20. Hukuk Dairesi 2010/302 E., 2010/3412 K. GÖREV HÜKMÜN TAVZİHİ ORMAN KADASTROSU
6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 11 ] 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 7 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 455 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tavzih talebine ilişkin davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan olan Hanife, Niyazi ve Mehmet tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Orman Yönetimi, 766 sayılı Tapulama Yasasfnın yürürlüğü sırasında davalılar adına tespit tutanağı düzenlenen Y... Köyü 899, 924, 925 sayılı parsellerin (Bergama Tapulama Mahkemesi)'nin 1963/292-1966/78 sayılı kararı ile sözü edilen Yasa'nın 2. maddesi gereğince orman olarak tapulama dışı bırakılmasına karar verildiğini, daha sonra 3402 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle hükmün infazında sorunlar çıktığını ve mahkeme kararının infaz edilemediğini belirterek hükmün, "dava konusu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline" şeklinde tavzihini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu 899-924-925 sayılı parsellerin davalılar adına yapılan kadastro tespitlerinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hanife, Niyazi ve Mehmet tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen kararın tavzihine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1941 yılında 3116 sayılı Yasa gereğince yapılmış orman kadastrosu bulunmaktadır.
Ormanlarla ilgili olarak 01.06.1937 tarihinde yürürlüğe konulan 3116 sayılı Orman Yasası'nın 5, 6 ve 7. maddeleri, Devlet Ormanının kadastrosunun (tahdidinin) orman kadastro komisyonlarınca yapılacağını ve sonuçlarının üç ay süre ile ilan edilip kesinleşeceğini ve aynı Yasa'nın 13. maddesinde 'Tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş olan ormanların tapuda hiçbir harç ve resim alınmaksızın Hazine adına tescil olunacağını" öngörülmüş, yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Yasası'nın 11/4. maddesi ile 3116 sayılı Yasa'nın 13. maddesindeki bu hüküm tekrarlanmıştır. Çekişmeli taşınmazların orman niteliği ile tapulama harici bırakılmasına ilişkin Tapulama Mahkemesi'nin 1963/292-1966/78 sayılı kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Yasası'nın 46/3. maddesi gereğince "Orman Yasası uyarınca tahditleri yapılarak kesinleşmiş ve tescil edilmiş ormanlara ait kayıtlar, müseccel bulunduğu birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılır". Aynı Yasa'nın 2. maddesi "...Orman Yasası uyarınca orman sayılan yerler tapulamaya tabi tutulamaz...".
İşte, somut olayda kültür arazisi olduğu düşüncesiyle kişiler adına tespit tutanağı düzenlenen çekişmeli parseller hakkında Orman Yönetimi tarafından açılan davanın tapulama mahkemesince kabul edilerek 766 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince taşınmazların tapulama harici bırakılmasına dair verilen kararın Yedinci Hukuk Dairesi'nin 1968/7818-1969/908 sayılı kararı ile onanıp kesinleştiği, Orman Yönetimi'nin kesin hükümle Devlet Ormanı olduğu belirlenen dava konusu taşınmazların tavzih yoluyla orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili istendiği anlaşılmaktadır. Yörede orman kadastrosu 1941 yılında 4785 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden önce 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılmıştır. Bu yasada sadece Devlet Ormanlarının kadastrosunun yapılacağı öngörülmüştür. 6831 sayılı Yasa'nın 7. maddesi her çeşit taşınmaz malların orman niteliğini belirleme yetkisini orman kadastro komisyonlarına vermiştir. 15.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliği'nin 26/1. maddesinin (g) bendi hükmüne göre "Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerlerin Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması" zorunludur. Aynı maddenin 2. fıkrası "Muhafaza ormanları ile Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerlerin orman rejimine girmiş sahalar olması nedeniyle herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman niteliğini ortadan kaldırmaz".
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde sonradan orman ka-dastrosu yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne gibi işleme tabi tutulduğu da anlaşılamamaktadır. Davalı taşınmazlar daha sonra orman kadastrosuna tabi tutulmuş ve orman sınırı içine alınarak kesinleşmiş ise, 6831 sayılı Yasa'nın 11/4. maddesi hükmüne göre orman niteliği ile Hazine adına tescil edilecektir. 1941 yılından sonra yörede 4785 sayılı Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak bir orman kadastrosu bugüne kadar yapılmamışsa, davacı Orman Yönetîmi'nin isteği, "Kesinleşen Kadastro Mahkemesi kararı ile Devlet Ormanı olduğu belirlenen taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tescili" olması nedeniyle, bu davanın çözüm yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir. Somut olayda, kesinleşmiş Kadastro Mahkemesi kararının tavzihini gerektirir bir durum bulunmadığı gibi, 766 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince orman olması nedeniyle tespit dışı bırakılan taşınmazların tapuya tescil edilmesi Kadastro Mahkemesinin görevi değildir. O halde; dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dava dosyasının Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu tavzih kararı ile dava konusu taşınmazların tesciline karar verilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hanife, Niyazi ve Mehmet'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 17.03.2010 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy