MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.07.2007 gün ve 2007/2007-2811 sayılı kararında: “Öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan yerleşik görüşlere göre kural olarak, orman sayılan yerlerden olup olmadığı, kadastro tesbit gününden önce yetkili idari merciler tarafından bu doğrultuda yapılan yönetimsel işlemin kesinleşmiş olması halinde taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sınırlandırma harita ve eki mazbatanın yerine uygulanması yoluyla belirlenir. Aksi halde taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı 6831 Sayılı Yasanın 1.maddesi hükmü uyarınca yapılacak araştırma ve soruşturma ile belirleneceği kuşkusudur.
O halde, mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru ve 3 (üç) kişiden oluşan uzman ormancı bilirkişi kurulu ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede tespit gününden önce orman sınırlandırılmasının yapıldığı bu yönetimsel işlemin 21.10.1994 gününde kesinleştiği duraksamasız saptandığı taktirde 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca da orman sınırlandırılmasıyla birlikte orman sınırlarında değişiklik yapıldığı, mahkemece göz önünde tutularak sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaz ile çevresini birlikte gösteren açık bir anlatımla dıştan komşu taşınmazları da birlikte gösteren geniş kapsamlı kadastro paftası ile orman sınırlandırması ve orman sınırlarında 6831 sayılı yasanın Değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemin dayanağı haritanın ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi kurulu eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikteki sınır yerleri sayılabilecek kişi taşınmazlarından yararlanılmalı, uzman bilirkişi fen elemanından ve 3 kişiden oluşan uzman ormancı bilirkişi kurulundan ayrıntılı gerekçeli keşfi izlemeye, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi sözlerini denetleme imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, mahkemece bu yolla dava ve temyize konu 108 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tespit gününden önce bölgede yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırma haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, ayrıca taşınmazın tümünün yada bir bölümünün orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kaldığı saptandığı takdirde sözü edilen dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı da duraksamasız belirlenmeli, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı düşünülmeli, bundan sonra yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmış ise de taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman sınırlandırılmasıyla ilgili yönetimsel işlemin kesinleştiği gün ile, kadastro tesbitinin yapıldığı günler arasında davalı taraf ile bayiinin taşınmaz üzerinde sürdüğü zilyetliğin iktisap sağlayan süreye ulaşıp ulaşmadığı duraksamasız belirlenmeli özellikle bu olgu eşliğinde yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava konusu 108 ada 11 parsel sayılı taşınmazla birlikte dava dışı 108 ada 8 ila 10 ve 12 ila 14 parsel sayılı taşınmazların öncesinin bir bütün olduğu miras bırakan ...’ın ölümünden sonra mirasçıları arasında hangi günde yöntemine uygun paylaşmanın yapıldığı duraksamasız belirleneceği zilyetliğe ilişkin delillerin değerlendirilmesinde az yukarıda vurgulanan olgular eşliğinde değerlendirileceği düşünülmeli ayrıca davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar eşliğinde davalı taraf ile satıcı ve satıcının miras bırakanı ve dava dışı mirasçılarının kimlikleri belirlenerek aynı çalışma alanı içerisinde ilgililer adına kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla başkaca taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddi ile dava konusu 108 ada 11 sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1994 yılında orman kadastrosu ve 2/B uygulaması yapılmış, 22.04.1994 günü ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 28.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.