MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptal ve tesciline, zilyetliğin beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinmesi ve davacının kendi adının yazılması istemine ilişkin davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., ... Köyü 439 parsel sayılı taşınmazı 1960 yılından önce imar ve ihya edildiği, o zamandan beride ... alanı olarak kullanıldığı, daha sonra kendisinin satın aldığı, ... sıfatıyla zilyet ettiği, bu taşınmazın 1952 yılında makiye ayrılmakla ormanla olan ilişkisinin kesildiği, yeniden Orman sınırları içinde aplike edilip Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal dayanağı bulunmadığı iddiasıyla, Hazine adına oluşturulan tapu kaydının ve bu kaydın beyanlar hanesinde bulunan zilyetlik şerhinin iptalini, taşınmazın adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemenin davanın reddine ilişkin 14.09.2004 gün ve 2002/1081- 408 sayılı kararı davacı temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.10.2005 gün ve 2005/7248-12547 sayılı kararı ile (İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşmiş orman kadastrosu, maki tefrik haritası ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde tutanakların ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1952 yılında, makiye ayrıldığı, 1963 ve 1970 yıllarında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1981 yılında orman sınırları içinde aplike edildikten sonra 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve Hazine adına tapuya tescil edildiği belirlenip, makiye ayırma komisyonunun, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. ve 2/B madde uygulaması sonucu orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağı gibi, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı 1982 yılından, Hazine adına tapuya tescil edildiği 1992 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına
değinilerek, davacı gerçek kişinin ikinci bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarını red ederek, davacı gerçek kişinin bayınlar hanesinde davalı gerçek kişi yararına konulan zilyetlik şerhinin silinmesi ve kendi kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına ilişkin temyiz itirazları kabul edilerek, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından çekişmeli taşınmazın davacı tarafından zilyet edildiği ve davalı gerçek kişi ile ilgisinin bulunmadığı bildirildiği halde çekişmeli taşınmazın belediye sınırları içinde kalıp kalmadığı, taşınmazı tasarruf edenlerin isimleri belirlenerek tapunun beyanlar hanesinde gösterileceği, ancak bunun için tasarruf edenlerin orman köyü nüfusuna kayıtlı olup olmadığının yasanın yürürlüğünden en az 5 yıldan beri bu köyde ikamet ... etmediğinin, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamaların araştırılması” gereğine işaret edilerek, yerel mahkeme hükmü BOZULMUŞ, Mahkemenin 17.10.2006 gün ve 2006/320-501 sayılı önceki hükümde DİRENİLMESİNE ilişkin kararının davacı tarafından temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2007 gün ve 2007/20-137-135 sayılı kararıyla, 20. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki gerekçelerle, yerel mahkemenin direnme hükmü bozulmuştur. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline, zilyetliğin beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinmesi ve davacının kendi adının yazılması istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde ilk orman kadastrosu 1946 yılında yapılıp kesinleşmiştir. Daha sonra, 1980 yılında yapılıp, 06.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1990 yılında yapılıp, 25.02.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 30/12/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.