MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1977 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, çekişmeli ... Köyü 14 parsel sayılı 71479 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu ve vergi kayıtları ile Salih ... Beleginer adına tespit edilmiş olup halen davalı adına tapuda kayıtlıdır. Davacı ... Yönetimi, taşınmazın bir kısmının kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile 14 numaralı parselin (B1) ile gösterilen 12332,78 m2'lik kısmının orman vasfı ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1947 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşen orman tahdidi ile 1986-1987 yıllarında yapılan ve kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen kısmının kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de karara dayanak alınan bilirkişi raporuna ekli krokide, 248, 287, 288, 289, 290 ve 291 orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı, 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman tahdidi ile 1986-1987 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasını gösteren aplikasyon haritasında aynı orman sınır noktalarını birleştiren hattan açı ve mesafe yönünden farklı olduğu görülmektedir. Bilirkişi bu farklılığın nedenini açıklamamıştır. Ayrıca; orman tahdit tutanaklarında tarif edilen mevki ve yer adları ve zeminde mevcut orman sınır noktalarını gösterir orman sınır taşlarının saptanması bakımından yerel bilirkişi dinlenmediği gibi, uzman bilirkişinin raporunu destekleyecek nitelikte dosyada bilgi ve belge de yoktur. Bu haliyle orman mühendisi bilirkişinin orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutulduğu net olarak anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle 24, 287, 288, 289, 290 ve 291 nolu orman sınır noktalarının gösterir tahdit haritası, tahdit tutanakları ile aplıkasyon haritası ve aplikasyon tutanakları ilgili yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri
arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak 4 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 08/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy