 2/B madde uygulamasına konu olan toplam 49.00 m2 yüzölçümündeki bölümünün TAPU KAYDININ İPTALİ ile ORMAN NİTELİĞİNDE HAZİNE ADINA TESCİLİNE, karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, komisyon kararının yok hükmünde olduğunun tespiti,tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1951 yılında makiye ayırma 1963 yılında makiye ayırma işleminin iptali 23.09.1981 tarihinde ilan edilen 1942 yılı orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 26.11.1985 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Yasasının 2896 Sayılı yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ve 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır. Çekişmeli taşınmazın, 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, 49 m2 yüzölçümündeki bölümü orman sınırları içinde bırakılmış, 1989 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1939 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve ... bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve ... bakımından orman niteliğini yitirmediği halde yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu hususun orman genel müdürlüğüne bağlı müfettişler tarafından tespit edilerek, yasaya aykırı olarak yapılan çalışmalar nedeniyle komisyon üyeleri hakkında kovuşturma izni istendiği,ancak 1stanbul Valiliği İl İdare Kurulunun 26/05/1994 Tarih 1994/1663-430 sayılı kararı ile zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bunun üzerine ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/61-1996/242 sayılı kararı ile komisyon üyelerinin yasaya aykırı bu eylemleri nedeniyle tazminata mahkum edildikleri, bu kararın 1997 yılında Yargıtayca onanarak kesinleştiğinden 1989 yılında yapılan 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına ilişkin komisyon çalışmalarının yok hükmünde olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi
hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023. (E.M.Y. 931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı bir yana, davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine göre belirlenen 750.00.-TL. vekalet ücretinin davalı gerçek kişiden alınarak davacı ... YÖNETİMİNE ve davalı HAZİNE’YE verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 23/11/2010 günü oy birliği ile karar verildi.