MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 05/07/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28/12/2010 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden ,gelmedi, karşı taraftan davalı HAZİNE vekili avukat ... ile davalı ... YÖNETİMİ vekili avukat ... ... geldi,başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında davaya konu ... Köyü 242 ada 2 parsel sayılı taşınmaz tek katlı kargir ev ve tarlası niteliğinde, 8095,34 m2 yüzölçümünde,zilyedinin ... olduğu, belirtilerek,Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/7 esas sayılı dosyasında tescil davası bulunduğu nedeniyle ... hanesi açık olarak 02/08/2008 tarihinde tespit edilmiştir.
Davacı ... davaya konu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile maliki olduğunu ileri sürerek adına tescili istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesine dava açmıştır.Diğer yandan ... ve arkadaşları dava konusu taşınmazın,öncesinde ... arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını, tapuların dış hudutlarının ... Gediği, ... İskelesi, ..., ..., ..., ... Gediği, ..., ... Çiftliği, ... dışındaki ... Taş, ... Çiftliği ve ... olduğunu ve bu hudutların askeri haritalarda yer aldığını davalı veya mirasbırakanlarının 1952 yılına kadar bu araziyi %25 hâsılat kirası vererek fer’i zilyet sıfatıyla ... arazisi olarak kullandıklarını,ancak hukuk dışı eylemlerle taşınmaza sahiplenmeye çalıştıklarını, geldi kayıtlarında icareteynli vakıf olarak yazılı tapu kaydının 1961 yılında taviz bedeli ödenmek sureti ile vakıfla ilişiğinin kesildiğini, bu vakıfların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında ise bilirkişilerin gerçekleri sakladıklarını, sabit hudutlu olmaları nedeniyle miktarına itibar edilmesi gereken tapuların kapsamındaki ormanların, 4785 sayılı Kanunla devletleştirilmesinden dolayı bunların bedelleriyle ilgili olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın devam ettiğini ileri sürerek itiraz etmişlerdir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/7-2003/587 sayılı kararı ile (davacı ...’in davasının kabulüne davaya konu 7691,78 m2 miktarındaki yerin yerin adına tesciline,muteriz davacıların davasının REDDİNE karar verilmiş, kararın Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine 20. Hukuk Dairesinin 2005/5630-2007/2927 sayılı karar ile (Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığından yeniden keşif yapılarak,1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği ve 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet Ormanları belirlendiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitireceği, Orman Yönetiminin katılımı olmaksızın oluşan tapu kayıtlarının Yönetimi bağlamayacağı, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise, kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği, düşünülerek taşınmazın niteliği belirlenmesi, kesinleşmiş mahkeme kararlarının tarafı olmayan Orman Yönetimini bağlamayacağı, devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkının Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu nazara alınarak, devlet ormanlarına ilişkin sav ve savunmaların Hazine ve Orman Yönetimi tarafından ayrı ayrı yapabileceği gibi birlikte de yapılabileceği gözetilerek toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında, davaya konu taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden görevsizlik kararı verilerek,dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır
Davacı ... Yönetimi çekişmeli taşınmazın orman sayılan yer olduğunu ileri sürerek orman niteliğinde hazine adına tescili istemiyle dava açmış, davalar aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle birleştirilmiştir.
Mahkemece, Davacı ... Yönetiminin davasının ve davacı ...’in davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, diğer davacıların davasının REDDİNE, davaya konu 242 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ... bilirkişisinin, raporunda; (B) ile gösterilen 2,107,2 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman niteliğinde hazine adına tesciline, (A) ile gösterilen 5,988,34 m2 yüzölçümündeki bölümünün tespit tutanağındaki nitelik ile ... adına tesciline, karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili ile davacı ... YÖNETİMİ vekili ve davalı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1980 yılında yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1991 yılında yapılarak dava tarihinden önce kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına ve eski tarihli resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada kısmen orman kadastrosunda orman sınırı içinde olduğu kısmen de orman kadastrosunda orman sınırı dışında olup öncesi ve fiili durumu itibarılla orman sayılmayan yerlerden olduğunun ve bu bölüm yönünden adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 Sayılı Yasanın 14 . maddesinde yazılı şartların oluştuğu belirlenerek anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.-TL vekalet ücretinin davacı ...’den alınarak, davalı ... YÖNETİMİ ile HAZİNE’ye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 28/12/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.