MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri ile davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, .... Köyü 74 ve 77 parseller ile 76 parsel vee ... aileleri arazileri arasında kalan 20 dönüm tapulama harici bırakılan taşınmazın imar ve ihya ile eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, 15.12.2005 tarih 2003/25 - 2005/502 sayılı karar ile davanın kabulüne, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 30.06.2004 günlü krokide gösterilen 14.096 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.07.2006 tarih 2006/3813 – 4686 sayılı kararı ile (Davanın, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın TMK.'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddeleri hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkin olduğu,buna göre bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın nitelik itibarıyla kazanılmaya elverişli yerlerden olması gereğinin yanında, imar ihya edilmesi ve imar ihyanın tamamlanmasından sonra üzerinde koşullarına uygun olarak 20 yılı aşan süre ile zilyet ve tasarruf edildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerektiği genel arazi kadastro çalışmalarının 1971 yılında yapıldığı ve dava konusu taşınmazın bu çalışmalar esnasında tespit harici bırakıldığı,ancak ne sebeple kadastro dışı bırakıldığı hakkında bilgi ve belgeye rastlanmadığı bildirildiği,paftaya göre davaya konu taşınmazın Devlet ormanına bitişik olduğu, Orman Yüksek Mühendisi ... Akyol tarafından dosyaya sunulan 12.07.2004 tarihli rapora göre davaya konu taşınmazın 3116 sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılan kesinleşmiş orman tahdidi dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, 6831 Sayılı Kanun uyarınca 1983 yılında yapılan 2/B uygulaması dışında kaldığı, taşınmazın üzerinde 40-60 yaşlarında dağınık vaziyette 13 adet kızılçam ağacının bulunduğu bildirildiği,daha sonra üçlü ziraatçı bilirkişilerden alınan rapora göre 13 adet kızılçam ağacından 4 adedinin kaldığı diğerlerinin kesildiği anlaşıldığı,mahkemece taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarihteki niteliği üzerinde durulması, bu hususun Kadastro Müdürlüğünden tekrar sorulması, gerekiyorsa uzman bilirkişi vasıtasıyla kadastro paftası üzerinde inceleme yaptırılarak taşınmazın tespit dışı bırakılma sebebi belirlenmesi, orman, çalılık, fundalık gibi sebeplerle tespit dışı bırakılmış ise TMK.nun 713/3. maddesi uyarınca ... ilgili kamu tüzel kişisi olarak davaya katılması, varsa savunma ve delilleri alınması, 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile orman sınırları
dışında bırakılan yerlerin üzerindeki bitki örtüsü de dikkate alınarak 1744, 2896 ve 3302 sayılı Kanunlar ile 4785 sayılı Kanun gözetilerek orman sayılan yerlerden olabileceği düşünülmesi, bu hususta önceki orman mühendisi dışında dinlenecek yeni bir orman yüksek mühendisi bilirkişiden gerekçeli rapor alınması araştırma sonucunda, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, ormanların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve üzerindeki zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazanılamayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi, şayet orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığı takdirde bu kez zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılması, bu sebeple; imar-ihya üzerinde durulması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak,davanın KABULÜNE, Tekirova beldesinde 30.06.2004 tarihli kroki ve 30.06.2008 tarihli Fen Bilirkişisi ... Üretme’nin rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından harca yönelik düzeltilerek onama istemli olmak üzere, davalı HAZİNE vekili ile ORMAN YÖNETİMİ vekili tarafından esasa ilişkin temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, imar ihya ve eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali tesciline ilişkindir.
Davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu 1971yılında yapılmış, davaya konu yer tesbit harici bırakılmıştır.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 tarihinde yapılarak kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 30/5/1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 sayılı yasa ile değişik 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra, bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölüm hakkında, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, taşınmazın 1972 yılında kesinleşen arazi kadastrosunda orman olarak belirtilerek tesbit dışı bırakıldığından, taşınmazın orman olma durumunun, orman sınırı dışında bırakılmasına ilişkin, paftasında orman kadastro işleminin kesinleşme tarihine kadar devam edeceği ve ormanlar üzerindeki zilyetliğe değer verilemeyeceğinden, taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, orman sınırı dışında bırakılmasına ilişkin, orman kadastro işleminin kesinleştiği tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
3116 Sayılı Yasaya göre sadece devlet ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliği ve hukuki durumunu saptamakta yeterli değildir. Bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılan çalışma ile orman sınırı dışında bırakılma işleminin kesinleşme tarihine kadar orman sayılacağı, yani dava konusu taşınmazın tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılarak orman olduğunun belirlenmesi olgusu karşısında, taşınmazın orman olmadığı, ancak yörede 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar hükümleri gözetilerek yapılıp kesinleşecek orman kadastro sınırı dışında kalması halinde kabul edilecektir ve kadastro sınırı kesinleşmesi tarihi zilyetliğin başlangıcına esas olacağından yörede henüz 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar hükümleri gözetilerek yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmadığından, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar hükümleri gözetilerek yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdürecek ve o tarihe kadar süren zilyetliğe değer verilemeyecektir. (Yüksek H.G.K.'nun 18.02.1998 gün, 1998/8-15 E.- 1998/129 K. ve 2000/8-1264 E.- 2000/1250 K.sayılı ve 24.10.2001 gün, 2001/8-964 E.- 751 K., 2004/8-242 E.- 2004/292 K. sayılı kararları).
Mahkemece anılan yönler gözetilerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılıp, 08/03/1972-07/04/1972 tarihleri arasında ilan edilen genel arazi kadastrosunda, taşınmazın orman niteliği belirtilerek kadastral paftaya işlendiği yörede henüz 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar
hükümleri gözetilerek yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmadığından, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar hükümleri gözetilerek yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden, dava konusu taşınmazın, Medeni Yasanın 713. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. Maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için yasa önünde kabul edilebilir yasal zilyetlik süresinin, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar hükümleri gözetilerek yapılacak orman kadastrosu ile orman sınırı dışında bırakılmasının kesinleşmesi ile başlayacağına, temyize konu davanın açıldığı tarihte ,yasanın öngördüğü 20 yıllık yasal edinme süresi henüz başlamadığına göre, davacı kişi yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez.
Anılan yönler gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bozma nedenine göre davalıların ve davacı kişinin yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekili ve Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının tümüyle REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 09/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.